Ekonomi
23.02.2016 - 02:30 | Son Güncelleme: 23.02.2016-2:30

Vergi yargısının sorunları tartışıldı

Vergi Hukuku Platformu’nun, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’yle birlikte düzenlediği kongrede, vergi yargısının karşılaştığı mevcut sorunlar dile getirilirken, bunlara karşı olası çözümler de tartışılıp masaya yatırıldı

Sitene Ekle

EKONOMİ SERVİSİ

Türkiye’de vergi hukukunu geliştirmek üzere bir yıl önce 4 akademisyenin kurduğu, vergi hukuku alanında çalışanlara açık ve gönüllülük esasına dayalı Vergi Hukuku Platformu, geçen kasım ayında İktisadi Kalkınma Vakfı’nın ev sahipliğindeki “Uluslararası Vergi Hukukunda Güncel Gelişmeler ve Türkiye’ye Etkileri” başlıklı ilk uluslararası kongresinin ardından, bu kez de Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’yle işbirliği yaparak “İdari Yargılama Usulündeki Olası Değişikliklerin Vergi Hukuku Alanına Yansımaları” başlıklı ilk ulusal kongresini gerçekleştirdi.
Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mali Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülsen Güneş, Vergi Hukuku Platformu İcra Kurulu Dönem Başkanı Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar ile Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu’nun konuşmalarıyla başlayan toplantıda “İdari Yargılamada Yeni Eğilimler” ve “Adil Yargılanma İlkesi Işığında İdari Yargılamadaki Bazı Temel Usuller ve İşleyişler” başlıklı oturumlar yapıldı. 
Hukuka uygunluk
Akademisyen, yargıç, bürokrat, avukat, yeminli mali müşavir ve serbest muhasebeci mali müşavirlerin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’de yargı alanında sorunlar bulunduğu, bunları ortadan kaldırmak amacıyla 2014 yılında 6545 sayılı Kanun çıkartılarak istinaf yolu getirilmesi ve karar düzeltme yolunun kaldırılması başta olmak üzere bazı yenilikler öngörüldüğü hatırlatıldı.
Bu alanda çalışmalar sürerken, bir süre önce hükümetin “İdari Yargıda İş Yükünün Azaltılması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı”nın tartışmaya açıldığı vurgulanırken, vergi yargısındaki (idari yargıdaki) tek sorunun, iş yükü olmadığı belirtildi. Türkiye’de idari uyuşmazlıkları azaltabilmenin yolunun, öncelikle idarenin hangi kurallar içinde çalışacağını belirleyen bir İdari Usul Kanunu’nu çıkarmaktan geçtiği kaydedilen toplantıda, idarenin hukuka uygun şekilde davranması halinde, uyuşmazlıkların sayısının da azalacağına dikkat çekildi.

Yargının hızlandırılması...

Toplantının ilk oturumunda, Dr. Bumin Doğrusöz “İdari Yargılama Alanındaki Son Genel Gelişmeler”i, Prof. Dr. Celal Erkut “İdari Yargılamada İş Yükünün Azaltılması ve İşlevin Hızlandırılması”nı, Danıştay emekli başsavcısı Turgut Candan “İdari Başvuru Yollarındaki Olası Düzenlemeler”i, Yrd. Doç. Dr. Ertunç Şirin “İdari Yargılamada Sübjektif Dava Açma Ehliyeti ve Yeni Gelişmeler”i anlattı. İkinci ikinci oturumda da Prof. Dr. Güneş “İdari Yargılamada Yeni Bir Kurgu: İstinaf - Adil Yargılanma İlkesi ve Hak Arama Özgürlüğü Açısından Beklentiler”i, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Üyesi Doç. Dr. Selami Demirkol “Adil Yargılanma İlkesi ve İdari Yargılamanın Hızlandırılması Mekanizmaları”nı, Doç. Dr. İrfan Barlas ise “Silahların Eşitliği İlkesi ve Yazılı İdari Yargılama Usulü”nü işledi. 

