Eleştirinin dozu

Eleştirinin dozu

Abbas GÜÇLÜ

GENELDE yazdığım yazıları çok sert bulanlar da var, "Oh eline sağlık, duygularımıza, düşüncelerimize tercüman oldun, onlar için az bile" diyenler de. Ama "haksızsın" diyenler, kendi çıkarına dokunduğumuz için duygusal olanları bir kenara bırakırsak, yok denececek kadar az.
Daha önce olduğu gibi 1998'de de sizlerin gözü, kulağı, sesi olmaya devam edeceğiz. Haklı davalarınızda, karşınızdakiler kim olursa olsun hep yanınızda olacağız.
Bir yandan konuşan Türkiye isteyip, öte yandan Türkiye'yi suskunluğa sürükleyenler gibi ikiyüzlü olmayacağız. Laikliğin, çağdaşlığın bekçiliğine soyunup, irtica sinyalleri verenlerle de kol kola girmeyeceğiz...
1997 ve daha önceki yıllarda olduğu gibi, 1998'de de yılmadan, usanmadan "eğitimin" Türkiye için vazgeçilmez olduğunu anlatmaya devam edeceğiz.
Çocuklarımıza bırakacağımız en iyi mirasın döviz, gayrimenkul, para, pul değil, eğitim olduğunu on bininci kez de olsa yazmaya devam edeceğiz.
Hiçbir siyasi ayrım gözetmeden eğitime hizmet edenleri alkışlayıp, çocuklarımızı ve onların geleceğini istismar edip, eğitimi sadece özel günlerde klişe demeçlerle hatırlayanları eleştirmeye devam edeceğiz.
2000'li yılların Bilgi Çağı olduğunu, bilgi üretmeyen toplumların bu çağda ayakta durmalarının zor olacağını sizleri bıktırıncaya kadar hatırlatacağız.
2000'li yıllarda cağrafi sınırların yerini, ekonomik sınırların alacağını, yerel şirketlerden çok, uluslararası evlilikler yapan şirketlerin gelecekteki işverenleriniz olacağını, bu nedenle yabancı dil öğrenmenin olmazsa olmaz kurallardan biri olduğunu kulağınıza küpe yapacağız.
Öğrenciyi dışlayan eğitim modellerinin artık iflas ettiğini, dayatmacı eğitim anlayışının yerini, okuyan, sorgulayan, üreten bireysel modellerin aldığını, çağdaş ülkelerden örneklerle yine bıkmadan, usanmadan anlatmayı sürdüreceğiz.
Kişi başına düşen 3.6 yıllık eğitimin, ülkemizin yüzünü kızartan en önemli zaaflarımızdan biri olduğunu, en az 8, 10 yıla çıkartmak için ulusal seferberlik başlatmamız gerektiğini, yine bazen ağır ifadelerle de olsa anlatmaya devam edeceğiz.
Türkiye'nin eğitim sorununu çözmeden, eflasyon, terör ve diğer sorunları çözmesinin zor olacağını, büyük, küçük her sorunun temelinde eğitim eksikliği olduğunu, bazı kesimleri bıktırsak da, kızdırsak da hemen her gün yazacağız.
Çarpık eğitim sistemimizi, insanları kağıt üzerindeki rakamlar gibi gören ağzı purolu, göbeği şişmanlar ve sanal dünyalarında hayal tacirliği yapanların değil sadece ve sadece öğretmenlerin kurtarabileceğini dilimizde tüy bitinceye kadar anlatacağız...
2000'e 2 kala, Türkiye on yıl öncesinden çok farklı. Artık ne kaşarlanmış politikacıların yalanlarına kanıyor, ne de "kaderimmiş" diyor...


Yazara EmailA.Guclu@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR