Cumartesi

17.09.2016 - 02:30

Paris mi tehlikeli İstanbul mu?

Bir yanım Paris daha tehlikeli, konsere doğrudan terörist saldırı bir tek orada oldu, 100’den fazla insan hayatını kaybetti; diğer yanım burada da terör binlerce can aldı, darbe girişimi oldu diyor

Sitene Ekle
Hafif müzik hafif başka şeyler  |  Mehmet Tez mehmet.tez@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Müziğe yapılan ilk doğrudan saldırı... Bu ifadeyi, Paris saldırılarının hemen ardından 14 Kasım 2015’te Bono kullanmıştı. U2 konseri başta pek çok konser iptal edilmişti ve Paris müzik açısından belki de dünyanın en riskli şehriydi o günlerde.

Terör pek çok şehirde pek çok mekanı vurdu, çok can yaktı ama ilk kez Paris’te bir konser doğrudan hedef alındı. 100’den fazla insan Müslüman teröristler tarafından canice öldürüldü.

Cihatçıların ve özellikle Vahabi terör örgütlerinin müzikten nefret ettiği biliniyor. Bu kişiler tarafından kontrol edilen bölgelerde Sahra Çölü’nden Suriye’ye müzikle ilgili akla hayale gelmeyecek cezalar, yasaklar görüldü. Ancak ilk kez bu boyutta bir katliam yaşandı.
O da Paris’te yaşandı.

Sorular, sorular...

Paris’te hatırı sayılır büyüklükte bir Müslüman toplum var. Cihatçı teröristler bu toplumun içinden en az Türkiye’deki kadar rahat terörist devşirebiliyor. İnsan kaynağı olarak Paris banliyölerinden faydalanıyorlar.

Olayların ardından yapılan araştırmaları ve açıklamaları takip eden sıradan bir okurun gözlemleyeceği şeyler bunlar. Peki neden hâlâ İstanbul için dünya kamuoyunda “Daha tehlikeli bir yer” deniyor?

Bataclan faciasının üzerinden bir yıl bile geçmedi (13 Ekim 2015). Ne oldu da Paris hızla toparlanıp bütün turnelerin merkezinde yer almaya devam etti?

Neden İstanbul, bir kez bile konser salonu hedef alınmadığı halde ünlü sanatçıların tartışma konusu oldu?

Düşünsenize Joan Baez, “Aman gitmeyin, çok tehlikeli” diyor. “Vietnam bile böyle değildi” ifadesini kullanıyor dolaylı olarak. Patti Smith konserini veriyor. “Böyle zamanlarda gelmeyeceksek ne zaman geleceğiz?” diyerek hem de yakın çevresine.

Son olarak Elton John, “Burası gayet güzel gelsenize” tadında bir açıklama yaptı. “Gelmeyenler ne kaçırdıklarını bilmiyorlar” dedi.

Neresi güvenli neresi değil? Bu tartışmada bir taraf şöyle diyor: “Türkiye elbette daha tehlikeli. Müzik mekanı hedef alınmadı ama havaalanında, turistik yerlerde, meydanlarda, en işlek caddelerde patlama oldu. Daha ne olsun? Sen olsan endişelenmez misin? Üstelik burası Müslüman radikal örgütlerin beslenip büyüdüğü bir ülke. Ortadoğu’ya komşu bir ülke. Hatta son dönemde basbayağı Ortadoğu. Ayrıca tek terör Müslüman örgütlerden gelmiyor, PKK da var. Onlar da canlı bombaları kullanıyor.”

Karşı görüş ise şöyle düşünüyor: “Brüksel’de havaalanında bomba patladı, İspanya’da, İngiltere’de metrolarda bombalar patladı. Geriye gidelim, ABD’de 11 Eylül oldu diye kimse New York’u yüzüstü bırakmadı. Terör global bir tehlike, neden sadece İstanbul bedel ödüyor?”

Bana her iki tarafın argümanları da sağlam geliyor. Ancak ben üçüncü bir taraf olarak kafası karışıklardanım. Bir yanım yabancı booking ajansları durumdan faydalanmaya, fiyat artırmaya çalışıyor (nitekim tekliflerini yükseltiyorlar), aksi takdirde Elton John gelmezdi diyor. Diğer yanım, darbe girişimi oldu, OHAL ilan edildi, daha ne olsun diyor. Bu ülkenin vergisini ödeyen, oy veren özgür (!) vatandaşı yurt dışına çıkarken SSK kağıdı göstermek zorundaysa, o ülkede “Her şey yolunda, gelin konser verin” diyene kim inanır diye sorarken bir yanım, diğer yanım 15 Temmuz’dan önce de tehlikeliydi, biz bütün meseleyi 15 Temmuz’a bağlarsak o zaman sanki ondan önce memleket güllük gülistanlıkmış gibi algılanır, sıkıntı 2011’den itibaren başladı diyor.

Tartışmaya devam

Bir yanım yabancılarla konuşurken, kardeşim siz kendinize bakın diyor. Yabancı ajanslardaki haberlere bakınca sinirleniyor, burasını iyice Afganistan, Lübnan, Pakistan gibi göstermeye başladılar diye söyleniyor. Diğer yanım, aslında biz alıştık yoksa dışarıdan bakınca durum bu diye kabulleniyor.

Temennim, bir an önce normalleşme. Daha vakit var ama hayat devam ediyor. Yaşamaya, zevk almaya, konuşmaya, tartışmaya, sevmeye devam.

Mutlaka edinmeniz gereken 3 plak

- Kes’in dinleyenin gözünden yaş getiren katıksız rock’laması “Kamlama” plak olarak el emeği göz nuruyla basıldı. Almanyalardan geldi. Belli başlı plakçılarda sınırlı sayıda bulunabiliyor. 

- Levni & Sloth Pallas’ın “İleri Fantezi” isimli albümü üç kapak seçeneğiyle plakta. Yine sınırlı sayıda ve yine ara sokaklardaki, pasajların alt katlarındaki, muhtelif mahallelerin köşelerindeki seçkin plak dükkanlarında. Koleksiyonluk.

- Mor ve Ötesi klasiği “Dünya Yalan Söylüyor”, Rainbow 45 tarafından plağa basıldı. Arşivlere konması arz olunur. n
 

©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.