Güneri Cıvaoğlu

Güneri Cıvaoğlu

ngunericivaoglu@gmail.com

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Hillary başkan seçilseydi, “Suriye planı” değilse bile “taslağı” medyaya sızmıştı.
Özetle...
“ABD, Suriye’nin kuzeyinde PYD koridoru açmakta kararlıydı.”
Gerekçesi daha da “tedirgin” edici.
“Düşman” diye etiketlediği “Suriye ile Batı arasına bir tampon oluşturmak!..”
Bunu biraz daha ayrıntılı olarak yazmıştım. Sanırım 1 ay kadar önce.
“ABD ile Türkiye arasındaki makas daha da açılabilir” notunu da düşmüştüm.
....................
Trump seçildi.
“Olumlu” bir “yeni bakış” umudu vardı.
Trump’ın da, Türkiye’nin -yıllardır savunduğu- “Suriye’de güvenli bölge istediği” yolunda ABD medyasında yer alan haberler “umudu” besliyordu.
Ancak...
Şöyle haberler de gelmeye başladı:
Trump’a Suriye için 2 seçenekli plan sunuldu.
1- ABD, Suriye’ye, DAEŞ’in hesabını görmek için kuvvet çıkartmalı. İşi kendi bitirmeli...
2- PYD’ye silah ve eğitim vererek, sahada yönlendirerek, omurgasını Kürtlerin oluşturduğu “demokratik” etiketli güçlerle silmek.
***
Şimdi “Trump’ın Suriye’de güvenli bölge” isteği, bu iki seçenekli plan nedeniyle Ankara’da “kuşkular” üretiyor.
Nasıl bir “güvenli bölge”?
Türkiye’nin öteden beri ABD’ye söylediği ama kabul ettiremediği “güvenli bölge” mi?
Yani...
Türk askerinin öncülüğünde El Bab’a kadar dayanan “Özgür Suriye Ordusu’nun” elindeki coğrafya mı?
Yoksa...
PYD’nin inisiyatif alacağı bir başka formül mü?
....................
ABD odaklı kuşkular yoğunlaşırken, bu kez de dünya medyasına Rusya’nın “Suriye planı” sızdı.
“Suriye devleti içinde PYD koridoru -özerk yönetim- olarak öngörülüyor” diye bir haber yayımlandı Reuters ajansından.
Bu özerk bölgenin “kendi parlamentosunun ve kendi hükümetinin, icra erkinin olacağı” da haberde yer alıyordu.
Moskova’dan da bir yalanlama gelmedi.
“ABD’nin güvenli bölge girişimi bize sorulmadı. Yaparlarsa sonuçlarına da katlanırlar” mesajı veren açıklamayla geçiştirildi.
***
Neresinden baksanız “tedirgin” edici.
Ne ABD’nin “güvenli bölgesi” -büyük olasılıkla- Türkiye’nin “güvenli bölge” görüşüyle tam uyuşuyor.
Ne de “Rusya’nın PYD için özerk yönetim” planı.
***
Astana’da alınan kararlarda “DAEŞ ve El Nusra terör örgütü” olarak nitelendiği halde “PYD’nin terör örgütü olduğu” yolunda bir ifade, bir ima yok.
..................
Türkiye bir süredir “tutarlı ve gerekli” politikayı uygulamakta ve bunu sahaya fiilen yansıtmakta.
Suriye’ye girilerek El Bab’a kadar ilerlenmesi, “PYD koridorunun Akdeniz’e uzanması, Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılışının önüne set çekmesi” planını bozmuştur.
Türkiye masada oturacak ağırlığı kazanmıştır.
“Esad” karşıtlığı, Ankara’nın söylemlerinde sürüyor olsa bile fiili olarak durum farklıdır.
El Bab’da “adı konmamış” karşılıklı rol dağılımı hissediliyor.
Türkiye El Bab’a kuzeyden dayandı, Esad’ın rejim güçleri de güneyden.
Ayrıca...
Astana’daki toplantıda Esad Suriye’si resmen ve taraf olarak vardı.
Türkiye itirazda bulunmadı.
***
Şimdi bu altyapının üstünde asıl modelin mimarisi için “telif sahipleri” arasında bulunma aşamasına geliniyor.
Ankara’nın eli eskisine göre daha güçlü. Ama...
İki süper büyüğü karşısına almadan, ikisinin arasında sıkışmadan, ikisini de kazanabilecek bir gerilim hattı üzerinde yürümek de -kabul edelim ki- kolay değil.
....................
Not: Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın son açıklaması pek de tatmin edici değil.