Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Önceki akşam iki muhteşem törene katıldım.

İlki Rahmi Koç Müzesi’nde, ikincisi ise Feriye’deydi.

İlk törende, 10 yıl içerisinde, sadece Nobel ödülü almakla kalmayıp dünyanın en zengin insanlarından biri olabilecek Prof. Dr. Aydoğan Özcan’a Rahmi Koç Bilim Madalyası verildi.

İkincisi ise emektar TRT spikeri Mesut Mertcan’ın son arzusu olan TRT ana haberde, haberleri sunmasından sonra gerçekleşen vefa töreniydi.

Hasan Abi’nin anma töreninden sonra bizim mahallenin sakinleri amma da vefasızmış dedim ama Mesut Mertcan’a destek gecesinde herkes oradaydı.

Haberin Devamı

Özellikle televizyon habercileri...

Vefa turunda, biz gazeteciler bu kez durumu kurtardık ama ödül töreninde kafam karışmadı desem yalan olur.

Örneğin Koç Üniversitesi anlatılırken Vehbi Koç’tan neredeyse hiç bahsedilmedi.

Mustafa Koç’un hiç adı geçmedi. Ali Koç da törende yoktu.

Aynı gece, biz Mesut Mertcan’la sohbet ederken, o da bir başka köşede yemek yiyordu!

Ve yine aynı törende Aydoğan Hoca’yı yetiştiren ve bilimi sevdiren Atatürk Fen Lisesi’nden, hocalarından, arkadaşlarından hiç söz edilmedi, onlara mikrofon uzatılmadı. Keşke okulu ve öğretmenlerinin onunla gurur duyduğu gibi o da onlarla gurur duysaydı. Duyuyorsa da MIT’li diğer arkadaşları gibi bunu dile getirseydi! Allah’tan Bilkent unutulmadı ama orada da şimdiki rektörden söz edilirken kurucusu Doğramacı akıllara bile gelmedi.

Her iki üniversitenin kuruluşunu çok yakından bilen ve bu konuda onlarca yazı yazan, Vehbi Bey’in ve Doğramacı’nın ne mücadeleler verdiğine yakın şahitlik edenlerden birisiyim. Alınganlığım belki de bu yüzden...

Koç gibi profesyonel bir şirket, böylesi detayları atlamazdı. Atlamamalıydı da...
Rektör Umran Hoca, aradan çeyrek asır da geçse, yine sık sık “Ben Stanford’dayken diye başlayan cümleler kurdu. Geleceğe damga vurmasına kesin gözüyle bakılan Aydoğan Hoca da, onca mütevazılığına rağmen, bırakın o kadarını da yapsın diyenler mutlaka olacaktır ama sanki biraz ego yapmış gibiydi!..

Neden ona verildi?

Kaliforniya Üniversitesi ve Howard Hughes Sağlık Enstitüsü’nde görev yapan, kendi adına ABD ölçeğinde bile büyük sayılabilecek bir araştırma laboratuvarı kuran ve optik görüntüleme, mikroskobik görüntüleme, algılama ve teşhis alanlarında dünyanın önde gelen bilim insanlarından biri olan Aydoğan Hoca’nın uzaktan sağlık hizmeti (teletıp), mobil sağlık, nanoskopi, geniş alan görüntüleme, merceksiz görüntüleme, doğrusal olmayan optik, fiber optik ve optik koheren- stomografi (OCT) alanlarında 33 patenti bulunuyor. Ayrıca bu patentlerini ürüne dönüştüren şirketleri var.

Haberin Devamı

Hoca, yaptıklarına anlatmadan önce birkaç tespitte bulundu:

ABD’nin şu anki sağlık harcaması 3 trilyon dolar. Bu rakam, 2020’de 5 trilyon dolara çıkacak!

Dünyada 7 milyar cep telefonu bulunuyor ve yüzde 80’i gelişmekte olan ülkelerde.

Dünya nüfusu giderek yaşlanıyor 60 ve 80 yaşın üzerinde olanlar katlanarak büyüyor.

Zenginler her türlü sağlık hizmetinden yararlanıyor ama fakirler o kadar şanslı değil.
Cevabını aradığı soru, bu sağlık harcamaları nasıl azaltılır, geleceğin akıllı sağlık sistemleri, evlerimiz haftanın 7 günü, 24 saat bizim için çalışan tıbbi laboratuvarlara dönüşebilir mi?

Haberin Devamı

Cep telefonları, kronik ve yaşlı hastalar için kişiselleştirilmiş tıbbi algılama ve teşhis koyucu ve önleyici akıllı tıbbi sistemler haline getirilebilir mi?

Bu yolda devasa gelişmeler kaydetmiş.

Kendi ürettiği, cep telefonu büyüklüğündeki aletlerle, çok pahalı devasa elektro mikroskoplardan daha iyi görüntüler elde etmiş. Üstelik mikroskopların olmazsa olmazı olan mercekler olmadan! Fiyatı da 200 dolar civarında ve her cep telefonuna entegre olabilecek donanıma sahip.

İnsan vücudu kadar hava ve sudaki enzimlere de takmış durumda, bu konuda da yeni icatlar gelebilir kendisinden...

“Fırından daha yeni çıktı, çok taze” dediği bazı bulgularını ilk kez bu törende davetlilerle paylaştı. Sunumu ve yaptıkları çarpıcıydı. Spermin üç boyutlu gerçek görüntüsü, dizaynı, çeşitliliği ve özellikle de avare spermlere yönelik verdiği bilgiler enteresandı...

Bilimi, ihtiyaçların ya da merakın geliştirdiğine yönelik örnekler verdi...
Sunumu siyah elbiseli stand-upçılardan çok daha ilgi çekiciydi ama ayakta alkışlanmadı.

İşte bu ne zaman gerçekleşirse, o zaman bilim toplumu olur ve geleceğe umutla bakarız!..

Ödül olarak bir madalya ve 50 bin dolar verildi. Keşke 500 bin dolar ya da 5 milyon dolar verilseydi. Koç’a bu yakışırdı. Çalışmalarını hızlandırırdı.

Vefa örneği

Alev Gürsoy, kıyıda köşede unutulan ve huzurevinde yaşam mücadelesi veren Mesut Mertcan ile çok çarpıcı bir röportaj yaptı. En büyük hayali, 30 yıl aradan sonra son kez bir daha haber sunmaktı. TRT bu dileğe duyarsız kalmadı ve önceki akşam Erhan Çelik’le birlikte ekrandaydılar. Sonra da hep birlikte eski günler yâd edildi.
Yaşarken kıymet bilmek ne güzel. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler...

Özetin özeti: O kadar da karamsar olmayın. İşte güzel şeyler de oluyor...