MEB ve YÖK, kendilerine “yap-bozcu” denildiğinde kızıyor ama kimilerine göre az bile söyleniyor. Çünkü yaptıkları değişikliklerin daha mürekkebi kurumadan, yeni değişikliğe gidiyorlar.

Lise ve üniversitelere giriş sistemleri daha birkaç hafta önce A’dan Z’ye değişmişti. Şimdi yine değişiyor. Görünen o ki değişim sancısı daha uzunca bir süre devam edecek.

Peki, yapılan onca değişikliğin nedeni ne?

Ayaküstü alınan şipşak kararlar dersek hiç yalan olmaz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ya da Başbakan Yıldırım, öğrenci, öğretmen ve velilerden gelen şikâyetleri bir şekilde dillendirdiklerinde, MEB ve YÖK, olurunu olmazını yeterince incelemeden, hemen yeni kararlar alıyor. Uygulama aşaması yeterince düşünülmediği için de aradan daha birkaç hafta geçmeden, yeni sistemi revize etmek zorunda kalıyorlar. Bu da zaten dibe vurmuş olan, kendilerine duyulan güveni daha da aşağıya çekiyor...

Peki, sular bu yeni düzenlemelerden sonra durulur mu?

Üniversiteye giriş, son değişikliklere rağmen, henüz oturmuş değil. Liselere girişte ise sınava kadar, çok fazla değişiklik söz konusu! Çünkü zorunlu revizyonları bir defada değil, zamana yayarak yapmaya çalışıyorlar...

Üniversiteye girişte başa dönüldü!

YÖK, yeni açıkladığı, üniversiteye giriş sisteminde, beklenen revizyonları, önceki gece yarısı gerçekleştirdi. Sanki kimseler görmesin, duymasın diye!

Son düzenlemeye göre birinci basamak sınavı TYT’ye Fen ve Sosyal Bilimler soruları da eklendi. Yani Sözel Bölüm’deki 40 Türkçe sorusuna, 20 Tarih, Coğrafya, Felsefe Grubu ve Din Kültürü ve Ahlak bilgisi sorusu eklendi. Yine aynı şekilde Sayısal’daki 40 Matematik sorusuna da toplam 20 Fizik, Kimya, Biyoloji sorusu ilave edildi. Yani fen ve sosyal bilimlerin 4 yıllık lise müfredatı 4-5 soruyla ölçülecek!

İlgili branş öğretmenleri, soru sayısının azlığı nedeniyle, söz konusu duruma isyan etmeye devam ediyor.

Toplam soru sayısının 120’den 160 ya da 180’e çıkarılarak, temel bilimlere hak ettiği önemin verilmesini istiyorlar...

Bir başka değişiklik ise YKS’nin ikinci güne alınması. Doğru olan yapıldı. Keşke daha önce düşünülmüş olsaydı!

TYT, bu haliyle YKS’nin aynısı. Peki o zaman, onca değişiklik niye yapıldı, onca fırtına niye koptu?..

Ortaokul ve liseler yeniden birleşiyor!

Liselere giriş sisteminde de tam bir kaos yaşanıyor. Ankara’dan gelen sinyallere göre bir dizi yeni düzenleme daha geliyor. Bu kez, çok köklü değişiklikler söz konusu.

Örneğin 6, 7 ve 8. sınıfları kapsayan sorular sorulacağı açıklanmıştı. Yeni düzenlemeyle sadece 8. sınıftan soru sorulacakmış.

Soru sayısı 60 taneydi, şimdi 80 ya da 100’e çıkarılacakmış!

Türkçe ve Matematik ağırlıklı bir sınavdan, temel derslerin tümünü içine alacak bir sınava geçilmiş ama Yabancı Dil nedense unutulmuş. Hem de yabancı dil ağırlıklı okullara öğrenci alınırken!

Hormonlu notlar nedeniyle okul başarı puanının yerleştirme puanına eklenmesinden de vazgeçilmiş. Puan eşitliği halinde, okul başarı puanına bakılacakmış!

Çok enteresan! MEB, anlaşılan verdiği karneye, kendisi de güvenmiyor!

Bu arada sınavla öğrenci alan proje okulların ortaokul bölümleri yeniden açılacakmış. Alın size bir geriye dönüş daha. Bu okullardan pek çoğunun hatta tamamına yakınının zaten ortaokulları vardı. 5. sınıftan sonra sınavla öğrenci alır ve hazırlık dahil 7-8 yıl eğitim yaparlar ve öğrencilerini fazlasıyla donanımlı bir şekilde mezun ederlerdi.

Kaldırıldı, şimdi yeniden getiriliyor ve bakalım bu kez ne kadar kalıcı olacak?..

Tek sınav, tek tercih

Sınavların nasıl olacağına ilişkin tartışmalar devam ededursun, asıl önemli olan puan türleri, baraj ve tercihler ama nedense bu konuda hâlâ bir belirsizlik hakim.

Örneğin üniversiteye girişte sadece 3 puan türü mü olacak? Güzel sanatlar fakülteleri hangi puana göre öğrenci alacak?

Tıp, hukuk, mimarlık, mühendislik ve eğitim fakülteleri için getirilen barajlar aynı mı kalacak?

Puan türlerinde değişiklik olacak mı?

Dışarıdan bakıldığında basit bir ayrıntı gibi görülse de adaylar için çok önemli olan bu ayrıntıların bir an önce açıklığa kavuşması gerekiyor...

Liselere girişe gelince, nasıl ki üniversiteye girişte, devlet, vakıf fark etmeksizin tüm fakülte ve yüksekokullara merkezi sınav ve merkezi yerleştirmeyle öğrenci alınıyorsa, liselere girişte de aynı yöntem uygulanmalıdır.

Liselere girişte, yıllardır yaşanan kargaşanın en önemli nedeni bu. Ne zaman, hangi bakan konuya vakıf olup, sistemi değiştirmeye kalksa, o gitti, bir başkası geldi. O da değiştiremeden, bugünlere gelindi.

Madem ciddi bir revizyona gidiliyor, köklü ve doğru bir değişim için tam zamanı.

20-30 kolej ve Türkiye Özel Okullar Derneği, memnun olsun, para kazansın diye velilere bu kadar eziyet çektirilemez.

Böylesi bir durumda, tercih sayısını artırmak kaçınılmaz olacaktır ve yapılmalıdır da...

Özetin özeti: Eğitimde taşların yerli yerine oturması için anaokulundan üniversiteye kadar eğitim sistemi bir bütün olarak ele alınmalı ve tüm tarafların görüşü ve ortak paydaları çerçevesinde yola devam edilmelidir. Yoksa bugünleri de çok ararız...