Şansal Büyüka

Şansal Büyüka

sansal.buyuka@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Galatasaray’ın iştahı ve niyeti iyi olursa, sorun yok, kazanır. Belli ki hafta içinde yedeklerin “Tuzla faciası” kendilerine ders oldu mu bilemem ama, ustaları ciddi şekilde uyarmış olmalı ki, sahaya çıkan 11 iyi bir başlangıç yaptı.
Nitekim daha 5. dakikada bir duran top organizasyonunda Adem’in kafasından gol geldi. VAR’ın ofsayt gerekçesi ile iptal ettiği bu gol, VAR’a rağmen çok su kaldırır. Çok kritik bir pozisyon, “kılpayı” bir pozisyon, VAR’a rağmen çözmenin ve doğruyu bulmanın gerçekten çok zor olduğu bir pozisyondu.
Galatasaray’ın bu istekli başlangıcı, Marcao’nun iyi hamleleri, Nagatomo’nun soldan iyi toplar taşıması ile penaltıya kadar, yani 20. dakikaya kadar devam etti. Sonrası “Eski hamam, eski tas...”
Penaltı demişken, Alanyalı oyuncular bu penaltı kararına niye itiraz ettiler anlamadım. N’Skala iki kolunu açmış “çiftetelli” oynuyor, penaltı daha nasıl olacak?
Bu penaltı sonrası Alanya kendini bulmaya başladı, oyuna bir denge geldi. Fernandes kendine oynamasa, sağ kenarda Efecan biraz daha etkili olabilse, Alanya belki pozisyon bulabilirdi. Alanya’nın oyunda dengesine rağmen akıllarda kalan tek pozisyonu bile olmadı.
Üstelik, 40’lı dakikaların başında Alanya kalecisi Marafona, bir dakika içinde mutlak iki golü önlemese, “Oyuna denge geldi” dediğimiz dakikalarda skora 3-0 Galatasaray üstünlüğü gelebilirdi.
Dikkatimi çekti; Fatih Hoca maça Belhanda ile başladı. Bu kadar sakatın olduğu bir ortamda herhalde Belhanda’yı kenarda oturtamazdı. Bir de; Belhanda’yı seyirci dahil hedef alırsanız, Fatih Terim bu, oynatmayacağı varsa da oynatır, inadına oynatır.
Maça iyi başlayan ve hiç olmazsa 20 dakika iyi oynamaya çalışan Galatasaray, ikinci yarıda resmen durdu. Öyle durdu ki, Muslera olmasa skor tabelası kesin olarak 3-1 Alanya’ya dönecekti. İlk yarıda pozisyon bulamayan Alanya, ikinci yarının ortalarında çok net üç pozisyon buldu. Önce Bakasetas vurdu, Muslara lastik gibi uzadı. Hele Caulker’in ilk kafası... Ters ayağında yakalanmasına rağmen ağlara gitmekte olan o topu nasıl çıkarttı, i-na-nıl-maz... Hemen sonrasında bir Caulker kafası daha... Gene Muslera... Bitti sanmayın, bitmedi... Bammou’nun iki metreden şutunda da gole izin vermedi. Alın size 4-1...
Galatasaray yatıp kalkıp bu Muslera’ya dua etsin. Galatasaray bu sezon kötü futboluna rağmen halen zirve umudunu taşıyorsa, bunu takıma, hocaya ya da herhangi bir futbolcusuna değil, sadece Muslera’ya borçlu...
Galatasaray takımı, Galatasaray Kulübü, Galatasaray taraftarı çok ciddi, çok gerçekçi bir özeleştiri yapmak zorunda... Transferde bu kadar para harcıyorsun, bu kadar iddialı oyuncu alıyorsun, takımın başında ülkenin en iyi hocası var, ayakta kalan sadece Muslera...
Düşünün, pek de beğenmediğimiz Alanya takımı, Cisse’siz, daha geçen hafta üç gol atan Djalma’sız Alanya, Galatasaray kalesine 20’den fazla şut attı. Rakibin bu kadar şut atmasına, Muslera’nın bu kadar büyük tehlikelerle karşı karşıya kalmasına nasıl izin verirsiniz? Aslında Alanya, Galatasaray’ı yendi, Muslera’yı yenemedi.
Bu galibiyet amigolar, gözü karalar dahil, kimseyi kandırmasın. Koca Galatasaray takımı, Alanya karşısında son dakikaları “Çanakkale geçilmez” savunmasıyla eritmeye çalışır mı? Bu futbol değil, bu Galatasaray’a yakışan bir oyun değil... Sahadaki bu takım bizim bildiğimiz, tanıdığımız, alıştığımız Galatasaray değil...
Maçın özeti şu: Galatasaray 0-Muslera 10...