Bütçeden en büyük pay eğitime ayırılıyor ama!

Çok uzun yıllardır, bütçeden en büyük payın eğitime ayırıldığını söyler dururuz. Gerçekten de öyle.

Cumhuriyet tarihi boyunca tüm hükümetler eğitime fazlasıyla önem verdi, fazlasıyla kaynak ayırdı, fazlasıyla kafa yordu.

Peki, o zaman onca şikâyet niye?

Çok fazla gerekçe var ama ilk üçü şöyle sıralayabiliriz:

1. Öğrenci sayısı, 2. Kaynakların verimsiz kullanımı, 3. Liyakat!..

20 milyona yakın öğrencimiz var ve yükün yüzde 90’dan fazlası devletin sırtında. En çok bakan değiştiren bakanlıklardan biri. Liyakate dayanan yönetim anlayışından söz etmek de mümkün değil. Bu yüzden de sürekli sistem değişiyor, sürekli kaynak israfı var!..

Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2020 yılı bütçesiyle ilgili ilginç saptamalarda bulunmuş. İşte onlardan bazı satır başları:

Durum tespiti

2019 yılında 113 milyar 813 milyon TL olan MEB bütçesi, 2020 yılı için 125 milyar 397 milyon TL olarak belirlendi. Her yıl olduğu gibi rakamsal olarak arttığı görülse de MEB bütçesinin merkezi yönetim bütçesine oranı 2019 yılında yüzde 11.84 iken, 2020’de bu oran yüzde 11.45’e geriledi.

Eğitim bütçesinin milli gelire oranı OECD ortalaması olan yüzde 6’nın çok altında. Geçtiğimiz 18 yıl içinde MEB bütçesinin milli gelire oranı çok az artmış olmasına rağmen, belirlenen rakamlar ihtiyacın çok altında kalmış ve eğitim harcamalarının esas yükü, eğitimi adım adım ticarileştirme ve kamu kaynaklarının özel okullara aktarılmasının da etkisiyle büyük ölçüde velilerin sırtına yıkılmıştır.

MEB bütçesinin rakamsal büyüklüğünün temel nedeni, hükümetin eğitime verdiği önemden değil, büyük ölçüde personel harcamalarından kaynaklanmaktadır.

MEB bütçesinin yüzde 73’ü personel, yüzde 11’i de sosyal güvenlik devlet primi giderlerine gitmektedir. Başka bir ifadeyle, bütçenin yüzde 84’ü zorunlu olarak personel harcamalarına ayırılıyor.

2020 MEB bütçesi içinde mal ve hizmet alım giderlerinin payı yüzde 8 (2019’da yüzde 9), cari transferler yüzde 3, diğer giderler ise yüzde 5’tir.

MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayırılan pay 2002 yılında yüzde 17.18 iken, eğitim hizmetlerinin sunumu açısından çok önemli olan bu rakam 2009’da yüzde 4.57’ye kadar gerilemiştir. 4+4+4 sonrasında zorunlu olarak kısmen de olsa artışa geçen eğitim yatırımlarına ayırılan bütçe oranı, 2014 sonrasında yeniden azalmaya başlamıştır. 2019’da MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayırılan pay yüzde 4.88 iken, 2020’de bu oran daha da düşerek yüzde 4.65’e indirildi.

2020 MEB bütçesinin bizlere gösterdiği en açık gerçek, eğitimde yaşanan yoğun ticarileşme sürecinin artarak devam edeceği, velilerin cebinden yapacağı eğitim harcamalarının belirgin bir şekilde artacağıdır.

Eğitim, devredilemez ve vazgeçilemez kamusal bir haktır. Bu alanda yapılan çeşitli araştırmaların da gösterdiği gibi, devlet okullarında paralı eğitim uygulamaları yaygınlaştıkça, en düşük gelir dilimindeki yüzde 20’lik kesimin gelirleri içinde eğitim harcamalarına ayırmak zorunda oldukları pay artmaktadır. Söz konusu artış ise ancak gıda ve sağlık harcamalarından kısılarak gerçekleştirilebilmektedir.

Çözüm nedir?

Bu noktada, her şeyin daha fazlasını istemek en kolayı. Peki, gelir artmadan, pay artarsa, diğer alanlara yapılacak harcamalar ne olacak? Elbette eğitim çok önemli ama sağlığın, güvenliğin, tarımın, enerjinin ve diğer alanların önemli olmadığını da kimse söyleyemez.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında kıt kaynaklarla eğitimde çok büyük mucizeler yaratıldı. Yine başarabiliriz. Evet, kaynaklar çok yetersiz ama onun doğru kullanımı ve artırılması da bir o kadar önemli.

Özetin özeti: Eğitimi devlete havale ederek hem bu işin içinden sıyrılamayız hem de daha iyi bir eğitim şansı yakalayamayız! Çözüm, herkesin taşın altına elini koymasıdır!..