Yeni yıl, eğitim, sınavlar ve kraldan çok kralcılar?

Eklenme Tarihi30.12.2017 - 1:30-Güncellenme Tarihi29.12.2017 - 23:50
Yeni yıl yazıları yazmak âdettendir ama artık bir yaş daha yaşlandığımızı hatırlatmanın ve hiçbir şeyin değişmeyeceğine olan inancı daha da pekişmesinin ötesinde, sanki bir işe yaramıyor.

Sağlık, huzur, mutluluk diliyoruz. Çünkü biliyoruz ki 2018’de de değişen bir şey olmayacak!
Peki, geleceğe olan umudumuzu mu kaybettik, kesinlikle hayır. Hatta her şeyin çok daha iyi ve güzel olacağına yönelik umudumuz daha da artıyor. Sadece takvime bağlamak istemiyorum o kadar!
Eğitim de düzelecek!
Eğitimin dibe vurduğu konusunda hiç kimsenin kuşkusu yok!
Gelinen nokta ortada.
Düzeleceğine yönelik en ufak bir umut ışığı görmeyenlerin sayısı tahminlerin çok üzerinde. Ama ona rağmen hiç karamsar değilim. Çünkü bu durum, uzun süre böyle devam etmez, edemez! Çünkü bu sistemi ayakta tutmaya çalışanlara, inanılmaz boyutlarda zarar vermeye başladı. Ve o faturaya hiç kimse katlanmak istemez!
Ne zaman olur bilmiyorum ama eğitimde çok radikal değişiklikler gündeme gelirse hiç şaşırtıcı olmaz!
Sınavlar da bitecek!
Sınav Cumhuriyeti olduk. Adeta, hayatımızı esir aldılar ama onların da sonu gelecek.
Son değişiklikler herkesi çıldırttı, ele yüze bulaştırıldı ama artık savunanı kalmadı. Çünkü bu konuda da dibe vuruldu ve bazen dibe vurmadan, zirveye çıkılamıyor!
Sınavların yarattığı tahribatı bugüne kadar görmeyenler, artık görmek zorunda kalacak! Çünkü onlara ve onları orada tutanlara da zarar vermeye başladı.
Öğrencinin, öğretmenin, velinin mutsuzluğu üzerine kurulan kartondan kuleler de bir daha geri dönmemek üzere bir bir yıkılacaklar. Ve bu da çok geç olmayacak!
Yeter artık!
Hemen her yerde, her işte, her konuda kraldan çok kralcılardan geçilmiyor.
Asılları varken, onlar konuşuyor, doğrusu ortadayken yanlışı savunuyor, umutları yeşertmek gerekirken köreltmeye çalışıyorlar.
Yüzsüzler, arsızlar, bukalemun gibi her kılığa giriyorlar. Ama onların da devri bitiyor. Çünkü artık, kendileri hep dört ayak üzerine düşerken, savundukları isimlere, kurumlara, fikirlere zarar vermenin çok ötesine geçtiler.
Her ne kadar pek çoğunuza inandırıcı gelmese de zaman, onların da artık pirim yapmayacağını gösterecek!
Gelelim günü kurtaranlara ve onları bulunmaz Hint kumaşı gibi baş tacı edenlere!
Günü kurtarmanın, durumu idare etmenin, sorunları halının altına süpürmenin doğru bir yöntem olmadığı, önümüzdeki süreçte çok net anlaşılacak.
Toplumla adeta dalga geçen televizyon dizileri, vatan millet Sakarya nutuklarıyla en büyük hizmeti yaptığını sanan idareciler, patrona yaranmanın, oturduğu koltuğun sigortası sanan yöneticiler, öğrenciyi donanımıyla değil de notuyla hizaya sokmayan çalışan öğretim kadroları, hazırladıkları yayınların içeriğine değil de halka kabahat bulan medyatörler, en önemlisi de başarıyı kendine, başarısızlığı hep başkalarına fatura edenler ve ceplerinde akrep olanlar!
Ben değil, biz olmalıyız. Çünkü birlikten kuvvet doğar ve ne kadar güçlü olursak, tüm bu sorunların üstesinden o kadar çabuk geliriz!..
Özetin özeti: Her şey daha güzel olacak ama buna sizin de katkınız gerek!..