koyun

koyun

Son dakika koyun haberleri ile ilgili Milliyet'e eklenen tüm haberler bu sayfada yer almaktadır. Geçmişte yaşanan koyun gelişmeleri, bugün yaşanan en flaş gelişmeler ve çok daha fazlası sürekli güncel olan koyun haber sayfamızda...

koyun haber başlıkları altta listelenmiştir. Son dakika haberleri de dahil olmak üzere şu ana kadar eklenen toplam 308 koyun haberi bulunmuştur.

Patagonyanın yürüyen buzulu
Patagonya'nın yürüyen buzuluGüneş KarabudaDarda, zorda kalan politikacıdan, futbolcumuza kadar herkesin başvurduğu bir çare, yöntemdir bu. Bizde, genellikle varlığından pek emin olunmayan, hayal gücünün yarattığı bir ülke sanılır Patagonya!.."Burası Patagonya mı?" veya "Bu kadarı Patagonya'da bile olmaz!" gibi, zaman zaman duyduğumuz sözler, uygun bulmadığımız, Türkiye'ye yakıştıramadığımız karanlık ve kötü olayların "vehamet"ini anlatmak için kullanılır! Hangi coğrafya bilgisi kıt muhterem bulmuşsa, her şeyin günahını anında rezil(!)Patagonya'ya havale ederizDarda, zorda kalan politikacıdan, futbolcumuza kadar herkesin başvurduğu bir çare, yöntemdir bu. Bizde, genellikle varlığından pek emin olunmayan, hayal gücünün yarattığı bir ülke sanılır Patagonya!..Geçtiğimiz kasım ayının bir bahar günü, Patagonya'ya ayak basıyorum.Arjantin'in başkenti, Buenos Aires'ten, 3000 km. uçarak, kıtanın en uç güney noktasına varabiliyorum. Anlayacağınız gibi, burası Arjantin'in bir güney eyaleti olan Patagonya. Doğal olarak, karanlık işlerin döndüğü bir yer olmaktan da çok uzak. Tam tersine, son derece ilginç bir coğrafyaya sahip, mis gibi havasıyla, huzur dolu bir yöre burası. Arjantin'in üçte birini kapsayan Patagonya, dünyanın en az nüfuslu yörelerinden biri.Kilometrekareye 1 kişinin düştüğü bu sonsuz boşluklar diyarında, saatlerce tek bir insana rastlamadan yol alıp, bol bol koyun sürüleri görmemiz mümkün. Atlantik Okyanusu'nda küçük bir liman şehri olan Rio Gallegos'ta geceyi geçirdikten sonra, ülkenin batısına, buzullar yöresine doğru yola koyuluyoruz. "Sebebi ziyaretimiz", Şili sınırında sırtını And Dağları'na dayamış Perito Moreno buzuluyla ilgili bir belgesel yapmak. Uzaklarda tepeleri karla kaplı sıra dağların göründüğü uzun ince, tozlu bir yolda ilerliyoruz. Güney Kutbu'ndan çok uzak olmamamıza karşın, hava soğuk değil, Patagonya'nın yazları ılık, kışı da ılıman, derece sıfırın altına ender düşüyor. Yolda, artık sayıları azalmakta olan "Estancias" dedikleri büyük çiftliklere rastlıyoruz.Beş, altı saatlik bir yolculuktan sonra yörenin tek şehri el Calafate'ye varıyoruz. etrafı dağlarla çevrili, Amerika'ya ilk yerleşen öncülerin kurduğu kovboy kasabalarına benziyor burası. Ostral rüzgarların ara vermeden uluyarak estiği, bu yörenin diğer bir adı da; "dünyanın sonu". Yalan da değil hani, biraz daha aşağı inseniz, göremeseniz de karşınızda Antartika'yı hissedersiniz!Yola devam edip iki saat sonra mola verdiğimizde, uzaklarda yürüyen buzul Perito Moreno'yu seçebiliyoruz. Buzul deyince insanın aklına doğal olarak, yüksek dağların tepesindeki buzullar gelir. Perito Moreno ise sizin ona yukarıdan bakabileceğiniz bir buzul. İlk bakışta, dağlardan tüm şiddet ve hiddetiyle güldür güldür kopup gelen, göle vardığında aniden donuveren heybetli bir nehri andırıyor. Perito Moreno... 257 km2 yüzeyi, 30 km uzunluğu ve 4 km eni olan buzulun sualtı derinliği 100 metreyi geçiyor. Buzulun iç bölümlerindeki sürekli ve yoğun "itiş kakış" yüzünden Perito Moreno günde bir, iki santim ilerliyor. Sık sık, çok uzaklardan kopup, parçalanan buzların gök gürlemesini andıran sesleri geliyor. İnsan bu muhteşem doğa karşısında büyülenmeden ve belki de dünyanın buna benzer bir şekilde meydana geldiğini düşünmeden edemiyor! Buzula birkaç kilometre yakınlıkta olsanız bile, hava soğuk değil, biraz serince. etraf, Calafate (şehir ismini bundan almış) denen sarı ve Notro dedikleri kırmızı çiçeklerle dolu. eski bir Galatasaraylı olarak, benim için bunun bir göz cümbüşü olduğunu söylememe bilmem gerek var mı?Perito Moreno'yu yakından izlemek üzere, bir gün tekneyle göle açılıyoruz. Yaklaştıkça, buzulun gerçek ölçüleri daha netleşiyor. Önümüzde bir duvar gibi duran buzulun yüksekliği 60, 70 metreyi buluyor. Buzulun uç noktalarındaki oyukların çivit mavisi renginde olduğunu görüyorum. Karın buza dönüşmesi sırasında, ışık kırılmalarından oluşurmuş bu renk. Perito Moreno'ya yüz, yüzelli metre mesafedeyken, ufak kopmalar oluyor buzuldan. Pek önemsemiyoruz...
25.03.2000The Others
Bütün çocuklar patatese bayılır
Bütün çocuklar patatese bayılır!Patatesin 'sarışınlığından' mı nedir, bilinmez bütün çocuklar patates sever. Hem de sıcak sever. Verseniz üç öğün yerler. Tabii, bu ne derece sağlıklı, orası tartışılır. İyisi mi patatesi onlara başka türlü sevdirin. İşte işinize yarayacak tariflerEzme Patates çorbası Malzemeler:1 kg. sığır kemiği 12 su bardağı su4 kahve fincanı un1 baş soğan1 adet havuç1 adet orta boy kereviz1/2 kg. patatesYarım ekmek (bayat)7,5 çorba kaşığı tereyağ 50 gr. kaşar peyniri3 adet defne yaprağıTuz, biberHazırlanışı :Sebzeleri ayıklayıp yıkadıktan sonra büyük parçalar halinde doğrayın. Kemiği yıkayıp sebzelerle beraber bir tencereye koyun. Üzerine 12 su bardağı su, tuz, biber ve defne yaprağı ilave edin. Kaynamaya başladığında bir kaşıkla köpüğünü alın. Orta hararetli ateşte iki saat kadar kaynatın. Tencereden sebzeleri ve kemikleri çıkartın. Patatesleri ve et suyunu ince delikli bir süzgeçten geçirin. 5 çorba kaşığı yağ ile unu 1 - 2 dakika kavurun . Süzülen çorbayı karıştırarak 10 dakika kaynatın. Çorba kasesine koyun, 50 gr. tereyağı eritip fındık iriliğinde kesilmiş ekmeğin üzerine rendelenmiş kaşar peyniri ile beraber serpin. Fırında ekmekleri kızartıp, çorba ile beraber servis yapın.Fırında Patates Malzemeler:3 adet yumurtaKaşar rendesi Patates1 kg. sütMargarinHazırlanışı:Patatesleri halka halka doğrayın; tuzlayıp, yağladığınız bir tepsiye dizin. Araya kaşar rendesi koyup, yine bir sıra patates dizin, üzerine küçük parçalar halinde margarin koyun. 1 kilo süt ile 3 yumurtayı çırpıp tepsiye boşaltın. Kaşar rendesi serpip, fırına verin.Fırın Patates Malzemeler:250 gr. yağsız kıyma1 kg. patates250 gr. kaşarYeşil biberDomatesSoğanTuz, karabiberHazırlanışı:Patatesleri haşlayıp püre haline getirin. Kıymayı soğan, yeşil biber, tuz ve karabiberle kavurun. Püre halindeki patatesi elinizde yuvarlayıp, ortasını çukurlaştırın. Çukurlaştırdığınız yere önceden kavurduğunuz kıymayı koyup, kapatın. Topları, yağlı bir tepsiye dizip üzerine kaşar rendesi serpin ve kızgın fırına verin.© 2000 Milliyet
18.03.2000The Others
İnsan olana, canım kurban
İnsan olana, canım kurban!Necati GÜNGÖRTam dört gün mübarek Kurban bayramını idrak edeceğiz. Ziyaretler, kurbanlar derken, bir bayram daha son bulacak. Peki kadim zamanların bayramları nasıldı dersiniz!Koyunların dili olsa da sorulsaydı onlara, "canım kurban size" der miydi acaba insanoğluna? Hayvanların beyni gelişmemiş, dili de yoktur. Dolayısıyla, beyni ve dili gelişmiş olan insanoğlu, ta ilkel çağlardan beri, gizemli güçlere hayvanları kurban etmeyi bir gelenek haline getirmiştir. Hayvanları kurban diye keser, sonra da beyinleriyle dillerini bir güzel söğüş yaparız... Neyse ki, insanoğlu hemcinslerini kurban etme geleneğini fazla sürdürmemiş; yoksa düşüncesini ya da konuşmasını beğenmediğimiz kimselerin kanını akıtarak, beyniyle dilinden rakı sofralarına meze çıkarıyor olurduk h_al_a!Kurban kanı Tanrı yoluna, eti de insanoğluna helal sayılmış. Kurbanı kesen illa ki, onun etinden tadacak... Zaman içinde bir kurala da bağlanmış, kurban