Galatasaray kaybetse ve puan farkı bu kadar açılsa, bu tahribatı sezon sonuna kadar onaramazdı. Bu bakımdan Galatasaray’ın galibiyetini, ligin bitimine daha çok var ama bu sezonun en önemli galibiyeti olarak düşünüyorum. 5. haftayı, Galatasaray’ın kaderinin yazıldığı hafta olarak kabul etmek lazım Kaderin yazıldığı hafta

Galatasaray, Trabzonspor karşısında direkten döndü. Bugün yenilmiş olsa lider Fenerbahçe ile 8 puanlık bir fark olacaktı. Üstelik rakibiyle de aynı farka ulaşacaktı. Karadeniz ekibinin zirve ortaklığı devam edecekti. Kazandı, büyük avantayla karşılaştı.
Ustamız Şansal Büyüka’dan öncelikle dev karşılaşmanın bir değerlendirmesini alsak...
Trabzonspor’da şampiyon olabilecek bir kadro var. Ancak altı puanlık maçları kaybedersen nasıl şampiyon olursun? Galatasaray’ı yensen daha beşinci haftada 8 puan fark olacak. Ondan sonra Galatasaray dikiş tutar mı? Ama kendi sahanda, bu kadar coşkulu taraftar önünde kaybediyorsun, 8’e çıkaracağın puan farkı bir anda 2’ye iniyor. Trabzon’daki bu sonuç hem Trabszonspor’un hem Galatasaray’ın kaderini derinden etkiler.

Trabzonspor maçı Galatasaray için yeni bir başlangıç olabilir mi?

Bilal, Trabzonspor’un tersine bir durum Galatasaray için geçerli... Maçı kaybetse ki, kaybetmemesi adeta mucize, Trabzonspor ve Fenerbahçe’den 8 puan geride kalacaktı. Daha beşinci hafta... Ondan sonra camiayı düşün... “Hamza Hoca istifa... Yönetim istifa...” Lafı dolandırmadan açık konuşmak lazım; Galatasaray kaybetse ve puan farkı bu kadar açılsa, bu tahribatı sezon sonuna kadar onaramazdı. Bu bakımdan Galatasaray’ın galibiyetini, ligin bitimine daha çok var ama bu sezonun en önemli galibiyeti olarak düşünüyorum. Beşinci haftayı, Galatasaray’ın kaderinin yazıldığı hafta olarak kabul etmek lazım... Bu galibiyet yeni bir başlangıç değil, çok daha fazlası... Galatasaray için lig şimdi başladı.

Carole çok atletik

Maç gecesine damga vuran diğer bir olay da Hamza Hamzaoğlu’nun açıklamaları oldu. “Şansa kazandık!” sözünü nereye çekmemiz gerekiyor?

Hamza Hoca’nın “Şansa kazandık” lafının çekilecek bir tarafı yok... Biraz kafası çalışan lafın nereye, hatta kimlere gittiğini anlar. Hamza Hoca’nın bu lafı kendini eleştirenlere... Daha üç ay önce adına destanlar yazılan Hoca, üç ay sonra yerle bir ediliyor. Hocanın isyanı buna... “Ey vefa, neredeysen ortaya çık” demişler ama, futbolda vefanın adresi yok. Hele bizim ülkede... Kazanırken Hamza Hoca’yı anmayıp, kaybedişin bütün faturasını Hamza Hoca’ya yüklersen, açıkçası pek de hakça olmuyor.

Şampiyonlar Ligi bir, Trabzonspor maçı iki... Denayer, iki karşılaşmada farklı farklı kulvarlarda mücadele etti. Manchester City patentli oyuncu için görüşünüz?

Denayer dinamik, iyi oyuncu... Ayrıca stoper de oynuyor. Manchester City’nin kadrosunda olmak için zaten belli bir kaliteyi tutturmak gerekiyor. Ama sanki Atletico Madrid maçında çok daha iyi oynadı. Trabzon maçında Erkan Zengin gibi hareketli bir oyuncunun karşısında sıkıntı çekti. Ben Carole’ü de beğendiğimi söylemeliyim. Çok atletik, çok çabuk ve savaşçı bir görüntüsü var.

Kaderin yazıldığı hafta

İsterse çiftetelli oynasın!

