Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Eğitim sisteminin amacı ve hedefleri konusunda bugüne kadar binlerce yazı yazdık, yazmaya da devam edeceğiz.

Eğitimin, onlarca evrensel hedefi varsa, onlarca da yerel hedefi var ve bu da ülkeden ülkeye değişiyor!

Peki, bizim ülkemizde bu hedefler neler?

Siz, bunu düşünedurun, ben de bu arada, İsviçre’de yaşayan bir vatandaşımızın izlenim ve gözlemlerini paylaşayım.

Aşağıdaki yazıyı tüm anne babalar, eğitimciler ve özellikle de eğitime yön veren politikacılar mutlaka okumalılar!

İsviçre izlenimleri

“Burada gençlerin birçoğu, hayalindeki meslek ne ise onu yapıyor ve gerçekten bu ülkede bile mutlu yaşamayı başarıyorlar. Bu kesinlikle böyle.

Haberin Devamı

Sizin de yazdığınız gibi, iyi öğrenci nerede olursa olsun, kendisine bir çıkış yolu bulur ve hayata tutunur, hatta zirveye kadar tırmanır.

Bu çocuklar çok iyi yerlere yerleşiyor ve başarılı birer insan oluyorlar. Ama azmetmeyen ve ancak anne, baba parasıyla, zorlama okuyan ve sadece askere gitmekten kaçmak isteyenler, apartmanlardan bozma “sözde üniversiteler”de okuyup, geleceğin bilim insanları olma iddiasıyla, yine kendilerinin değil de daha çok ebeveynlerinin istediği gibi, sadece üniversite mezunu olarak işsizler ordusuna katılıyorlar.

İşte bunun önüne geçmemiz gerekiyor! Ama nasıl?

İskandinav ülkelerinde bir gencin öğretmen olabilmesi için en az 10 yılı gidiyor ve en sonunda bir sınava daha girip, eğer başarılı olurlarsa öğretmenlik yapabiliyor.

İşte bütün iş burada başlıyor!

Çocuklarımızı ilkokul birinci sınıftan itibaren kimlere emanet ediyoruz, öğretmenlere değil mi?

Peki, bizim hiç durmadan bir sınavdan diğerine koşturan ve ağlayarak atama bekleyen yüz binlerce öğretmenimizin eğitim seviyesi sizce ne kadar?

Ben size söyleyeyim, 0!

Evet, hem rakamla hem de yazıyla sıfır!

Hayati boyunca bir kez olsun sokak köpeği ve kedisinden başka hiçbir hayvan görmemiş, hiçbir ağaç ve bitki konusunda bilgi sahibi olmayan bir öğretmen, bizim çocuklarımıza ne verebilir?

Bakın ben İsviçre’de yaşıyorum ve burada arkadaşlarımın çocukları var.

Geçen gün bir tanesinin doğum günüydü ve çocuk 4 yaşına girdi, henüz yuvaya gidiyor.

Haberin Devamı

Ben ve bir arkadaşım, balkonda oturuyorduk ve çocuk yanımıza geldi.

Balkonda da çiçekler ve bitkiler var, inanır mısınız çocuk bize hepsini tek tek saydı ve hatta bir tanesinde emin olamadı, parmaklarıyla bitkinin yaprağını ovuşturup, sonra parmaklarını burnuna götürüp kokladı ve bize o bitkiyi söyledi. Evet, hem de doğru olarak.

‘Peki, sen bunları nerede öğreniyorsun’ diye sordum. ‘Yuvada haftada iki gün dışarı çıkıyoruz, bazen ormana, bazen bahçelere gidiyoruz ve bize orada hepsi öğretiliyor’ dedi.

Burada çocuklar, yalınayak yürüyor ve toprakla bütünleşiyor ama bizim müthiş anne ve babalarımız, çocuklarının ayaklarına bir şey olur diye, onları, yazın bile neredeyse botla gezdiriyor! (Burayı biraz abarttım farkındayım). Neyse uzun lafın kısası, ben size bir şey söyleyeyim ve bunu bir kenara not edin. Eğer her ikimiz de 10 sene daha yaşarsak, bakalım o gün ülkede eğitim seviyesi nereye gelmiş olur?

Ben biliyorum, eğer böyle devam ederse, artık işin içinden çıkılmaz bir hale gelecek.”

Haberin Devamı

Fazla mı abartmış!

Sayın okurumuzun, abarttığı noktalar ve genellemeler var ve o da zaten bunun farkında.

Dikkat çektiği konular ise ufak ayrıntılar gibi gözükse de çok önemli.

Onlar çocuklarını test manyağı yapmıyor, hayatı öğretiyor, bizse sınavlardan hiçbir şeye vakit bulamıyoruz.

Onlar evlatlarını teslim ettikleri öğretmenleri çok özenle seçiyor, eğitiyor ve heveslerini köreltmeden göreve atıyor, biz ise en idealist olanları bile, bu kutsal mesleği seçtiği için burnundan getiriyoruz...

Özetin özeti: Yeni Milli Eğitim Bakanı atanırken, umarız, sistemi bu hale getirenler değil de yeni bir bakış açısı arayan birileri akla gelir!..