etinin tüketimi: Üçte biri yoksullara, üçte biri eşe dosta, üçte biri de kurban sahibine... Ama bütün kurallar gibi bu da zamanla delinmiş ve yapılan iş, "Tanrı'ya kurban, küpe kavurma!" sözüyle özetlenir olmuş. Kurban kesme geleneği, belki de en çok Anadolu Türklerinde renkli bir kültüre dönüşmüş. Sözgelimi kadim zamanların İstanbul'unda günler öncesinden başlardı kurban hazırlığı. Selatinlik, saraylık, vükelalık, nik_ahlık koçlar ayrılırdı ilkin. İçlerinde en şahanesi padişah, şehzade ve sultan saraylarına, vezir konaklarına taşınırdı. Kalanların içinden, yakında damat olacak kimseler, helalinin hanesine göndermek üzere birer koç seçerlerdi. Seçilen kınalı koçlar hamalların sırtına vurulur, evlerin yolu tutulurdu.Kurban konusunda titiz olanlarsa haftalar öncesinden koçlarını seçerler, hayvanı "badem ile, fıstık ile" besleyip ulema beygiri gibi tavlandırırlardı. Bayram gelmeden hayvanın tüylerini arapsabunu ya da Halep kiliyle yıkar, kar beyazına çevirir, seyrek dişli sakal tarağıyla da tararlardı. Sonra arkası şekerci boyasıyla boyanır, boynuzlarına varak yaldız sürülür, başına al renkli kurdele bağlanır, gelin telleriyle süslenirdi.Ölen bir kişi için kurban arife günü, hayatta olanlar içinse bayram sabahı, namazdan sonra kesilirdi. Hayvanı kesecek olan kasabı, kurban sahibi vekil tayin ederdi. Sabahın köründe uykusundan kalkıp da vekalet vermeye üşenseler, akşamdan hallederlerdi bu işi. Sarayın ya da konağın haremindeki kadın taifesiyse, kapı aralığından seslenerek vek_alet verirlerdi. "Tarafınızdan vekiliniz olup kurbanınızı keseyim mi?" diye soran kasaba, "Kesiniz" yanıtı gelirdi içeriden. Hayvancağızın yüzüne gülsuyu serpilir, ağzına tuz verilir, gözleri de temiz bir kumaş parçasıyla bağlanır, öylece kurban edilirdi.Artık bütün gün mutfaklardan, sofalardan, avlulardan sokaklara doğru, kendi yağıyla kavrulmuş, közde pişirilmiş, kekikli, sarmısaklı, arpacık soğanlı yahnisi yapılmış et kokuları tüterdi... Yoksul kimselerse, konaklardan toplanmış etleri kavurma yapıp, güveçlerde, kavanozlarda, küplerde saklayarak aylarca yemeklerine katarlardı.O zamanlar kurbanlık bulmak için şehir dışına çıkmaya da gerek yoktu; yangınlardan artakalmış arsalarda, ya da İstanbul'un işlek alanlarında, örneğin Fatih'te, Beyazıt Meydanı'nda koyun sürüleri bulunurdu. Arnavut celepler İstanbul'un her yerini kurbanlık hayvanlarla doldururlardı.Bir dönemin İstanbul'unda zarafetiyle gönüller yakan şair Fıtnat Hanım'ın, bir bayram arifesinde başından geçen olaysa unutulmaz bir öyküdür.Fıtnat Hanım, kurbanlık koyun almak için Beyazıt Meydanı'na uğrar. Rastlantı bu ya, öteden beri Fıtnat Hanım'da gözü olan külhani şair Haşmet Bey de oradadır:- Hanım, sana ben kurban olayım! diye laf atar.Fıtnat Hanım:- Olmaz, der. Seni kesmek mekruh olur, boynuzların çıkmamış!Haşmet Bey de hazırcevaptır ve hemen yapıştırır yanıtını:- Devlethanenizde bayram sabahına kadar beni misafir edin, boynuzlarım çatal çatal çıkar!Dini konularda konuşma yetkinliği olan kişilerden öğrendiğimize göre, Kutsa
11.03.2000The Others
Benzer Etiketler
Bölümlere göre sonuçlar
Yazarlara göre sonuçlar