“Borç ödenmeden alışveriş yok!”

Seyircinin çok iyi bildiği bir yarışma olan “Çarkıfelek” yenilendi. Perşembe günü yayına başlayacak programı İlker Ayrık sunacak. Ayrık: “Yarışmada başarılı olmaya devam ederseniz hediye de kazanıyorsunuz. Ama sloganımız şu; borç ödenmeden alışveriş yok!”

“Borç ödenmeden alışveriş yok!”

Bundan yaklaşık 10 yıl önce Balıkesir Lisesi edebiyat öğretmenlerinden
Demir Bilgili sınıftaki öğrencilere döndü ve “Şimdi hayallerinizi nasıl gerçekleştireceğinizi bilmiyor olabilirsiniz. Ama çok çalışırsanız
bir gün başarılı olmamanız için hiçbir sebep yok. Oyuncu İlker Ayrık benim öğrencimdi, bu sıralarda okudu. Bakın, ne kadar başarılı. Eminim daha da başarılı olacak” demişti. Aradan yıllar geçti. İlker Ayrık sahiden daha da başarılı oldu. O gün o konuşmayı dinlerken gazeteci olmayı hayal eden ben, bir gazetede çalışmaya başladım. Yolumuz bir röportaj vesilesiyle kesişti. Balıkesir’in ve Demir Hoca’nın kulaklarını çınlatmak kısmet oldu.
İlker Ayrık “Ben Bilmem Eşim Bilir” sezon finali yaptıktan sonra soluğu bir tatil beldesinde almak yerine çalışmaya devam etme kararı aldı. Yenilenen “Çarkıfelek”i sunacak. Kanal D’de yayınlanacak program perşembe günü başlıyor.

Bu, bildiğimiz bir yarışma aslında ama birtakım değişiklikler yapılmış. Kazananın kredi kartı borcunu ödüyorsunuz...

Başarılı olmaya devam ederseniz hediyeler de kazanıyorsunuz. Ama sloganımız şu; borç ödenmeden alışveriş yok! Tasarruf mesajı veriyoruz. Tüketim üzerine sohbet de edeceğiz. Gözlemlediğim kadarıyla genelde hanımlar ayakkabı, elbise satın alırken beyler elektronik eşya alıyor. Ama ne alırsak alalım alışveriş yaparken kendimize sormamız gereken soru şu; buna gerçekten ihtiyacım var mı? Bence Türkiye’nin
en büyük problemi tasarruf. Ben de kredi kartı kullanıyorum. Hepimizin ihtiyaçları oluyor ama kredi kartı borçlanasın diye değil, sen paranı rahat harcayasın diye var. Borç yiğidin kamçısıdır evet ama bu borç bizi felakete götürmesin. Eğlencenin arasında bunun altını çizebilirsek şahane olacak.

“Ben Bilmem Eşim Bilir”in yayın zamanı gelince ne olacak?
İki program birlikte mi gidecek?


Ben bilmem patron bilir. Şaka bir yana hakikaten bilmiyorum.

“Çarkıfelek” Mehmet Ali Erbil’le özdeşleşmiş bir program. Bir bayrak teslimi durumu mu var?

Estağfurullah. Mehmet Ali Erbil çok büyük bir şovmen. O, bayrağı teslim etmeden kimse alamaz.

“Mahalle hayatına devam...”

İzleyicinin sizi “ailemizin çocuğu” olarak görmesinde küçük bir şehirde, bir mahalle hayatı içinde büyümenizin etkisi var mı?

Yüzde 99 onun etkisi.

Öyle bir hayattan gelip metropole alışmak zor oldu mu?

Ben metropolde yaşamıyorum ki. Benim için İstanbul demek Moda demek. Orada mahalle hayatına devam ediyorum.

Balıkesir’e gidiyor musunuz arada?

Senede üç-dört kez. Ağustosta gideceğim, yeğenlerimin sünnet düğünü var. Sen de gel, tirit yeriz.

“Oğlum tabii ki Balıkesirspor’u tutacak”

Çocuk olunca hayata dair endişeleriniz arttı mı?

