Geri Dön

“Polisiye okuru çok zekidir”

Ayşe Erbulak’ın Mona Kitap’tan çıkan  yeni romanı “Cinayet Sınıfı Başkanı”, bir  üniversitenin gastronomi bölümünde  okuyan birkaç öğrencinin yaşadıklarıyla  ilgili. Erbulak “Kitap okumayan biri bile  bu romanı rahatlıkla okusun istedim.  Sürüklesin, merak etsin” diyor

“Polisiye okuru çok zekidir”

Ayşe Erbulak hakkında internette arama yaptığınızda “Yazar, oyuncu, çevirmen” gibi bir ifadeyle karşılaşıyorsunuz. Yazar Ayşe Erbulak, altıncı romanı “Cinayet Sınıfı Başkanı”nı bu hafta Mona Kitap etiketiyle yayımladı. Oyuncu Ayşe Erbulak, Haldun Dormen’le birlikte “Müfettiş” oyununda oynuyor. Çevirmen Ayşe Erbulak, Norveççeden Türkçeye kitaplar çeviriyor. Bir de yukarıdaki listenin dışında kalan eğitmen Ayşe Erbulak var; Erbulak Evi’nin kurucusu ve eğitmeni.

“Cinayet Sınıfı Başkanı”nın seriye dönüşeceği müjdesini veren Erbulak’a, yazlarını Bodrum’da geçirdiği için telefonla bağlandık
ve yazarlıktan çevirmenliğe, oyunculuğa ve eğitmenliğe uzanan bir sohbet yaptık.

“Cinayet Sınıfı Başkanı”nın merkezinde çocuk istismarı var. Hatta kitap bu meseleyle açılıyor diyebiliriz. Özellikle bu konuya dikkat çekmeye nasıl karar verdiniz?

Kitapta farklı sosyal yapılardan gelen, ikisi 12 yaşında üç gencin hikayesini anlatıyorum. Üçü de istismara uğramış. Üç taciz de çok farklı. Türkiye’nin sosyal sınıf katmanlarını kapsayan bir taciz yelpazesi var kitapta. Tacizden cinayetlere gidiyoruz. Çocuk istismarı hep vardı ama gizli kapaklıydı. Şimdi çocukları koruyan kanunlar var ama ne kadar koruyor bilmiyoruz. Başımıza gelmedi, bilmiyoruz. Kimsenin de gelmesin istiyoruz. Eskiden çocuklar konuşamıyordu. Son yıllarda hasıraltı edilmek istense de cesur insanlar sayesinde su yüzüne çıkan çok olay var. Dolayısıyla ben de buraya dokunmak istedim.

Olayları geriye dönüşlerle anlatıyorsunuz.

Polisiye okuru çok zekidir. Onlara olayları başından sonuna anlatırsanız zevk almazlar. Polisiye okuru kurgu ister. O kurguyu polisiye okuruna sunabilmek adına hikayeyi, geriye dönüşlerle anlattım. Bunun yanı sıra sade bir dil kullanmaya çalıştım. Kitap okumayan biri bile bu romanı rahatlıkla okusun istedim. Sürüklesin, merak etsin...

“Aşçılık güzel bir meslek dalı”

“Cinayet Sınıfı Başkanı” bir üniversitenin gastronomi bölümünde okuyan öğrencilerden birkaçının yaşadıkları üzerine. Siz de Norveç’te yiyecek içecek eğitimi aldınız ve bir de kafe açtınız. Yeme-içme konularındaki hakimiyetinizin etkisi oldu mu başkarakterlerinizin hikayesini yazmanızda?

Gastronomi çok trend oldu, gençlerin çok talep ettiği bir bölüm üniversitelerde. Aşçılık dünyanın her yerinde yapılabilecek bir meslek. Dil bilmeseniz de Alaska’da, Afrika’da ya da Fransa’da da yapabilirsiniz bu mesleği. Dolayısıyla küçülen, küreselleşen dünyada gençler için güzel bir meslek dalı olduğunu düşünüyorum. Sanırım, Norveç’te yiyecek içecek eğitimi almış olmak da beni etkiledi. Kitap için İstanbul’daki bir üniversitenin gastronomi bölümünü gizli gizli inceledim ve oradan yola çıkarak kitaptaki üniversite kurgusunu yaptım. Okulun giriş çıkışını inceledim. Bir de dedim ya, polisiye okuru çok cindir diye, onu kandıramazsınız. Kitapta okuduğu bir yerde, “Okula böyle girilir çıkılır mı?” der size. O yüzden ciddi bir çalışma yaptım.

Geliyor mu başınıza bu tarz şeyler? Okurlarınızdan önceki kitaplarınıza dair aldığınız eleştiriler oluyor mu?

Geliyor tabii. Onları dikkate alıyorum. Hatta ikinci, üçüncü baskılarda düzelttiğimiz oluyor. “Ödüllü Ölüm”de öyle bir şey yapmıştık. Şimdi ilk defa Mona Kitap’la çalışıyorum. Ve en önemlisi benim bir ajansım var (Kalem Ajans). Dolayısıyla “Evde yazdım, hadi bakalım benim kitabım çıktı” diyecek kadar basit değil bu işler. Emek sarf ediyoruz hep birlikte.

“Her kitabımın filmini yapmak istiyoruz”

Kitabın girişinde sizi bu kitabı yazmaya ikna edenlerden birinin de oğlunuz (oyuncu) Dağhan Külegeç olduğunu yazmışsınız. Bu kitabın filmini çekmek istemiş...

Biz Dağhan’la her kitabımın filmini yapmak istiyoruz açıkçası. Film çekmeyi de ailece çok düşündük. Ama okul var, zaman yok. Hayatımı durdurup tamamen buna odaklanmam gerek. Diğer kitaplarım için dizi teklifi geldi. Ama sonra havada kaldı. Son yıllarda Türkiye’de çok fazla polisiye dizi olmadığı için ben de isterim açıkçası.

Oğlunuzun kitaplarınızdan birinin filmini çekmesini ve oynamasını ister misiniz?

Çok isterim tabii ki. “Dokuz Ada Cinayetleri” kitabımdaki Komiser Deniz’i oynamasını isterim.

25 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni25 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber