Hamza Hoca'ya soluk aldıracak bir sonuç

Galatasaray’da ligin başından bu yana dalgalanmalar yaşanıyor ve bunun merkezinde kuşkusuz Hamza Hamzaoğlu var.

Yönetimlerin her türlü yanlışının teknik adamlara mâl edilmesi ülkemizin en kolay sorumluluklardan kaçma şekli oluyor. Galatasaray’da her türlü sorunun ana kaynağı yıllardır yönetimler olmasına karşın Hamza Hoca kurtlar sofranın tam ortasına bırakılmış görünüyor.

Hamza Hocaya soluk aldıracak bir sonuçÖyle olmasa Sinan Gümüş forma bulur muydu emin olmak gerçekten zor?

Galatasaray’ın bu sezon en çok övündüğü Real Madrid’in bir on beş dakikalık bölümünde oynadığı futbol vardı; kuşkusuz bir takım üst düzeyde bir karşılaşmada böyle top oynarsa bunu tekrar etme potansiyelini de taşır. Astana karşısında da küçük bir bölümde topa sahip olup, iyi pas yapılan bir oyun oynandığını da izledik.

Ancak Başakşehir karşısında son yılların en kötü 60 dakikasını oynadı Galatasaray; üstelik Yasin, Bilal, Selçuk, Sneijder ve Podolski gibi top ayağına yakışan oyuncuları varken.

Umut Bulut’un oyuna girmesiyle taşların yeri değişti.

Galatasaray’da Burak ve Umut en uçta görev yaparken, Podolski veya Sneijder hatta Yasin biraz daha rahat pozisyon bulabiliyorlar.

Ancak bunun tersi o kadar kolay olamıyor; Podolski tek forvet gibi oynamaya çalışınca sahip olduğu özelliklerinin tam olarak ortaya koyamıyor.

Umut oyuna girdikten sonra eğrisi doğrusuna geliverdi.

Kuşkusuz tam bir saat boyunca kaleye 6 adet isabetli şut çekip bunları Muslera’ya teslim eden Başakşehirli oyuncuların da bunda etkileri vardı.

Abdullah Avcı’nın Mehmet Batdal tercihi oldukça ilginçti. Bunda 70 dakika ısrar etmesi de… Mehmet Batdal’ın uzun boyu dışında takıma ne türde bir avantaj sağladığını karşılaşma boyunca anlamaya çalıştık. Uzun boylu bir forvetiniz varsa topu sağdan soldan ceza sahasına indirilmesini beklersiniz değil mi?

Oysa Başakşehir oyunu hem merkezden oynadı hem de yerden; çünkü Emre gibi bir oyuncusu vardı o da havadan gönderdiği tüm pasları yana kullandı. Batdal eline geçen tek fırsatı da ilk yarının son pozisyonunda kötü kullandı ya da Muslera kurtardı.

Karşılaşmanın kader anında yine hakemlerin sahneye çıkması maalesef ligimizin genel karakteri ve kalitesini gösteriyor.

Podolski’nin gol öncesinde koluyla buluşan topun hangi niyetle orada olduğu yine bu haftanın en çok tartışılan pozisyonlarından biri olacak; kimi için top kola, kimi için de kol topa gitmiş sayılacak; bir hafta sonra da topun kola gittiğini iddia edenler rakibinin benzer pozisyonunda bu sefer kolun topa gittiğini iddia ederek bu geceyi unutacaklar.

Buradan sportif bir sonuç çıkması mümkün değildir. Çünkü hayatın her anını bu çifte standartlarla yaşıyoruz ve bundan en ufak rahatsızlık duymuyoruz.

Mesela yıllarca yöneticilik yapmış, aynı zamanda televizyonların da renkli simalarından bir Galatasaraylı şöyle bir tweet atabiliyor; “El var, ayak var, var oğlu var! Gol mü sen ona bak be!!”

Kuşkusuz neresinden bakılırsa bakılsın talihiz bir andı ve maçın bu sonucunu da bu pozisyonun belirlemesi de özellikle hakemleri konuştuğumuz haftanın sonunda iyi olmadı.

Hamza Hoca böylece derin bir soluk almış oldu.

Burada asıl sorun gerçek sorumluların sahnenin arkasında gizlenmeleri ve kriz anlarında ortaya çıkıp her şeyi çözen bir bilen gibi davranmalarıdır.

Geçen sezon Prandelli’nin ipini çekip, Hamza Hoca’yı bir kurtarıcı olarak takımın başına getirenler bu sezon aynı şeyi Hamza Hoca ile yapıp kurban arıyor.

Teknik adamlar, futbolcular biraz rahat bırakılsa ve herkes onların işlerini yapacak bir mesafede durabilse kuşkusuz başka şeyler konuşuyor ya da izliyor olacağız.

Hakemler…

Bu konunun çözümünün ne olduğunu artık daha sesli konuşmanın zamanı geldi.

http://twitter.com/uzaygokerman