DÜZENLEMELER OLUMLU BULUNDU

Toplantıda, özellikle süre hesaplamalarına, iptal ve tam yargı davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılmasına, üst makamların kararlarını gerekçeli açıklamalarına, tam yargı davası öncesinde sulhun zorunlu hale getirilmesine ilişkin düzenlemeler olumlu bulundu. 
Bunak karşılık sübjektif dava ehliyetinin “doğrudan” menfaat şartına bağlanması, 50 bin TL’nin altındaki uyuşmazlıkların tek hakimli vergi mahkemesinde görülmesi, tek hakimli davalarda taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılmasına imkan verilmemesi, idarenin tüm kararlarının gerekçeli olması zorunluluğunun getirilmemesi ise, grup dava kurumu, hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı açısından eleştirildi. İstinaf konusunda AİHS’de açık bir düzenleme olmadığı, AİHM’nin ilgili kanun yolunda adil yargılanmanın gerçekleşip gerçekleşmediğine odaklandığı belirtilirken, usul ekonomisiyle eşitlik ilkesinin yanı sıra savunma hakkı ile ekonomik yaşam hakkının karşı karşıya geldiği durumlarda hangisine ağırlık verilmesi gerektiği konusunda da hareketli tartışmalar yaşandı. 
Toplantıda ayrıca, karşılıklı anlaşma usulüyle idari yargılamadaki temel ilke ve kuralların yasayla belirlenip, bunların ne şekilde uygulanacağı konusunda içtihat hukukuna izin veren bir sistem kurulması düşüncesi de değerlendirildi.

Öngörüler...

Tartışmaya açılan tasarı taslağının içeriğine de değinilen toplantıda, şu hususlara dikkat çekildi:
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun olumlu görüşü alınarak bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin Adalet Bakanlığı’nca kurulması; konusu 50 bin TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davalarının tek hakimli vergi mahkemesince karara bağlanması; menfaati ihlal edilenlerin değil, menfaati doğrudan ihlal edilen kişilerin iptal davası açabilmesi; 
Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve tam yargı davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılması, sadece tek hâkimle çözümlenecek davalarda hâkimin, tarafların duruşma yapılması istemiyle bağlı olmaması; grup dava kurumu; davalının ikinci cevap dilekçesi vermesinin kaldırılması; sürenin son gününün tam veya yarım tatil gününe yahut yetkili makamlarca verilen ve ülke çapında uygulanan idari izinlere rastlaması halinde, sürenin tatil veya idari izin gününü izleyen mesai günü bitimine kadar uzaması; 
Haklarında idari davaya konu olabilecek işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvuranlara ‘60 gün içinde’ kesin olmayan cevap verilmesi, ilgilinin buna karşı dava açmaması ve idarenin de yeni cevap vermemesi halinde, ilgilinin idareye tekrar başvuruda bulunabilmesi; özel kanunlarda ayrı bir idari başvuru yolu öngörülmeyen hallerde, ilgililerce idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, yoksa, işlemi yapmış makamdan idari dava açma süresi içinde istenmesi halinde idarenin, hukuk biriminin görüşünü almak suretiyle en geç 60 gün içinde gerekçeli cevap vermesi zorunluluğu; bir idari işlem nedeniyle haklarının ihlal edildiğini iddia edenlerin açtıkları iptal davasının sonuçlanmasından sonra, tam yargı davası açmadan önce 2011 tarih ve 659 sayılı KHK ile getirilen sulh yoluna başvuru zorunluluğu gibi hususlar öngörülmüştür.
 

 


Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
Atatürk'ün annesinin adı nedir?
En Çok Konuşulan Haberler
    İMKB 100110.241 %0.83
    Deger%
    FLAP15.9119.98
    CMBTN38.046.26
    YUNSA4.536.09
    TSPOR2.305.50
    KOZAA5.834.48
    Tümü »

    ©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
    İlginizi ÇekebilirX