Sadece biz değil, dünya da çocuklara sahip çıkmıyor

Kime sorsanız, çocuklar başımızın tacı der.

Ama en mağdur edilen hep onlar oluyor.

Özelikle de gençler!..

Eğitimi sadece okul açılışlarında hatırlayan bir millet olarak, görünen o ki, bundan sonra da kendimizi kandırmaya devam edeceğiz...

Dünkü açıklamaların özeti buydu!..

Ha, bu durumda olan sadece biz miyiz?

Maalesef hayır.

Nerede yoksulluk, nerede az gelişmişlik, nerede demokrasiyi, insan haklarını, hukuku, emeği özümsememek varsa, orada iyi bir eğitimden söz etmek mümkün değil!

Oysa dünyanın neresinde doğarsa doğsun, her bebek, gelecekte dünyanın kaderini çizen bir dâhi de olabilir, bir terörist de.

Bu yüzden, gelişmiş ülkelerin ya da zengin ailelerin, sadece kendi çocuklarını düşünüp, diğerlerini boş vermesi, en büyük insanlık ayıbıdır!

UNICEF de işte ısrarla bu konuya dikkat çekiyor!..

Yoksulluk = Eğitimsizlik

UNICEF Genel Direktörü Anthony Lake, “Her ülkede, her mahallede, her evde her çocuğun yalnızca bir sınıfta oturuyor olmanın ötesinde kaliteli eğitim alma hakkı vardır ve bu eğitim, beyin gelişiminde en önemli evreyi oluşturan yaşamın ilk yıllarında başlamalıdır. Gecikmeden, kaliteli ve hakkaniyetli yatırımlar yapmamız gerekir; yoksa potansiyellerini gerçekleştirebilmek için gerekli bilgi ve becerilerden yoksun olarak büyümeye mahkûm bir çocuk kuşağının bedelini ödemek zorunda kalacağız” diyor.

Peki, ciddiye alan var mı?

Her ne kadar, tüm dünya liderleri, hepsi bir ağızdan evet diye haykırsa da, sonuç ortada!..

Söz konusu çocuklar, gençler, eğitim ve istihdam olduğunda, samimi olanı bulmak çok zor!..

Daha çok yatırım!

Rapora göre, 2030’da ilkokul ötesinde hiçbir eğitimi bulunmayan 1.5 milyar yetişkin olacak.

UNICEF, raporda dile getirilen tavsiyeleri destekleyerek, aksi halde küresel bir eğitim krizine dönüşebilecek durumu engellemek için eğitim harcamalarının ulusal bütçelerdeki payının yüzde 3’ten yüzde 5’e çıkarılması çağrısında bulundu.

Raporda yer alan diğer temel bulgular şunlar:

- Düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerde ilkokul çağındaki çocukların yalnızca yarısı, ortaöğrenim çağındaki çocukların da dörtte birinden biraz fazlası temel becerileri edinebilmektedir.

- İlk ve ortaöğrenim çağındaki 330 milyon öğrenci, en temel öğrenim donanımına bile sahip değil. Nüfus arttıkça kriz de büyüyor.

- 2030’a gelindiğinde düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerde okul çağında tahminen 1.4 milyar çocuk olacak.

- Okula hiç başlamayan kız çocuk sayısı, aynı durumdaki erkek çocuk sayısının iki katı olacak.

Destekliyorlar ama...

Küresel Eğitim Fırsatının Finansmanı Uluslararası Komisyonu (Eğitim Komisyonu), dünya liderlerini, politikaları belirleyenleri ve araştırmacıları belirli bir sürece katan önemli bir küresel girişim.

Amaçlanan, çocuklara ve gençlere eşit eğitim fırsatları sağlanması için bu alandaki yatırımların gerekliliğini yeni kanıtlarla sunmak ve bu yatırımlar için finansman yolları bulmak.

Ama maalesef bugüne kadarki tavsiyelerin hayata geçme oranı hep en düşük seviyelerde kaldı!..

Yayımlanan rapor, 105 ülkeden 30’dan fazla araştırma kurumunu ve 300 ortakla yapılan görüşmeleri içeren bir yıllık bir analizin sonucu. Ancak, yeterince ses getirmiyor. Bu durum, bir anlamda UNICEF’in de artık kendini yenilemesi gerektiğini ortaya koyuyor...

Bizdeki durum?

Ülkemizde en büyük bütçe eğitime ayrılıyor.

MEB bütçesinin dörtte üçü öğretmen maaşlarına gidiyor.

Çok azı yatırımlara, çok azı da cari harcamalara ayrılıyor.

Öğrenci sayımız en az 100 ülkenin nüfusundan daha fazla olduğu için, bırakın en büyük payı, devlet bütçesinin tamamını eğitime ayırsak, sorunlar yine de bitmez.

İşte bu yüzden, CHP gibi paralı eğitime hayır nutukları atma, Ak Parti gibi yine yanlış yapmışız pardon deme, MHP gibi her şeyi devlete havale etme, HDP gibi öncelik kaosu yaşama, televizyonlar gibi dizileri dayatma, gazeteler gibi eğitimi yok sayma yerine, ortak değerlerde buluşmak zorundayız...

Lüks tüketime gelince, devlet millet demeden, o partidensin, bu partidensin ayrımı yapmadan sınırsızca harcama yapıyoruz ama iş çocuklarımızın eğitimine gelince, aman bizden uzak durun diyoruz...

Özetin özeti: Ne ekersek, onu biçeriz. Bu yüzden bugünkü tablonun müsebbibi hepimiziz..