Eğitimde değişim rüzgârı

Eklenme Tarihi12.10.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi11.10.2018 - 23:34

Eğitime yön verici kurumlara bir yenisi daha eklendi.

Hem de MEB ve YÖK’e akıl verip, politika oluşturmalarını isteyecek bir kurum!

Henüz yeni atandılar ama eminiz ki kamuoyu kendilerini kısa sürede daha yakından tanıyacaktır.

Cumhurbaşkanlığı Eğitim Öğretim Politikaları Kurulu’ndan söz ediyoruz.

Kimler var?

Kurulda enteresan isimler var. Profesör çok, öğretmen yok.

Keşke ömrünü eğitime, öğretime adamış bir okul müdürü ya da öğretmen de olsaydı...

Kendileri ve ülkemiz için hayırlı olsun.

Yapacakları her toplantıyı, alacakları her kararı merakla bekliyor olacağız...

İşte onlar:

Prof. Dr. Abdullah Atalar (Bilkent Üniversitesi Rektörü),

Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar (Türkiye Bilimler Akademisi TÜBA Başkanı), Ahmet Gündoğdu (AK Parti eski milletvekili),

Kemal Şamlıoğlu (Özel Öğretim Kurumları Eski Genel Müdürü),

Prof. Dr. Öktem Vardar (TED Üniversitesi eski rektörü),

Selçuk Pehlivanoğlu (Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı),

Prof. Dr. Tuncay Döğeroğlu (Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü), Prof. Dr. Umran İnan (Koç Üniversitesi Rektörü),

Prof. Dr. Yavuz Atar (YÖK üyesi, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı).

Mesleki eğitim

Mesleki eğitim yeni dönemde umarız çok daha ciddiye alınır.

CEÖPK’da her ne kadar mesleki eğitimin olmazsa olmazlığını savunacak bir isim göremezsek de sempati duyan bile sevindirici olur.

Çünkü eğitimde yaptığımız en büyük hatalardan biri de tüm çocuklarımızı üniversiteye yönlendirmek oldu.

Ara meslekleri yok saydık, üniversitelerdeki öğrenci sayımız Almanya’dan daha fazla diye gururlandık...

Peki, doğru olan bu mu?

Yani tüm öğrencileri doktor, mühendis, ekonomist yapmak, ülkemiz ve onlar için en doğru olanı mı?

Almanlar bunu bilmiyor mu?..

Böyle olmadığını en acı şekilde gördük.

Ülkemizin dört bir yanını üniversitelerle donattık ama kontenjanları dolduramıyoruz.

Milyonlarca gencimizi üniversite diploması sahibi yaptık ama bir işe yaramıyor!

İnsan gücü planlaması çağımızın en önemli yönetim biçimlerinden biri oldu.

Daha da çarpıcı olanı, yaşam kalitesi için ara insan gücünün önemini bir türlü anlayamadık.

Becerisi yüksek meslek elemanları sadece mutlu olmakla kalmayacak, üretimi de artıracaktır.

Çocuklarımıza, okula adım attıkları ilk günden itibaren, temel bilimler kadar, insani değerleri ve her mesleğin kutsal olduğunu da öğretmeliyiz...

Gençler, dünyanın neresinde olursa olsun, sevmedikleri ve saygı duymadıkları mesleklerde başarılı ve mutlu olmuyor.

İşte bu yüzden, onlara büyük hayaller kurdurup, sonra da “Senden hiçbir şey olmaz, gel şu mesleğe yönel” demek hataların en büyüğüdür.

İlgi ve yetenekleri doğrultusunda, bir meslek bir çocuğa zamanında sevdirilir ve o alanda yol alması sağlanırsa, ileride çok mutlu olabilecekken, ona olmayacak hayaller kurdurup yol ortasında bırakmak, ona yapılacak en büyük kötülüktür ve biz bunu kırk yıldır yapıyoruz...

Yeni yol haritası çizilirken, mesleki eğitime özellikle kafa yorulmalıdır.

Şimdi birileri çıkıp, “Mesleki Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’ne bir çocuk doktoru atandı, yeni açıklanan CEÖPK’da da teknik eğitimi ve ara insan gücünü savunan hiç kimse yok, peki bu koşullarda, mesleki ve teknik eğitim nasıl gelişecek?” diyebilir.

Onlar da haklı ama bekleyip görmek gerekir. Çünkü mesleki ve teknik eğitim olmadan ne üretim ve yaşam kalitemizi artırabilir ne de işsizliğe çözüm bulabiliriz!..

Özetin özeti: Eğitimde akıllı değişim zamanı geldi de geçiyor!..