Pilot ve hostesler köle, bizler de koyun muyuz?

Eklenme Tarihi13.03.2018 - 23:58-Güncellenme Tarihi13.03.2018 - 23:58

Hava ulaşım ağı öylesine yaygınlaştı ki artık uçağa binmeyenimiz yok gibi.

Her yıl yüz milyonlarca yolcudan bahsediliyor.

Ve, son günlerde, dünyanın dört bir tarafından çok üzücü uçak kazası haberleri geliyor.

Oysa dünden bugüne, vurgu yapılan bir şey var:

Ulaşım araçları içinde en güvenilir olanı, hava taşımacılığı. Çünkü en yüksek teknoloji, uluslararası kurallar ve en sıkı kontroller hava ulaşımında!

Muhtemelen doğrudur! Ama artık hemen her konuda olduğu gibi neye ve kime güvenebileceğimize şaşırmış durumdayız!..

3 saat uyku ile!

Çok sık uçuyorum ve şimdi anlatacağım benzeri olaylara, o kadar çok şahit oldum ki kimi kime şikâyet edeceğim!

Ya bir daha uçağa binmeyeceğiz ya da kaderimize razı olacağız!..

Geçenlerde, 23.30 uçağıyla bir kentimize uçacaktık, rötar yaptı, ancak 01.30 gibi havalanabildik. Havaalanına indiğimizde saat 02.30, otele vardığımızda da 03.30’tu. Otel resepsiyonunda, uçak personeliyle birlikte işlem yaptık. Biz uyandırma vermedik ama onlar 3 saat sonrası için uyandırma verdiler. Çünkü sabahın köründe yine uçuşları vardı!..

Dinlenmiş olarak gelseler, belki üç saatlik uyku yetebilirdi ama İstanbul’daki rötarın nedeni, başka bir yerden dönüyor olmalarıydı. Bizden önce, başka bir kente gidip, oradan geliyorlardı. Akşam saatleri olduğu için muhtemelen o seferden önce de bir başka yere daha gidip geldiler!..

Bu durumu, birkaç kişiye soracak oldum, “Ooo, bu daha ne ki” deyip çok daha vahim hikâyeler anlattılar, dondum kaldım!..

Bir ara, bir hava yolu şirketinin patronunu programa çıkartmıştım, uçaklar yerde değil, hep havada olmalı, yoksa kâr edemeyiz demişti, şimdi ne dediğini daha iyi anlıyorum. Anlayamadığım, uçaklar bu yoğunluğa teknolojik olarak belki dayanabilir ama peki ya pilot ve hostesler?

Yine bir başka olay, genel uyarılar yapılmadan uçakların havalanmayacağı kuralı ama bu durum artık o kadar çok ihlal ediliyor ki şaşmamak gerek! Havalandıktan sonra yapılan anonslar bir yana, gelen yolcular arka kapıdan inerken, gidenlerin ön kapıdan alındığına da yine çok şahit oldum!

Tıpkı özel okulculukta olduğu gibi havacılık sektöründe de çok hızlı büyüdük ve para hırsı sanki gözümüzü kör etti! Şirketler daha çok noktaya uçmak, pilot ve hostesler de daha çok kazanmak için bu köle ticaretine karşı sessiz kalıyorlarmış!

Peki ya devlet, sendikalar, uluslararası kuruluşlar, sigorta şirketleri ve en önemlisi de vicdanlar nerede?..

Denetim şart!

Şahit olduğumuz olaylar belki çok münferittir veya çok daha fazlası vardır! Bunu anlamanın yolu, herkes tarafından kabul edilebilir ciddi denetimlerden geçiyor.

Peki, bunları yapıyor muyuz, yapıyorsak arada yaşananlar neden, yeterince yapılmıyorsa daha ne bekleniyor?

İlle de vahim kazaların olması mı gerekiyor!..

Eğitimden örnek vermiştik!

Eskiden kolej deyince, yabancı dil öğreten, vizyon kazandıran, sadece akademik alanda değil, sosyal alanda da fark yaratan okullar akla gelirdi. Şimdikilerin pek çoğuna kolej demek için bin şahit ister.

Hava yolculuğu da sanki giderek o hale geliyor! Sıradanlaştıkça, sıradanlaşıyorlar!..

Özetin özeti: En büyük havalimanı yapmanın gururunu keşke en güvenilir, en konforlu, en dakik, en ekonomik, en saygılı, en akıllı kavramlarıyla da pekiştirebilsek. İşte o zaman, alkışın en büyüğünü hak ederiz!..