Hayır, kendimi daha güvende hissediyorum, aslanlar gibi bir oğlum var. Benden çok daha akıllı.

Bakımıyla ilgileniyor musunuz?

Vaktim olmuyor, bana biraz sevmesi kalıyor. Ama altını ilk ben açmıştım. Marifetliyimdir o konularda.

Ne gibi hayalleriniz var onunla ilgili?

Beraber gezmek gibi bir hayalim var. Onun dışında pek hayalim yok. Akışına bırakmakta fayda var. O ne isterse ona göre yaşayacak. Birlikte ne yapmak isterse onu yapacağız. Ne olmak isterse onu olacak.

Ama mutlaka Balıkesirspor’u tutacak değil mi?

Başka şansı yok, alırım aklını! Hem Fenerbahçe’yi hem Balıkesirspor’u tutacak.

“İlk defa yönetmenlik yapacağım”

Hayatınızın kırılma noktası “Geniş Aile” dizisi mi?

Hayır, Müjdat Gezen Kültür ve Sanat Merkezi’ni kazanmam. Bir Uzakdoğu öğretisi var ya; “Bana balık verme, balık tutmayı öğret”, ben orada balık tutmayı öğrendim işte. “Geniş Aile” olmasaydı, başka bir proje olacaktı. İlk beş sene iğneye yemi yanlış yerleştirmiş olabilirim ama kendimi geliştirdim. “Geniş Aile”de de doğru mevsimde, doğru balığa, doğru yemi attım.

“Artık yemi yerleştirmeyi öğrendim, yırttım” hissi var mı?

Asla. Çünkü biz kendimizi geliştirirken balıklar da kendini geliştiriyor.

Yeni projeler var mı?

Bu yaz bir film çekeceğim. Yapımcısı, yönetmeni ve oyuncusu benim. İlk kez yönetmenlik yapacağım.

“Müjdat Gezen benim nazar boncuğum”

Ne üzerine bir film olacak?

Bireyin toplum içindeki yalnızlığı. Değil tabii ki. Bir komedi filmi olacak. Çok sürpriz isimler yer alacak.

Kimler mesela?

Müjdat Hoca olsun istiyorum. Nazar boncuğum, uğurum, her şeyim o benim. Hocama da yönetmenlik yapmak haddim değil ama...

Tiyatro nasıl gidiyor?

Savaş Dinçel’in ölmeden önce yönettiği son oyun olan “Uçurtmanın Kuyruğu”nu oynamaya devam ediyoruz. Ölene kadar da devam edeceğiz. Onun dışında “Seksenler”de solcu Nevzat’ı oynayan arkadaşım Eray Yasin Işık’la birlikte yazdığımız bir oyun var. Bir de onu oynayacağız. “Seksenler” de devam edecek.

Kendinize ayıracak vakit olmuyordur herhalde, olsa neler yapardınız?

Enstrüman çalmak isterim, ailemle daha çok zaman geçirmek isterim, uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımı görmek isterim. Yelken yapmak isterim, havacılık eğitimi alıp pilotluk yapmak isterim. Motor sporlarına dadanmak isterim. Daha çok bisiklete binmek isterim.

“Çalışkanım, en sevdiğim huyum bu”

Oyuncu olmaya lisede, bir tiyatro oyununda rol aldıktan sonra, alkış sırasında karar vermişsiniz... “Daha garantili bir işin olsun” diyen olmamış mıydı?

Annem yüzde 100 destek vermişti. Bu devirde garantili meslek var mı ki zaten? Gençlerin hevesini kırmayalım şimdi ama kolay iş yok. Yapılacak tek şey çalışmak.
En sevdiğim huyum bu; çok çalışkanım.

Balıkesir’den kalkıp İstanbul’a geldiniz oyunculuk için. Zorlandığınız, “Dönsem mi acaba?” dediğiniz oldu mu?

Hiç olmadı. Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde oyunculuk kursundan sonra Müjdat Gezen Kültür ve Sanat Merkezi’ni kazandım. Şimdi de orada hocalık yapıyorum.

Nasıl bir hocasınız?

Gıcık. Öğrencilerim sinir bozucu bulur.

11 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber