Eğitimde yeni arayışlar ve Prag

Yurt dışına her çıkışta, hele bir de iş gezisiyse, kendimize şu soruyu sormadan edemiyoruz: Dünya neleri konuşuyor, biz nelerle uğraşıyoruz?
Prag’daki toplantıda, Dijital Çağ’ın ve ötesinin eğitimi sorgulanıyor.
Peki, Türkiye’de eğitim adına ne konuşuyoruz?..
Devekuşu gibi kafamızı kuma gömerek geleceği yakalayamayız, çocuklarımızı geleceğe hazırlayamayız.
MEB, YÖK, ÖSYM ve şimdi de Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu...
Çocuklarımızın, dolayısıyla da ülkemizin geleceğine yön veren onlar. Her biri, ayrı telden çalıyor.
Biri ak diyorsa, diğeri kara diyor. Ve bu arada dünya aldı başını gidiyor...
Sınıfları akıllı tahtalarla donatınca, birkaç saatlik kodlama dersi koyunca, bu konuda birkaç parlak cümle kurunca, yeni çağı yakalayacağımızı sanıyoruz.
Ha, sahi, bu arada, milyarlarca dolar harcanan ve Cumhuriyet tarihinin en büyük projesi olarak lanse edilen FATİH Projesi’nin akıbetinden haberdar olan var mı?..
Bilim insanlarının ufuk turuna bayılıyorum. Hollywood senaristleri gibi yaratıcılar. Tek farkları, bilimsel dayanaklarının çok daha güçlü ve ayakları yere basıyor olması…
Özellikle de, Trump deyince tüyleri diken diken olan Amerikalı hocaların gelecek öngörüleri, sunum teknikleri ve farklı bakış açıları insana önce çok ters geliyor gibi olsa da, altı dolduruldukça, inandırıcılığı artıyor.

Her şey değişecek!

Eğitim sistemleri akıl almaz bir hızla değişen bilim ve teknolojinin gerisinde kalır mi?
Kafamı kurcalayan en önemli sorulardan biri buydu.
‘Eğitim piyasanın çok gerisinde kaldı’ diyenler de vardı, ‘Zaten birlikte üretiyorlar, lokomotif üniversiteler olduğu için korkmamak gerekir’ diyenler de...
Asıl önemli olan, bizim gibi ülkelerin bu baş döndürücü yarıştan nasıl etkileneceği? Sınav ve torpil odaklı sistemden kurtulup, liyakate, Ar-Ge’ye ve üretime yönelik bir eğitim sistemi oturttuğumuzda, yeni dünyada biz de varız diyebiliriz. Yeter ki isteyelim...
Önümüzdeki 15-20 yıl içerisinde eğitimde tüm roller ve tüm süreçler değişecek. Bu kesin.
Binlerce meslek ölecek, yerine yeni meslekler gelecek.
Eğitim ve bilim, kampüslerin dört duvarı arasına sıkışıp kalmayacak, öğrenme süreçleri bir yandan kısalacak, öte yandan bir ömür boyu sürecek. Bugün için var olan mesleklerin üçte ikisi yok olup gidecek, hiç aklımıza gelmeyen meslekler baş tacı olacak. Örneğin, dijital öğrenme yükünü yönetim danışmanlığı, örneğin güneş ve rüzgâr enerjisi teknisyenliği!..
Hiçbir şey okumuyoruz, bilmiyoruz, öğrenmiyoruz derken, öylesine bir bilgi bombardımanı altındayız ki hangisi yararlı, hangisi zararlı, ne kadarına müsaade etmeliyiz derken beynimizi enformasyon çöplüğü haline getiriyoruz ve bakalım buna ne kadar dayanacağız!
Değişimin her zamankinden daha hızlı ve gerekli olduğu bir döneme giriyoruz.
Peki, bu yeni çağa uyumlu, donanımlı nesilleri kim, nasıl yetiştirecek, öğretim kurumları ve özellikle de bürokrasi, bu konuda nasıl bir tutum sergileyecek, girdileri yani öğrenci alımlarını ve mezunların yetkinliğini kim, nasıl denetleyecek?..
Hemen hepsi de zor ve karmaşık konular! İşte bu yüzden, kafamızı kumdan çıkartalım, sınav saçmalıklarıyla, vizyon tartışmalarıyla, göstermelik projelerle zaman kaybetmeyelim diyoruz.
Öğrenci odaklı eğitim daha da öne çıkacak ve bugünün öğrencileri hem çok akıllı hem de çok nazlı. Onları yakalayan, ikna eden, doğru yönlendiren ve doğru donatan ülkeler bir adım öne çıkacak, diğerleri ise nal toplayacak…
Prag’a gelince, her zamanki gibi çok güzel ve turist kaynıyor ama bir İstanbul, Viyana, Paris ya da Roma değil!..
Özetin özeti: Gelecek adına, ülke adına, çocuklarımız adına yapılacak çok iş var. Ne olur artık kısır tartışmaların ve kandırmacanın bir adım ötesine geçip, ülkemize yakışan adımlar atalım...