Bir takım savaşmazsa, oynamazsa, öne hamle yapmazsa, rakibe baskı kurmazsa, hızlı hücuma kalkmazsa, isterse çiftetelli oynasın, bir şey değişmez. Onun için ben bu sistem rakamlarına takılmam. 4-3-3 oynarsın, hiçbir şey oynamazsın

Fenerbahçe, ligde öyle ya da böyle yoluna devam ediyor. Avrupa’daki hezimeti bir kenara koyarsak, sarı-lacivertliler, Türkiye’yi yıldızlarıyla götürüyor. Fenerbahçe, Bursaspor’u yendi ama burada yine Pereira’nın tercihleri konuşuldu. Kazandı, “iyi yaptı!” kaybetseydi farklı şeyler söylenecekti.

Van Persie ile Caner’i yedek kulübesinde tutma konusunda yorumunuz. Van Persie’nin oyuna girerken hocasına tepki göstermesi, Pereira’nın bir zaafı mıdır?

Molde maçından sonra yazılıp söylenenlere bakın... Caner ile Van Persie maçın en kötüleri ilan edilmedi mi? Vitor Pereira’nın bu ikiliyi kulübede oturtması kadar doğal ne olabilir ki... Kaldı ki Caner’in yerine oynayan Hasan Ali Kaldırım harikalar yarattı. Van Persie sonradan girip maçı kurtardı. Demek ki Pereira kadro seçiminde doğru karar vermiş. Ayrıca madem bu kadar kaliteli ve geniş kadro var, o zaman herkes yedek kulübesinde oturmanın mutsuzluğunu yaşayacak... Ben bu konuda Pereira’yı haklı buluyorum.
Arda Turan, Maraton yayınına geldiğinde, “Kadrosu geniş ve kaliteli oyunculardan oluşan kulüpler artık sadece teknik direktör değil, takımı ve özellikle kenarda oturanları yönetebilecek hocalar arıyorlar” demişti. Bu son derece önemli... Herkes mutlu olmalı ama sahaya da on bir kişi çıkıyor. Bugün Van Persie, yarın Volkan Şen, bir başka gün bir başka oyuncu derken, mutsuzluk yayılırsa, ne takımdaşlık kalır, ne dayanışma... Onun için Pereira’nın işi zor...

Markoviç’i beğendim

Ayrıca hoca gün geldi Nani ile Van Persie’yi, yani ikisini birden oyundan çıkardı. Pereira’nın tercih yanlışları olabilir ama yerliye ayrı, yabancıya ayrı davranıyor gibi bir tavrı olduğunu söylemeyi açıkçası pek doğru bulmuyorum.

Pereira’nın 4-3-3’teki ısrarını nasıl değerlendirebiliriz?

Sevgili Bilal, bunu genel olarak , yani bütün takımlar için söylüyorum; bir takım savaşmazsa, oynamazsa, öne hamle yapmazsa, rakibe baskı kurmazsa, hızlı hücuma kalkmazsa , isterse çiftetelli oynasın, bir şey değişmez. Onun için ben bu sistem rakamlarına takılmam. 4-3-3 oynarsın, hiçbir şey oynamazsın... Nerede kaldı o zaman sistem...

Markoviç’in Bursaspor karşısındaki performansına bakarak ne söyleyebiliriz?

Markoviç’i çok beğendim. Öne oynuyor, hızlı oynuyor, topla giderken mesafe katediyor, adam eksiltiyor, en önemlisi sahada “duran” değil, “hareket eden” bir oyuncu... Araziye uymaz, bizdeki kötü huyları kapmazsa çok iş yapar.

Oğuzhan’ı çok aradılar

Bu kadar baskılı oynuyorsan, rakip kaleci ne kadar iyi olursa olsun, birden fazlasını bulacaksın. Ayrıca Beşiktaş’ın Oğuzhan’ı çok aradığını söylemeliyiz. Oğuzhan, sıkışan oyunu bir çilingir gibi açmasını biliyor

Beşiktaş lige iyi bir başlangıç yapmış, iki deplasman maçında da dokuz gol atmıştı.

Gençlerbirliği karşısında özellikle ikinci yarıda tek kale oynamasına rağmen tek golde kalıp tek puan aldı. Niye acaba?

Sevgili Bilal... Kime “maşallah” dersek kırk gün yaşamıyor. Beşiktaş bu ligin en iyi futbol oynayan, hızlı hücumu çok iyi yapan ve bunun sonucu rahat gol bulan takımı... Ama gördük ki, Gençlerbirliği, Beşiktaş’ın farklı kazandığı Mersin İdman Yurdu ve Gaziantepspor maçlarını çok iyi analiz etmiş. Beşiktaş’ın koşu adamlarına bir metre boş alan bırakmadılar. Göbeği çok iyi kapattılar. Gökhan ile Olcay kanatlarda istedikleri gibi top taşıyamadılar. Gomez hareket edecek alan bulamadı. Tamam, Beşiktaş geçen iki deplasman maçının gerisinde kaldı ama Gençlerbirliği’nin de iyi mücadele ettiğini söylemeli ve hakkını vermeliyiz.

