Liseli-lisesiz, üniversiteli-liseli vs. İnan Kıraç-Adnan Polat... Ünal Aysal-Ali Dürüst. Mehmet Helvacı-Işın Çelebi...

Galatasaray’ın şifresi

Liseli - lisesiz, üniversiteli-liseli vs. İnan Kıraç - Adnan Polat... Ünal Aysal - Ali Dürüst. Mehmet Helvacı - Işın Çelebi...
Bir dolu isim, derin Galatasaray, komplo, şifre... Çok yazılıp çiziliyor.
Ben bugün durumu biraz sadeleştireyim istedim.
Asıl sorun ve şifre unutuldu çünkü....
Zamanın ünlü Danimarkalı forveti Jan Aage Fjortoft’a Magath’ı sorarlar bir röportajda.
-Magath çalıştığı her takımı kurtarıyor, Titanic’e kaptan olsaydı onu da kurtarırdı diyorlar. Peki sen ne dersin?
Cevap ilginç.
-Titanic’i kurtarır mıydı bilmiyorum ama kazadan kurtulan herkesin son derece fit olacaklarından şüphem olmazdı.
Böyle bir adamdır Magath...
Benzetme ya da abartmak için söylemiyorum, oyuncularına komando eğitimi verir. Yerde sürünme, kum havuzu çalışmaları vs. ile.
Son olarak Tuncay Şanlı’yı sabah 6’da çalışmaya çağırdığını herhalde okumuşsunuzdur. Bir gün için değil, sezon başında ya da devre arasında da değil.
Bu yarı Porto Rikolu, Hamburg efsanesinin nasıl bir disiplin bağımlısı olduğunu anlatmaya gerek yok gerçi. Futbolla ucundan kenarından ilgilenen herkes onun bu yönünü gayet iyi bilir.
Ve işte bu adam Misimovic’le Wolfsburg’ta çalışmakla kalmadı sadece.
Onu şampiyonluğun kilit adamı olarak kullanmakla da yetinmedi.

Diyecek birşey yok!
Onu daha sonra gittiği Schalke’ye transfer etmek için de uzun süre uğraş verdi.
Ancak sonunda onu alan Galatasaray oldu.
Hagi gelene kadar...
İşte bu Misimovic’i Hagi’ye sordular sonra yakın geçmişte. Kadro dışı kalmıştı.
Şu cevabı verdiler kulüp olarak:
“Oyuncumuz Zvjezdan Misimovic’in kulübümüzün arzuladığı performans taleplerine karşı, tamamen olumsuz davranışlarından, antrenman ve maçlarda sergilediği tavırlar, azimli çalışmaması, konsantrasyon eksikliği, dikkatsizliği ve teknik-taktik disiplinsizliğinden dolayı (A) takım kadrosunun dışında bırakılmasına karar verilmiştir.”
Misimovic’i Hagi lakayıt buldu.
Olabilir mi? Olabilir tabii.
Hagi de hep disiplinli bir futbolcuydu. İş ahlakı son derece yüksekti. Kavgacıydı, kart görürdü vs. ama kendisini yaptığı işe adardı. Teknik adamlığında da öyleydi. Takım arkadaşı Ümit Karan’ı düz koşuda önde koşmadığı yani liderlik göstermediği için Ankara’ya göndermişti hatırlarsınız.
Yani Hagi, Misimovic’i fazla rahat ve umursamaz bulmuş olabilir. Ya da Misimovic disiplinsizleşmiştir. Bu da olabilir.
Diyecek bir şey yok!
Peki Misimovic’i beğenmeyen Hagi kimi disiplin ve mücadele açısından yeterli bulup sağlıklı olduğu sürece sürekli forma verdi?
“Pino ile bir daha birlikte olmayacağız. Çünkü Galatasaray’daki futbolcu vurdumduymaz olmamalı, arkadaşlarına saygı göstermeli. Kendisine bunu iletmedim ama sportif direktörümüzle bugün ya da yarın kendisine ileteceğiz. Sezon sonuna kadar birlikte olmayacağımızı söyleyebilirim. Pino geldiğim günden beri böyleydi ama Trabzonspor karşısındaki davranışları tuz biber ekti.”
Hagi’nin sürekli neredeyse gözü kapalı forma verdiği en önemli maçlarda sahaya sürdüğü Pino’yu, Hagi’nin futbolculuk döneminde Galatasaray’ın bir numaralı yardımcı hocası olan Bülent Ünder böyle yolladı takımdan işte.

Cim-Bom zar atıyor
Galatasaray ve ülke tarihinde sanırım görülmemiş bir tarzla. Bir maçın sonunda daha teri kurumadan hem de...
Şimdi baştan bir daha bakalım bu şifreye.
Disiplinin kralı Magath Misimovic’i istiyor. Hagi, hayır! Hagi, Pino’yu oynatıyor, Bülent Ünder hayır! Ve bunların hepsi 8 ayda oluyor.
Bu kadarı olur mu peki?
Eğer takım 14. sırada, 15 yenilgili, eksi 9 averajda olmasa. 28 maçta sadece 29 gol atmış olmasa....
Sezon başında aldığı oyuncuların hemen tamamını şu anda yollamış, devre arasında aldıklarını da sezon sonunda yollayacağı kesin olmasa...
Bütün bunlar olmasa bir bildikleri var diyeceğim. Hatta diyeyim. Hepsi değerli olan bu futbol adamlarının bir bildiği var tabii ki...
Ama Galatasaray’ın futbol aklının bu zinciri yaratan karar mekanizmasının bir bildiği var mı diye sorarsanız, cevap evet olamaz.
Galatasaray, Fatih Terim Fiorentina’ya gittiğinden bu yana futbolda sürekli zar atıyor. Gelirse Lucescu gelmezse Hagi oluyor sonuç.
Dolayısıyla Polat yönetimine belki ayıp edilmiş olabilir.
Ama Polat yönetiminin de elindeki yetkiyi bu kadar kötü kullanarak daha büyük bir ayıba imza attığı açıktır.

Seçimler sahada kazanılır
Galatasaray bir sezonda 3. teknik adamıyla 14. sırada, 15 yenilgili, eksi 9 averajda olmasa. 28 maçta sadece 29 gol atmış olmasa...
Sezon başında aldığı oyuncuların hemen tamamını şu anda yollamış, devre arasında aldıklarını da sezon sonunda yollayacağı kesin olmasa...
O zaman Polat yönetimine gerçekten büyük haksızlık yapılmış olacaktı.
Ama bugün durum farklı.
Eğer bir yıl içinde böyle bir ‘Misi-Pino’ zinciri ortaya çıkıyorsa sadece bir başarısızlıktan bahsedilemez. Burada bir futbol aklı sorunu vardır.
Plansızlığın kralı vardır. Başka bir şey değil...
Dolayısıyla böyle bir iktidarın benim daha 1 senelik görev sürem var deme hakkı yoktur.
Bugün seçim olacaksa sebep sadece budur.
Komplo teorilerine girmeye gerek yok.
Çünkü biliyoruz ki kulüplerde sadece maçlar değildir, seçimler de sahada kazanılır.