YÖK ve rektörler

YÖK ve rektörler


       Üniversitelerle, eğitimle kırk yılda bir ilgilenen yazar çizerler ve demokratik kitle örgütleri, rektörlük seçimleriyle ilgili olarak ahkam kesmeye devam ediyorlar. Olayın ayrıntılarına giren yok. Sadece parmak hesabı yapıp, ahkam kesiyorlar. Oh ne kolay!..
       YÖK elbette eleştirilmeli, hem de fazlasıyla. Ama bu eleştiri, en başta yapması gerekeni en son yatığı için olmalıdır. Tarikatlar, siyasi partiler, tüccar profesörler üniversiteyi ele geçirirken sessiz kalan YÖK'ün, rektörlük seçimlerinden sonra veto hakkını kullanması elbette yanlış. Ama tarikatların, militan kadroların, tüccar profesörlerin üniversiteleri ele geçirip, babalarının çiftliği gibi at koşturmaları da bir o kadar yanlış.
       Rektör adayları parti merkezlerinde, tarikat dergahlarında, holding binalarında belirlenir noktasına geldiyse, esas eleştirilmesi gereken bu olmalıdır.
       Demokrasinin sağladığı olanaklardan yararlanıp, demokrasiyi yok etmek isteyenlere Türkiye yabancı değil. Düşünebiliyor musunuz? Tarikat dergahında da ya da parti merkezinde belirlenen bir aday, hayatında hiç görmediği bir kente, bir üniversiteye gidip en fazla oyu alabiliyor. Bir yerden düğmeye basılıyor ve müritler hiç tanımadıkları adaya oy yağdırıyor. Şimdi bu olay demokratik de YÖK'ün vetosu mu antidemokratik?.. Her şey öyle karmakarışık ki; çıkın içinden çıkabilirseniz!
       Dokuz Eylül için duyarlılık gösterenler, daha önce rektörler YÖK tarafından bir bir görevden alınırken neredeydiler? Erzurum ve Malatya'da da en çok oyu alanlar elendi. Acaba neden? Hiç araştırdılar mı? İzmirli hocalar, seçimden önce birbirlerine kaşı hangi ithamlarda bulundular hiç merak ettiler mi?..
       Alın Gürüz'ü vurun diğerlerine. Aslında hiç birbirlerinden farkları yok. Çok iyi bildiğimiz tek şey, YÖK sisteminin iflas ettiği. Yalnız düzeltelim derken daha beteriyle karşılaşmayalım. Çünkü hep öyle olur!..

Öğretmenlik sınavı

       Bugüne kadar hep öğrenciler terledi. Pazar günü ise öğretmen adayları ter dökecek. Sınava, eğitim fakültesi mezunu ve diğer üniversitelerden mezun olup da ilköğretim sertifikası alan 82 bin aday girecek. Bunlardan 70 puan barajını aşan 25 bini öğretmen olarak atanacak. Benim merak ettiğim sınavda ne tür soruların sorulacağı! Öğretmenlik sınavını da öğrencilerin belalısı ve neredeyse artık hatasız sınav yapamayan ÖSYM üstlenmiş. Onların sınavları belli. Ruhsuz, ezberci, nınının nını sorulardan oluşuyor.
       Gönül ister ki pazar günkü sınavda pedagojik sorular da yer alsın, çocuğu, insanı sevmeye, saymaya yönelik sorular da. Ama nerdeee! Yine üç gün sonra unutulacak, insani değerleri hiçe sayan abuk subuk sorularla öğretmenler belirlenecek. Onlar böyle sınavları aşıp öğretmen oldukları için de öğrencilerinden aynısını isteyecekler ve bu kısır döngü devam edip gidecek.
       Diyanet İşleri Başkanlığı, cemaati daha fazla etkilesin diye imamlara, misyonerlik eğitimi veriyor. Drama dersleriyle, utanma, çekingenlik, korkuyu giderme, kendini ifade etme, etkili konuşma, vücut dili, diksiyon, kompliman ve tebessüm çalışmaları yaptırıyormuş.
       Peki ya MEB öğretmenlerde ne arıyor, ne öğretiyor?..


Yazara E-Posta: aguclu@milliyet.com.tr