Şenol Hoca ikinci yarıda Cenk ile Necip’i oyuna alınca maçın şekli değişti ve Beşiktaş tek kale oynayıp fırsatlar yaratmaya başladı.

Şenol Hoca bu değişikliklerle doğrusunu yaptı. Gençlerbirliği savunması bir Gomez’e odaklanırken, Cenk’in oyuna girişi ile birlikte iki adamı birden kontrol etmek zorunda kaldı ve ilk yarıdaki rahatlığını kaybetti. Ama bu kadar baskılı oynuyorsan, rakip kaleci ne kadar iyi olursa olsun, birden fazlasını bulacaksın. Ayrıca Beşiktaş’ın Oğuzhan’ı çok aradığını söylemeliyiz. Oğuzhan sıkışan oyunu bir çilingir gibi açmasını biliyor.

Cüneyt Çakır’dan sonra Fırat Aydınus da Mario Gomez’i atmayarak gündeme geldi. Hakemi konuşmayı sevmediğinizi biliyoruz ama Çakır’dan söz ederken Aydınus’u es geçemezdik.

Gomez’in dirseği klasik bir kırmızı kart. Rakibinin yüzü “Çarşamba Pazarı’na” döndü. Burada kırmızı kartı çıkartamıyorsan, demek ki kafan rahat değil. Fikret Başkan hafta içinde “Fırat Aydınus’u dikkatle izliyorum” demişti. Demek ki Başkan’dan gözü korkmuş. Bu dirseği bir Gençlerbirliği oyuncusu atsa elli defa kırmızı kart görmüştü. Korkmayın be kardeşler, demeçlerin etkisinde bu kadar kalmayın. Kariyerinize yakışmıyor.

Erkan atsa Onur tutsa!

Trabzonspor-Galatasaray mücadelesinde, en çok tartışılan isim de Cüneyt Çakır oldu. Topun elle buluşmasını “penaltı” olmadığına hükmeden Çakır, bu konuda futbol kamuoyunu pek ikna edemedi!

Trabzon cephesinde Galatasaray yenilgisi, Çakır’ın vermediği iddia edilen penaltı kararına bağlanıyor. Oysa Trabzonspor’un maç boyunca girdiği en az 7 net pozisyon var. Daha 5. haftada hakem üzerinden politika yapmak tehlikeli değil mi?

Trabzonspor verilmeyen penaltısı konusunda çok haklı... Ancak o penaltı kadar Erkan’ın boş kaleye atamadığı pozisyonu, goldeki mutlak Onur hatasını da dikkate alınmalı... Rakibi özellikle ikinci yarının ilk on beş dakikasında adeta kendi ceza alanı içinde teslim alıyorsun, ama kaleyi düşürecek golü atamıyorsun. Erkan atsa, Onur tutsa, Cüneyt Çakır’ı kimse konuşmazdı.

Her derbinin havası farklıdır

Bu hafta derbi var. Fenerbahçe üç puan önde ve uzun süredir derbi kazanamayan bir Beşiktaş var. Bilal, her maçın havası farklı olur. Bir kere Beşiktaş’ın başında yeni bir hoca var. Bakalım Şenol Hoca bu maç için nasıl bir teknik, taktik geliştirecek. En önemlisi, Beşiktaş geriye düştüğü maçları çevirmekte zorlanıyor. Fenerbahçe karşısında yenik duruma düşerse aynı sıkıntıyı yaşayabilir. Bunun için ilk golü bulmanın ve öne geçmenin çarelerini aramalı. Üstelik Fenerbahçe üç puan önde... Kaybederse kredisini kullanmış olur. Beşiktaş kaybederse fark altıya çıkar ki, altından kalkmak çok kolay olmaz. Moral olarak da hem takımı, hem camiayı ciddi ve olumsuz anlamda etkiler.

- Haftanın takımı: Çaykur Rize
- Haftanın futbolcusu: Hopf (Gençlerbirliği)
- H. teknik direktörü: Hikmet Karaman (Ç.Rize)
- Haftanın hakemi: Abdulkadir Bitigen (Mersin İY-Osmanlıspor)