Kandırılıyoruz


Yemek kötü, bozuk, yiyoruz, midemiz bozuluyor... Ama biz aşçıya, garsona, lokanta sahibine değil, sofradaki tuzluğa kızıyoruz. Durum aslında budur.
Çünkü hakem futbolun ana unsuru değildir. Ne kadar kötü olsa, ne kadar rezil olsa, bir maçın ilk konuşulan konusu olamaz. Eğer ortada vasat da olsa bir futbol varsa, konu ilk olarak hakeme gelmez.
Kimse hakem seyretmek için maça gitmez. Kimse çocukluğunda topla tanıştığında hakem olmak istemez. Çünkü hakem yan unsurdur. Sonradan eklenmiştir. Hakim adaleti dağıtması için değil, oyun hızlı aksın diye vardır. Ve olabildiğince adalet de olmazsa olmazdır.
Hakem oyunun doğası gereği hakim titizliğiyle çalışamaz. Hayatında hiç hata yapmamış hakim çoktur, hakemse yoktur. Hakem sahanın hakimi değil, belki bir benzetmeyle trafik polisidir.
Ama bizde hakemin sadece maçın değil evrenin hakimi olması bekleniyor. Sadece sahadaki değil, kendi hayatlarımızdaki adaletsizlikleri de çözmesi...
Modern hayat bu kadar dengemizi bozulmuş belli ki!
Yoksa nasıl olur da daha maç başlamadan bir hafta önce hakem bir maçın temel konusu olabilir?

Bobo içeri vursaydı
Düşünün, konu aslında çok basit... Bobo topu içeri vurmuş olsa, sonra doğal olarak maç dönse, şu an Fenerbahçe yöneticilerinin isyanlarını dinliyor olacaktık:
-‘Emre’ye yapılan penaltı verilmedi. Güiza gole giderken ofsayt gerekçesiyle kesildi. Bu MHK’yla, bu TFF’yle olmaz. Beşiktaş yöneticileri 15 gün konuşup hakemin dengesini bozdu’ 2 ay önce bunu yaptılar zira.
Beşiktaşlılar ise bugün susacak zaferi kutlayacaktı. Yanlış mı?

Neyin ağırlığı
Peki sonuç, hata, hakem vs. tamam da... Sizler ne yaptınız? Futbol?
Biz o stada hakemin adil olup olmadığına karar vermeye mi gittik? Yoksa futbol seyretmeye mi?
Futbolun belli standartta olmamasının sorumlusu kim? Biz izlediğimiz o rezil oyunun hesabını kimden soracağız... Digitürk bunun hesabını kimden soracak? Onlar Erman Toroğlu’nun işine son verdi, siz de kutladınız. Ama bugün Hoca’yı aratıyorsunuz bize...
Beşiktaş yönetiminin dün yaptığı, tarz olarak son derece medeni açıklama aslında ilk bakışta doğru, itiraz edecek bir şey yok gibi. Çünkü hakem gerçekten kötüydü.
Bir de detaya inelim ve bakalım. ‘Hakem maçın ağırlığını kaldıramadı’ Doğru. Peki maç derken aslında neden bahsediyoruz? Kaldırılamayan ağırlık ne? Çok tempolu, bir o kale bir bu kalede, futbol standardı müthiş oyundan mı? Yoo hayır!
Peki neydi bu ağırlık? Kötü yönetici demeçleri, bunun üzerine giden bir medya ve bir dolu vasat futbolcunun kötü niyetlerinin yaptığı ağırlık dışında ne vardı hakemin kaldırmayacağı? Allah aşkına bir söylesenize...
Bu futbolu 10 yaşında çocuk yönetir. Ama bu kadar kötü niyete Themis az gelir.
Ortada futbol olmadığını siz de biliyorsunuz. İki taraf da hakem üzerinde korkunç bir baskı kuruyor ve kaybeden ağlıyor, kazanan kıskıs gülüyor. Ağırlık dediğiniz bu! Peki spor, peki futbolun ağırlığı?

