Vakıf üniversiteleri ne yapmaya çalışıyor?

Vakıf üniversiteleri, para aşkları yüzünden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bile sabrını taşıracak noktaya geldi.

YÖK Başkanı Saraç da “Gerçekten medarı iftiharımız olan vakıf üniversitelerimiz var ama diğer taraftan ‘vergisiz kazanç kapısı’ olarak gören vakıf üniversiteleri de var. Bunlar iki şeye zarar veriyor: Birincisi yükseköğretim sisteminin bütününe, ikincisi de tarihimize, kültürümüzdeki zihinlerde nesilden nesle geçen köklü vakıf kavramına” değerlendirmesini yaptı.

Peki, bu noktaya nasıl geldiler, veli ve öğrencileri rahatsız eden uygulamalar neler, kimse denetlemiyor mu, bundan sonra ne olur sorularına cevap arayacağız ama isterseniz gelin önce aşağıdaki iki mektuba bir göz atalım.

Çifte standart!

“X Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim.

Tek dersten kaldığım için sınıf tekrarı olacağına ve bu yıl yalnızca kaldığım dersi alacağıma karar verildi. Bu okula 2016’da girdiğimizde yönetmelikte geçme notu 50 ve sınıf geçme sistemi değil, ders geçme sistemi mevcuttu. 2018 yönetmeliğine göre geçme notu 60’a yükseltildi ve sınıf geçme sistemi getirildi. Güz döneminde dersim olmadığı için okula devam edemeyeceğim, bahar döneminde ise yalnızca haftada 1 gün kaldığım ders için okula gideceğim.

Bu beni okuldan oldukça uzaklaştıracak ve el pratikliği gerektiren mesleğimden uzak kalacağım için çok mağdurum.

Geçen yıl aynı durumdaki öğrenciler için senato kalan bütün öğrencileri geçirmek için karar aldı.

Bu yıl senatoya tek dersten kalanlar için sınav konulması adına bir önerge sunuldu fakat oy birliğiyle reddedildi.

Üniversite hiçbir şekilde lehimize karar vermiyor.

Bu arada, bütünleme tarihlerini eylüle erteleyerek, yatay geçiş yapmamızı engelliyorlar. Erken ödemeyle mayısta okul ücretini ödedik. Şimdi yalnızca kaldığımız dersin parasını ödemekle yükümlü olduğumuz halde ödediğimiz parayı iade etmiyorlar.”

Mağduruz!

“ Y Üniversitesi Mimarlık Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim.

Bu yıl müfredat değişti. Değişen sistem dolayısıyla kredilerimiz eksik kaldı. Eski müfredata göre bu yıl mezun olacak son sınıf öğrencileri fazladan almak zorunda kaldığı dersler nedeniyle mezun olamıyor. İçinde bulunduğumuz eğitim döneminde ben ve tüm arkadaşlarım almamız gerekenden fazla ders aldık.

Her gün sabah 9’dan akşam 5’e kadar dersimiz var. Derslerden sonra da sabaha kadar ödev çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Derslerimizin arasında en fazla 5’er dakika ara var, bazı günler bu 5 dakika da yok.

Okulumuz uzamasın diye derslerin hepsi için çalışıyoruz ama bu kadar ders yoğunluğu, verimliliği de bir hayli düşürüyor.

Konuyla alakalı kendimize bir muhatap bulamıyoruz. Açık görüşmede, durumu Mütevelli Heyet Başkanı’na anlattığımızda, cevap vermesi için yönlendirdiği rektör yardımcısı, konuyu nasıl kapatacağını şaşırdı ve ‘Bunları her yerde konuşmayın, başkaları da duymasın’ dedi.

Zaten ders seçimleri esnasında odasındaki görüşmemizde de bizimle ciddiyetsiz tavırlarla, alay eder gibi konuşup, ‘Son sınıflarda problem olacağını biliyorduk’ demişti.

Yaptıkları değişiklikler yüzünden 5 dakika aramızın olmadığını, sabahtan akşama kadar her gün okulda olduğumuzu söylediğimizdeyse bizimle dalga geçerek ‘Ne güzel işte, full eğitim alıyorsunuz’ dedi. Sonra da bizi kovar gibi odasından yolladı.

Geçen yıl 120 kişilik bitirme projesi grubu, daha önce belki de hiçbir mimarlık fakültesinde olmayan bir şekilde yüzde 100 başarı sağlayarak mezun oldu. Biz öğrenciler olarak okul hayatımızın son merdiveninde bu derecede hazır olmayı tabii ki isteriz ancak yıllardır gördüğümüz muamele yüzünden bunun bir başarıdan çok, değişecek sisteme problem yaratacak öğrencileri ayak altından kaldırma stratejisi olduğunu biliyoruz. 3 ve 4. sınıf öğrencileri olarak iş hayatına başlamak, ortalamamızı yükseltip yüksek lisans yapmak gibi düşüncelerimiz varken danışmanlarımız tarafından sistemin değiştiğini ve bizim geçmiş yıllardan ders almamız gerektiğini öğrendik.

İtirazımız sonrası bu derslerden bazıları zorunlu yerine seçmeli olarak verildi ancak seçmeli ders adı altında verilen dersleri almadan mezun olacağımız kredi ve AKTS’yi tamamlayamıyoruz.

Okul her anlamda bizi avucunda tutmak için çok güzel bir sistem ayarlamış. Özetlemek gerekirse, okulda bu denli mağduriyet yaratacak bir sistem değişikliği yapmanın ve son sınıfları buna dahil etmenin, insanların vaktini, parasını, huzurunu çalmanın bir cezası yok mudur? Hakkımızı nerede aramalıyız? Bu kadar öğrenciyi mağdur edip üstüne bir de susturmak onların lehine sonuç vermemeli diye düşünüyorum.”

Özetin özeti: Gençlerin kaderiyle oynamak bu kadar kolay olmamalı! Maç ortasında değişen kurallar ise eski öğrencilere değil, yenilere uygulanmalı!