Emenike oynasaydı. Hafta boyunca “Ayağım kopsa da, bu maçta oynayacağım” tarzı açıklamalar yapsaydı... Sonra Lugano ile...

Asıl siz maça gelmeyin


1-Savaş var

Bir maçın iptal olması için ne şart lazım? Ertelenmesi, yerinin değiştirilmesi filan değil, başlamadan iptal olması için şartlar ne olmalıdır? Söyleyeyim: İki tarafın savaşması dışında maç kolay kolay iptal edilmez. Aksi her şekilde maçı oynatmanın yolu bulunur.

2-Şampiyonluk maçında seyircinin ne işi var?
Bursaspor-Beşiktaş maçı ortada bildiğiniz bir savaş olduğu için oynanmadı. Mahmut Özgener’e bu riski neden almadın diye sorma hakkımız var mı? Bence bunu yaparsak haksızlık olur. Ama sadece beyin jimnastiği yapmak amacıyla şunu sorabiliriz: Bu maça Beşiktaş şampiyonluk adaylarından biri olarak gitseydi, ya da geçen yıl sonunda olduğu gibi aynı şans Bursaspor’da olsa yine de maç iptal edilebilir miydi? Buna “O zaman zaten seyirci gitmezdi” cevabını vermek mümkün tabii ki. Ama dedim ya beyin jimnastiği yapıyoruz. Biliyoruz ki, iki takımdan birinin şansı olsa seyirci gitmezdi. Bu cevabın farklı olacağını bilmek dahi çok sinir bozucu değil mi? Çünkü asıl garip olan bu değil mi? Eğer Beşiktaş şampiyonluğa oynasa, o maçta Beşiktaş seyircisinin ne işi var? demeye gelmiyor mu?

3-Kime oynuyoruz?
Bir maçı iki tarafın taraftarları da seyredemiyorsa... Bu 1 sefer değil, 10 kez, 20 kez, yıllarca tekrarlanıyorsa...
Söylesenize o maçı oynamanın manası ne? Yurt dışında örnekleri olabilir. Hollanda’da, İtalya’da vs. Bu beni ilgilendirmiyor. Dünyada örneği var mı diye sormuyorum. Sorum şu; eğer seyirci maça gidemeyecekse o maç kime oynanıyor? Ya da eğer seyirci maça gidemiyorsa maç oynanmasa ne olur? Bu maçlar seyirliktir. Ücreti karşılığı bilet satışıyla gösteri amaçlı düzenlenirler, halı sahada oynananlara benzemezler.

4-Bir tek vali anlıyor
Bu gerçeğe hakim bir Vali, “Bu kan davası bitsin, maça Beşliktaşlılar da gelsin” dediği ve buna göre şehrinin kapılarını misafirlerine açtığı için tüm olayların sorumlusu olarak gösteriliyorsa, geriye tartışacak ne kalır? Vali, maç tüm tarafları ile oynansın, bu sakat durum son bulsun dediği için tek sorumlu oluyor, hale bak!
Bu valinin ya da sporun ruhunun değil, elinde bıçakla İnönü’de, ya da Bursa Atatürk’ün kapılarında bekleyenlerin kazandığı anlamına gelmez mi?
Bakınız! Eğer bir seferlik, iki seferlik olsa anlayacağım. Ama 7 yıl sonra artık bu mevzuu kapansın dediği için tek sorumlu vali olabilir mi?
Bu durumda spora, futbola, ligin mantığına yabancı olan vali mi olur? Yoksa içinde debelene debelene pisliğe bulanmış bizler mi sporun ruhuna yabancılaşmış oluruz!
Şunu kabul etmemiz lazım: Biz eğer bu olayları valinin kararı üzerinden tartışıyorsak, neredeyse tek suçlu olarak onu ilan ettiysek, mevzuu artık dağılmış, zemin kaymış demektir. Böyle bir zeminde futbol oynanmaz. Bu zeminde lig düzenlemenin, şampiyon olmanın vs. bir anlamı yoktur.
Memleket, yan yan gülerek her şeyi biliyormuş havalarında sağa sola çemkiren, bilmiş bilmiş kahkahlar atıp sürekli komplo yumurtlayan adamları sporun asli unsuru zannetmeye başladığından beri hepimizin şirazesi kaydı.
Futbolu stüdyoda oynanan bir komplo oyunu zanneder olduk. Sahadaki sporcular, onların emeğine gerçekten saygı duyan gerçek futbolsever, muhabir, hakem vs. derin elem içindeyken başrol başka tarafa gitti.
Bu spora salt taraftar olarak bakan, sadece rakibin kurduğu komploları konuşur oldu. Herkes sadece kendisini temiz buluyor, rakip ise kirli...
Spora ‘entellektüel’ pencereden bakanlar ise oyundan çok alıntı peşinde koşuyor.
Efendim Bill Shankly “Futbol bir ölüm kalım meselesi değildir. Ondan çok daha önemlidir” demiş. Vay vay vay!
Efendim Simon Kuper: “Futbol asla sadece futbol değildir” buyurmuş.
Sanki hepimiz Liverpool devriminin vazgeçilmez parçalarıyız ya da hepimizin çocukluğu Yugoslavya’da geçti.
Herkes St. Pauli taraftarı, ama arkadaşa ‘gay’ misin diye sorsan dayak yersin!
Yahu bu futbol... Ve bu ülkede futbol sadece futboldur.
Trabzon’da yaşıyorsan senin için biraz daha farklıdır, Eskişehirde yaşıyorsan biraz başkadır. Ama bu ülkenin her yerinde futbol sadece futboldur. Ve hiç bir yerinde ölüm kalım meselesi kıvamında değildir.
Önünde sonunda Vali haklıdır. Hatta belki bu mevzuuda haklı olan bir tek odur.
Bursaspor - Beşiktaş / Beşiktaş - Bursaspor maçlarında iki tarafın da seyircisi olmalıdır.
Asıl bu maçlara gelmemesi gereken maça rakip tarafatara gelmesin diyenlerdir. Çünkü sorun onlardır. Taraftar değil...

Asıl siz maça gelmeyin
Emenike oynasaydı
Emenike oynasaydı. Hafta boyunca “Tek hedefim iyileşip Kadıköy’de olduğu gibi Fenerbahçe’ye, Karabük’te de bir gol atmak”, “Ayağım kopsa da, bu maçta oynayacağım” tarzı açıklamalar yapsaydı. Sonra Lugano’yle girdiği bir mücadelede sakatlığı nüksetse ve 30 dakikada yerini Angelov’a bıraksaydı. Ne olurdu?