Hesabını kim verecek?
Hüseyin Göçek bu kötü yönetiminin hesabını verecek... Ya bu rezil futbolun hesabını kim verecek bize? Sahadaki iki kulüp daha geçen yaz Almanya’da 500 bin euro etmeyecek Topuz’a 10 milyon euro vermek için birbirini yiyordu. Kaybeden yıkıldı, kazanan Şampiyonlar Ligi’ni almış gibi seyirciyi stada topladı. Peki Topuz’un Pazar akşamı oynadığı topun hesabını kim verecek?
Kabul edelim ki mevzu futbolun dışında. Mevzu futbolun siyaseti bu topraklarda.
Beşiktaşlıysanız zaten öyle düşünüyosunuzdur da, değilseniz de empati yapın: Hakem sizi katletti. Tamam, kabul...
Ama Beşiktaşlı olsanız da şu soruları sormak gerekmez mi:
1-İki haftadır hakemi, bizzat isim vererek ‘istemiyoruz!’ diyen yönetici aslında hakem maça atandığında oyunu kaybetmiş olmadı mı? Oyunu bu şekilde kuran iki tarafın yöneticileri. Oyun buysa, o zaman yönetim o an bu saha dışı maçını kaybetmiş olmadı mı? Saha başarısızlığı hoca/oyuncu götürüyorsa, kendi dizayn ettiğiniz bu siyaset oyunundaki başarısızlık da yönetim götürmeli... Madem oyunu böyle oynuyorsunuz, sonucunun da böyle olması gerekmiyor mu?
2-İki haftadır bu maçı sadece hakem üzerinden götüren bir yönetimin futbolcuları ne hisseder? Motivasyonları nasıl olur? Maçla ilgili, öncesinde ve sırasında ne duyguya kapılır? Eğer yönetim sadece hakem konuşuyorsa oradaki genç İsmail ‘Yahu bunlar ya bize hiç güvenmiyor, ya düzen kurulmuş, ağzımızla kuş tutsak olmaz’ demez mi? Eğer Beşiktaş Pazar akşamı bir tek pozisyona giremediyse, bu ruh halinin payı yok mudur?
Evet Göçek kendi standardının da altında korkunç bir yönetim gösterdi. Ama temel sorunumuz bu değil bizim.
Et kurtlu, salata yıkanmamış, patates çürük, tabak - bardak pis, garson ter kokuyor. Siz hâlâ tuzluğun deliği tıkalı diyorsunuz.
Geçiniz beyler. Önce biraz futbol görelim, sonra hakemi konuşuruz.
Bu seyrettirdiğiniz oyuna, toplanan bu kadar seyirci de, ödenen bu para da, bu naklen yayın ihalesi de ve hatta bu hakem de fazla...

Kulüplere çağrı
Süper Lig’deki tüm kulüplere sesleniyorum. Aleyhinize yapılan hakem hatalarını bize bildirin. Biz de Milliyet Gazetesi olarak bu hakem hatalarının sonuçlarına göre yeni bir puan durumu yapalım. Şampiyonu böyle belirleyelim. Kupasını da verelim. Bakalım ne çıkacak?

Kandırılıyoruz


Bilica özür dilemeli
Önce Bobo’ya, Ferrari’ye, Rüştü’ye, Özer’e, Alex’e ve diğer futbol oynama derdinde olan oyunculara teşekkür etmemiz lazım. Bu garipliğin içinde yine de mesleklerine saygılarını muhafaza ettiler.
Ve sonra da geri kalanlara teessüflerii bildiriyorum. Son olarak da Bilica’dan bir özür ve açılama bekliyorum. Hem Fenerbahçe, hem de Beşiktaş seyircisi bunu hak ediyor. Maç sürerken yapılan fauller vs. Bunlar anlaşılır. Ama o soğukkanlı hafriyat çalışması o stada, o formaya ve o değerli rakibe yapılmış bir ayıptır. Bu bir özrü ve açıklamayı hak eder.