Uzay Gökerman

Uzay Gökerman

uzaygokerman@yahoo.com

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Yaptıklarını dışarıdan izleyenlere çok kolaymışcasına gösterenler işlerinin gerçek uzmanıdırlar!
Bunun bu şekilde bilincinde olmayanlar için tıkır tıkır işleyen düzen aynı zamanda bir yanılsama yaratır.
Üzerine daha rahat bir şekilde değerlendirme yapma cüreti gibi.
Futbolun yorumu son yıllarda belki bilgisayarın da etkisiyle olduğundan kolay bir oyunmuş gibi algılanır hale geldi.
Bilgisayar başındaki oyunlarda uzmanlaşanların bir taraftan yorumculağa geçişini gözlemlerken diğer yandan mesele birkaç iyi transfer ve bir iki taktik çerçevesine sıkıştırılır hale geldi.
“Futbol basit bir oyundur!” ifadesiyle de zaman zaman desteklenen bu yaklaşımın aslında hiç de kolay olmadığı özellikle işin sorumluluğuyla yüzleşildiğinde daha iyi anlaşıldı.
Çok fazla bileşen var.
Mesela Fenerbahçe geride bıraktığımız beş sezonda on ve üzeri transferler yaparak iddialı bir şekilde girdi ve hepsinde de işler yolunda gitmedi.
İrfan Can...
3 sezondur bu formayı giyiyor hiç bu yıl gördüğümüz kadar etkili ve sonuca direkt katkıda bulunduğunu izlemiş miydik?
Demek başka bir şey var.
Peki ne?
Bugün buna İsmail Kartal yanıtı vermezsek yarın işler olumlu veya olumsuz değiştiğinde yorum yapmak için doğru mesnet bulamayız.
Fenerbahçe’yi herhalde çok uzun senelerden beri böylesine etkili ve sonuca kolay giden bir takım örgüsünde izlememiştik.
Birkaç hafta önce Fenerbahçe’nin öncelikli ihtiyacının “kazanma alışkanlığı oluşturmak” olduğunu konuşmuştuk. Bu hem takımının uyumunu artıran hem de teknik direktörü kamuoyu önünde rahatlatan bir etki olarak önemliydi.
7 Avrupa 7 Lig mücadelesinden 14 maçlık bir galibiyet serisi oluşturmak bir bakıma işte bunu sağlamış oldu.
Fenerbahçe’nin görece iyi bir fikstür avantajını da eline geçirdiğini not edebiliriz.
Kasımpaşa, Hatayspor ve Pendikspor maçları Fenerbahçe’nin şu an girdiği seriyi daha ileri götürecek potansiyel karşılaşmalar olduğu çok açık.
Dün Fenerbahçe Rizespor karşılaşmasına aynı Başakşehir maçında olduğu gibi ön alan baskısı ve çabuk bir golle başladı.
İkinci golle birlikte oyuncular rahatlayınca oyunun akışkanlığını devam ettirmek kolaylaştı.
Fenerbahçe’nin birbirinin benzeri goller atması bir anlamda bunların sürekli çalışıldığının ve belli bir plana bağlı olduğunun da göstergesiydi.
Szymanski’nin golü tam da buna bir örnek olarak verilebilir.
Bazen yine bir başka yanılgı da oluşuyor; özellikle çok farklı kazanılan maçlardan sonra rakibin gücü üzerine bir polemik yaratılıyor.
Sezonun henüz çok başındayız; Rizespor öncekilerde olduğu gibi düşmeye aday mı yoksa İlhan Palut’un diğer takımlarda gösterdiği başarıyı tekrarlama potansiyelini içinde barındıran bir ekip mi?
Bu Rizespor’un birkaç hafta önce Trabzon deplasmanından 3 puanla dönmesi belki bize bir referans olabilir.
Kuşkusuz önümüzdeki haftalar hem Fenerbahçe’nin bu çıkışı hem de Rizespor karşısındaki futbolunun kendisinden mi yoksa rakipten mi kaynaklandığına dair bize çok daha yerleşik fikirler verecektir.
Ancak sahanın her yerinde çok etkili olan bir Fenerbahçe izledik.
Rakibine nefes aldırmazken, tüm oyunu 2. Ve 3. Bölümde oynadı ve kalesine sadece tek şut geldi.
İsmail’in merkezde ana pas istasyonu olarak önceki haftalarda kendsisine yöneltilen bazı eleştirileri anladığını gösteren bir oyun oynadığını gördük. 116 defa topla buluşan futbolcu bunun 102’sini olumlu kullanarak önemli bir etki yarattı.
Diğer tarafta ikili mücadelelerde Ferdi, Osayi, İsmail, Dzeko, İrfan Can rakibiyle kıyasıya boğuştular.
5-0 biten maçta hakem kararları konuşulur mu?
Bu maçı izlememiş olsam ve biri bana bunu söylese biraz tebessüm edebilirim. Ama bir pozisyon var ki bunu futbol adına konuşmanın doğru olacağını düşünüyorum.
Fenerbahçe’nin attığı ve pozisyonlar öncesinde Osayi’nin topun eline çarptığı için iptal edilen golden söz ediyorum.
VAR burada müdahalede bulundu ve golü iptal ettirdi.
Maçlar içinde buna benzer birçok pozisyon oldu ve önemli bir kısmında oyun devam ederken buradaki sorun neydi gerçekten anlamaya çalışıyorum.
Yazarken pozisyon konuşmanın zorlukları olduğu için burada daha fazla uzatmıyorum ancak buradaki takdir hakkınının nasıl kullanıldığının doğru bir şekilde anlatılması gerekiyor ki bu oyunu takip edenler hem kuralı daha iyi öğrensinler hem de ileride benzer kararları daha iyi takip edebilsinler.
Yağmurlu bir sonbahar İstanbul’unda güzel bir karşılaşma izledik.
Fenerbahçe izleyene keyif veren çok güçlü bir oyun oynuyor. İlerleyen maçlarda bu oyunun içindeki setleri konuşmaya başlayabiliriz.