31 Aralık 1997

31 Aralık 1997

Yavuz DONAT

İHTİYAR 1997'yi uğurlarken, birkaç fotoğrafçıdan, birkaç resim istedik.
İlk fotoğrafçı, Piar - Gallup'un Başkanı Bülent Tanla.
"Son araştırmalarını" anlattı.
Birinci bulgu:
Halkın büyük kısmı "çocuklarımın geleceği ne olacak" kaygısında.
İkinci bulgu:
Kurumlara olan güvensizlik tırmanıyor.
Üçüncü bulgu:
Halk gergin... Halk bir arayışın içinde.
Ve son bulgu:
İnsanlar Refahyol'dan "tedirgin, ama Anasol D'den de "şikayetçi."
Bülent Tanla'nın çektiği resim "aydınlık" değil.
* * *
İKİNCİ fotoğrafçımız Prof. Dr. Osman Altuğ.
Osman Hoca:
- Kayıtdışı "bire biri" geçti.
- Yani?
- Her iki muameleden biri kayıtdışı. Kayıtdışı ekonomi, kayıtlıyı yuttu.
- Hoca, "bu iş" nereye gider?
- Kayıtdışı demek "vergisizlik" demektir. Vergisizlik demek "borçlanma" demektir. Borçlanma demek "faiz" demektir. Faiz demek "enflasyon" demektir. Enflasyon demek "sıfır artışı" demektir. Sıfır artışı demek "yeni rejim arayışı" demektir.
Osman Altuğ'a dedik ki "hoca, kusura bakma ama, bu resim hoşumuza gitmedi."
* * *
PROF. Dr. Osman Altuğ "bir fotoğraf daha" çekti:
- DYP - CHP hükümetini "bir milyonluk banknot" götürdü. Refahyol'u "beş milyonluk banknot" götürdü. Türkiye şimdi on milyonluk banknot basma aşamasında. Anasol D'yi de "on milyonluk banknot" götürecek.
Fotoğraf yine "karanlık" bir fotoğraf.
* * *
ŞEKİP Karakaya, Adana Güçbirliği Vakfı Başkanı.
Kaç zamandır "gelin" diyordu:
- Söyleyeceklerimiz var, göstereceklerimiz var.
Ve merhaba Çukurova.
"Halin nicedir" Adana?
"İki Adana" var.
Birincisi "Kuzey" Adana.
Burada işyerlerinin tabelaları İngilizce.
Kızlar şortla dolaşıyorlar.
Mercedes'in haddi, hesabı yok.
İkincisi "Güney" Adana.
"Göç nüfusu" burada yaşıyor.
İnsanların yüzde 64'ü işsiz.
Yüzde 23'ü okuma, yazma bilmiyor.
80.000 konut "30 - 40 metrekare" büyüklüğünde.
Bir konutta 8 kişi yaşıyor.
Sokaklar dar.
Ambulans, polis, itfaiye giremiyor.
"Devlet giremiyor."
Şekip Karakaya:
- Kuzey Adana "2000 yılını" yaşıyor. Güney Adana ise tam "50 yıl öncesini." Ve bu iki Adana arasındaki uzaklık yürüyerek onbeş dakika.
Şekip Bey'in çektiği fotoğraf "ürkütücü" bir fotoğraf.
* * *
ZİYARETİMİZE bir milletvekili geldi.
1995'te Meclis'e Refah'tan giren, Refahyol hükümetinde bakanlık yapan ve sonra "gidişatı beğenmeyip, istifa eden" Gürcan Dağdaş.
Bir fotoğraf da ondan istedik.
"Şipşak" hemen çekiverdi:
- Dört milyon dava... 700 mahkeme... Ve 110.000 davaya 11 yargıç. Haydi gel şimdi Türkiye'de adaletten bahset.
"Bu fotoğraftan"
çıkacak adalet, "mafya adaletidir."
Gürcan Dağdaş'ın çektiği fotoğraf "korku filmlerini" andırıyor.
* * *
MEHMET Dülger'e dedik ki "çek bir fotoğraf."
Çekti:
- Islak meşeyi sobaya atarsın... "Tıs, tıs" ses çıkarır, bir türlü yanmaz. Ortalığı "kör duman" sarar. Siyaset işte o durumda.
Bu fotoğraf da
"dumanlı fotoğraf."
* * *
MEHMET Dülger ısrar etti:
- Bir fotoğraf da sen çek.
"Olur"
dedik.
"Vesikalık" bir resim çekiverdik:
- Türkiye, 1998 yılına "28 Şubat'ın gölgesinde" giriyor.
* * *
BÜTÜN bu fotoğrafları "yanyana" koyunca ortaya "tıkanmışlık" çıkıyor.
Siyasetin tıkanmışlığı.
"Bu noktada"
Mehmet Dülger sordu:
- Sence bu tıkanmışlık "ne" getirir?
"Üç olasılık var" dedik:
- Ya demokrasiyi getirir. Ya askeri. Ya da Refah'ı.
Dülger yerinden fırladı:
- Bunu yaz. Allahaşkına yaz. Çok rica ederim yaz. Sakın yazmamazlık yapma. Üstelik "yılın son günü" yaz.
Biz de yazdık...




Yazara EmailY.Donat@milliyet.com.tr

12 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber