Üniversitelerde neler oluyor?

YÖK, yetenek sınavıyla öğrenci alan bölümlere de merkezi sistemle öğrenci alınmasına karar vermiş.

“Hukuk Fakültesi dekanlığına kimleri kimleri atayan YÖK’ten başka ne bekliyorsun” diyenler olsa da gerekçesini öğrenmek isteriz.

Sorun varsa, ki var olduğuna inanıyoruz, bir an önce açıklansın ve çözülsün ki yeni tartışmalara yelken açılmasın!..

Yetenek sınavlarından vazgeçilip, tıpkı tıbba, mühendisliğe öğrenci alınır gibi merkezi sınavla öğrenci alınacak bölümler şöyle: Çizgi filim (animasyon), Grafik, Grafik Resimleme ve Baskı, Grafik Tasarım, Moda Giyim Tasarımı, Moda Tasarımı, Moda ve Tekstil Tasarımı, Rekreasyon, Spor Bilimleri, Tekstil, Tekstil Geliştirme ve Pazarlama, Tekstil Tasarımı, Tekstil ve Moda Tasarımı...

Üniversitelerde öyle bölümler var ki 100 öğrenciyle başlıyor, 4-5 yıl sonra 10 mezun bile vermiyor. Yukarıdaki bölümlere, merkezi sistemle öğrenci alındığında, eminim ki pek çoğundan tek mezun bile çıkmayabilir!..

Güzel sanatlar fakülteleri ve spor bölümlerine yönelik hazırlık kursları ve sınavlarla ilgili çok haber yaptık. Önlem alınması kesinlikle gerekiyordu ama bunun yolu merkezi yerleştirme mi, işte o tartışılır!..

Yeteneği olup, barajı aşamayanlar heba olacak ya da ömürlerinin yarısını onlar da dershanelerde geçirecek!

İstenen bu mu?

YÖK, sorunları çözeyim derken, çoğu zaman, yeni sorunlara neden oluyor. Bu da art niyetten çok, donanımsızlıktan kaynaklanıyor!

Liyakat?

Üniversiteler toplumun lokomotifidir. Eğer orada bir sorun varsa, bu, kılcal damarlarımıza varıncaya kadar, her yere yansır.

Rektör ve dekan seçilirken liyakat esas alınmaz ve bilimsel kriterler göz ardı edilirse, alt kadrolardan daha fazlasını bekleyemezsiniz!..

Üniversitelerde kalitenin dibe vurması biraz da bu yüzden!

Hukukçu Profesör Kemal Gözler’in araştırmasına göre 67 Hukuk dekanından 19’u hukukçu değilmiş! 4’ü ilahiyatçı, 3’ü maliyeci, 3’ü doktor, 1’er tanesi de veteriner hekim, işletme, iktisat, kamu yönetimi, çalışma ekonomisi, siyaset bilimci, ziraatçı, kimyacı, Fransız dili ve edebiyat mezunuymuş!

Hiç şaşırmadım!

Bu konuda daha önce defalarca haber yapmıştık.

En ünlüsü Erzincan Hukuk Fakültesi’ydi! Değişen hiçbir şey yok!

Kaldı ki diğer fakültelerde de durum farklı değil!..

Hele hele rektörlere bakıldığında, üniversiteler niye bugün bu noktada sorusu, tam karşılığını bulur...

Kaçının uluslararası yayını, referesi ve kaç yabancı dili var? Bunu, en iyisi mi ne siz sorun ne de biz söyleyelim...

Bu arada, YÖK’ün 2019 raporuna göre, vakıf üniversitelerindeki toplam öz kaynaklı Ar-Ge bütçesi 41 milyon, reklam-tanıtım bütçesi 219 milyon liraymış!

Yani Ar-Ge yok, reklam çok!

Devlet üniversitelerinde farklı mı, kesinlikle hayır!

Birkaçı dışında, Ar-Ge’ye kaynak ayıranı ara ki bulasınız...

Bu da gösteriyor ki üniversitelerimiz bir araştırma kurumundan çok, ticari bir kurum gibi sürekli reklam peşinde.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bu konuya özellikle dikkat çekmesi de boşuna değildi.

Daha da vahimi, bazı üniversite kütüphanelerindeki kitap sayısının, bizim evdekinden daha az olması.

Böyle üniversite mi olur, demeyin bal gibi oluyor!

YÖK’ü bilmeyiz ama Yekta Hoca bu konularda çok duyarlı ve elinden geleni yapıyor. Bir dizi de önlem alındı! Umarız başarılı olurlar!

Özetin özeti: YÖK, günü kurtarmak yerine geleceğe odaklanırsa hem kendilerine hem de ülkeye çok daha katkıda bulunmuş olur. Ama referansları akıl, bilim, liyakat olursa!..

DİĞER YENİ YAZILAR