Ege

09.02.2019 - 08:15

Kadın kadının kurdudur

Sitene Ekle
Sinema Salonu  |  Emin Yeğinboy yeginboy@gmail.com Tüm Yazıları »
Dönem filmlerinin ağır, hantal bir dokusu vardır. Ağır kostümler ve makyajlar içindeki karakterler, saygın diyaloglarla kraliyetin dokunulmazlığını, dönemin siyasi yapısını türlü şekillerde yansıtır. Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos, bir ‘yap/boz’ ustası olarak bu kuralı tersine çeviriyor. Bir 18. yüzyıl kraliyet öyküsüne elinden gelen tüm grotesk, edepsiz dokunuşları yapıyor ve bunları canlı, akıcı ve benzersiz bir dönem filmi olarak sunuyor. Gutlu Kraliçe olarak tanınan Anne ve çevresinde ona yaranıp güç kazanmaya çalışan, Malborough Düşesi Sarah Churchill (Rachel Weisz) ile saraya hizmetkâr olarak kabul edilmiş Abigail (Emma Stone) arasındaki karmaşık ilişkiye odaklanıyor Lanthimos. Tarihi bir dönem anlatımından bilerek, isteyerek uzak duruyor. Fransa’yla olan savaş, kötü idare edilen bir ülkede vergilerin artırılması gibi siyasi konuları, dönemin gidişatını vurgulamak adına arka plana itiyor. Üç kadın arasındaki iktidar savaşını, hınzır bir mizah duygusuyla birleştiriyor, soylu sınıfın yozluğunu grotesk sahnelerle gösteriyor.    
 

Başta gut olmak üzere çeşitli sağlık sorunları altında, huysuz, fevri, özgüven sorunu yaşayan, tahtın ağırlığını taşımaktan uzak bir kimliğe dönüşen kraliçeyi izliyoruz. Kendisine çok yakın duran, sevgilisi Sarah, onu tüm devlet kararlarında etkilemektedir. Köyden saraya gelen Abigail ise küçük yaşta babasının kumar borcu olarak peşkeş çekilmiş, hayatın içinde var olmak için mücadele veren, genç bir kadındır. Kararlıdır, sokağa dönüp fahişelik yapmayacaktır. Kısa sürede kraliçenin dikkatini çeker ve Sarah için ciddi bir rakibe olur. Elinden ve bedeninden her türlü hizmet gelir.

Yılın en güzel filmi

Lanthimos’un görsellik üzerine tercihleri sıra dışı. Doğal ışıkta, geniş açılı, balıkgözü çekilmiş sahneler ve hızlı kaydırmalar tempoyu, karakterler arasındaki gerilimli atmosferi mükemmel yansıtmış. Görüntü yönetmeni Robby Ryan, kostümlü dramların klasik yapısını kıran, modern bir ruh aşılayacak kareler için özellikle çalışmış. Diyaloglardaki keskinlik, açıksözlülük (yer yer fazlasıyla açık) bu görsellikle birleşince, dönem filmleri için alışılmadık kaotik yapı ortaya çıkıyor. Dönemi yansıtan Bach, Vivaldi ve Handel müzikleri, finalde Elton John’un ‘Skyline Pigeon’ adlı parçasıyla buluşuyor. 

Oyunculuklara gelince, müthiş bir takım oyunu var. Kraliçe’de Olivia Colman, güçlüyü oynayan bir ruhun mutsuzluğunu, fevriliğini olağanüstü bir oyunculukla canlandırıyor. Keza, Rachel Weisz ve Emma Stone, didişen kadınlarda hesaplı, acımasız karakterleri tam kıvamında oynuyor. Takım halinde Oscar adaylıkları var. Başarılarının daha ne kanıtı olsun ki?

Standart işlerin adamı olmayan Yorgos Lanthimos’un, herhangi bir filmiyle 10 dalda Oscar adaylığı alacağına asla ihtimal vermezdim. Orta akıma en yakın filmi ‘Sarayın Gözdesi’yle bunu hak etmiş olması, ‘Köpek Dişi’, ‘The Lobster’ ve ‘Kutsal Geyiğin Ölümü’ gibi sıra dışı filmlerinin değerini daha da artırıyor. En İyi Orijinal Senaryo, Kostüm ve Set Tasarımı dallarında Oscar’ın favorisi. Yılın en güzel filmi, kaçırmayın diyorum.

 

2004 yapımı 'Mustafa Hakkında Her şey' adlı filmin müzikleri hangi guruba aittir?
©Copyright 2019 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.