Meslek yüksek okulları da önemli bir seçenek!

Güya, mesleki eğitim, memleket meselesiydi. Ama bu hiç kimsenin umurunda bile değil. Hâlâ amele okulu olarak görüyorlar. Oysa ara insan gücü olmadan bir ülkenin kalkınması mümkün değil.
Siyasiler, katsayılar nedeniyle, meslek liselerini şamar oğlanı haline getirdi. Bu okullara girenleri, iyi birer meslek elemanı olmaya özendireceklerine, akıllarına üniversiteyi sokup, sonra da yüzde 90’ını kapı önünde bırakarak, hayal kırıklığının en büyüğünü yaşatıyorlar.
Adaylar ve aileleri ise, iş güç sahibi iyi bir teknisyen ya da tekniker olmaktansa, donanımsız, işsiz güçsüz mühendis adayı olmayı tercih ediyorlar...
Devlet üniversiteleri için meslek yüksek okulları, adeta sırtlarında bir kambur. Vakıflar ise para makinesi olarak görüp adeta parayla diploma satar haline geldiler. Mezunlara, işin erbabı meslek adamı demeye bin şahit istiyor.
Milletvekilleri ve anadolu kentleri için de durum farklı değil. Onlar da artık bu yüksekokulları bacasız fabrika gibi görüp, 2, 3 bin öğrenci geldiğinde kasabanın havası değişiyor, ticaret canlanıyor diye bakıyorlar.

Mesleki eğitim sahipsiz!
Oysa, işini seven kalifiye elemanlar olmadan ne topyekün bir kalkınma gerçekleşir ne de yaşam kalitemiz artar. Ama bu kimin umurunda ki!..
Tercihler bitti bitecek, sonuçlar açıklandığında yine göreceğiz ki, kontenjanların yarıdan fazlası boş kalacak. Peki o zaman onca masraf niye yapılıyor?
Bu ülkede, bu parlamentoda, YÖK’te, MEB’de, DPT’de yok mu bir Allah’ın kulu, çıkıp da mesleki eğitimi savunsa, arkasında dursa, yapılan yanlışlara dur diyebilse...
Sakın ola hiç kimse çıkıp da, biz bu konuya sahip çıkıyoruz diye ahkam kesmesin. Ortada tam bir komedi var ve herkes birbirini kandırmaya devam ediyor...
Medeni ve kalkınmış ülkelerde, tanımlanmış ve eğitimi yapılan meslek çeşitliliği 10 binin üzerinde. Peki bizim ülkemizde ne kadar? Söylemeye utanıyoruz, çünkü hâlâ bırakın eğitimini, tanımını, akreditasyonunu kimin yapacağı ve mezunlara hangi statünün verileceğine bile karar verebilmiş değiliz.
Bu olmadığı için de, kaldırımlarımız langır lungur, elektrik, su, doğalgaz, telefon ve internet tesisatlarının arızaları hiç bitmiyor.
Çevrenize iyi bir bakın, otomobil tamircisinden bahçıvana, işini hakkıyla yapan kaç kişi var. İşte bu yüzden, mesleki eğitime çok daha fazla önem verip, herkesi doktor, mühendis, öğretmen ya da hakim, savcı, avukat yapmak için uğraşmamalıyız.
En önemlisi de her mesleğin onurlu olduğuna ve iyi yapıldığında çok iyi yaşam standardı sağlayacağına, gençleri inandırmalıyız.

Her meslek onurlu
Tatil köylerine gittiğinizde yandaki şezlongda Avrupalı bir teknisyeni rahatlıkla görebilirsiniz. Çünkü aldıkları para da, kendilerine sağlanan statü de, beyaz yakalı diye tabir ettiğimiz üniversite mezunlarından hiç de aşağıda değil...

Peki biz ne yapıyoruz?
Adeta aşağılarcasına, işte, askerde, sokakta ikinci adam muamelesi yapıyoruz. Boş hayallerle kafalarını karıştırıyoruz. Sonra da mesleki eğitim, memleket meselesi diyoruz.
Artık bu kandırmacaya kimse inanmıyor. En başta da bu sloganı ağızlarından düşürmeyenler...
Mesleki eğitim, disiplin ve donanım gerektirir. En başta da inanç. Çünkü inanmadan ne iyi bir meslek adamı olunur ne mesleki eğitim gelişir ne de teknik elemanlara saygı duyulur...

YÖK bile dışlıyor
4 yıllık fakülteleri tercih edebilmek için 180 puan barajını aşmanız gerekiyor ama eğer meslek yüksek okullarına girecekseniz 165 puan yeterli oluyor. Yani daha en başında, bu okullar küçümseniyor. Oysa, bu okulları da, en az mühendisliği düşünen adaylar kadar donanımlı adaylar tercih etmeli. Yoksa, dünyanın en iyi mühendislerini de yetiştirseniz, alt kadrosu iyi olmazsa, başarıyı yakalamak mümkün değil.
Kaldı ki, biri diğerinden iki yıl fazla okudu diye, biri assolist, diğeri uvertür olmamalı. Hepsi de bir bütünün parçaları olmalılar.
Bu konuda en büyük mücadeleyi hemşireler verdi ve kazanmak üzereler. Düne kadar hep yardımcı sağlık personeli olarak görülüyorlardı. Artık 4 yıllık fakültelerden mezun oluyorlar ve tıpkı doktorlar gibi sağlık kadrosunun asli elemanı oldular.
Eğer ille de her şey eğitim süresine göre şekilleniyorsa, meslek yüksek okulları da 4 yıla çıkartılsın ve onlar da hem üniversitelerin hem de iş dünyasının önemli paydaşlarından birisi haline gelsin...
Özetin özeti: Eğer ülkenizi, kendinizi, yaşadığınız çevreyi seviyor ve yaşam kalitenizin yükselmesini istiyorsanız, ne olur, mesleki eğitime önem verin. Ve eğer iyi meslek adamı olmak istiyorsanız da tercih edin!..