Zordaki öğrenciler ve MEB’in “özel” aşkı!

Gençlerin en büyük sorunu işsizlik! Ama henüz iş arama noktasına gelmeyenlerin de ciddi sıkıntıları var. Örneğin burs sorunu, örneğin af sorunu, örneğin barınma, ulaşım, yemek sorunları...

Tüm bu konularda önemli mesafeler kaydedildi. Peki, gelinen nokta umut verici mi, asıl önemli olan bu?

Her şeye rağmen gelecek konusunda iyimseriz çünkü gençlerimizin heyecanına, özgüvenlerine, girişimciliklerine ve en önemlisi de mücadele azimlerine güveniyoruz.

Mini minnacık dokunuşlarla, onları hayata tutundurabiliriz.

Ve bu, sadece devletin değil hepimizin görevi!

Okulunu bırakmasın!

T.Y., bir üniversite öğrencisi. Sıkıntıda ve ciddi anlamda bir desteğe ihtiyacı var yoksa okulunu bırakmak zorunda kalacak:

“Gazetecilik 3. sınıf öğrencisiyim. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle okula devam edemeyebilirim. Burs için çeşitli vakıfları araştırdım ancak başvuru şartları o kadar kısıtlı ki bulamadım. Milletvekillerini aradım, onlar da yardımcı olmadılar. Geri dönüş yapacaklarını söylediler ancak hiçbir belge bile istemediler. Dönüş de yapmadılar.

Aylardır iş arıyorum hiçbir firma başvurulara dahi dönmüyor. Verilen ilanların artık reklam amaçlı olduğunu düşünüyorum. İşsizliğin bu derece yüksek olduğu dönemde insanlara boş yere umut veriyorlar. Aradığımda eleman aldıklarını söylüyorlar ancak ilan her gün yeniden yayınlanıyor.

Sizden burs bulabilmem konusunda yardımlarınızı rica ediyorum. Böyle bir e-posta ile sizi rahatsız etmek istemezdim. Ancak şansımı denemek istedim.
Derslerimde başarılı bir öğrenciyim. Sadece temel ihtiyaçlarım, yol ve yemek için bursa ihtiyacım var. Hiçbir kötü alışkanlığım yok. Mümkün olduğunca tutumlu yaşıyorum.

Dışarıda yemek/içmek, o kadar lüks bir şey ki benim için. Artık sürekli, harcayacağım parayla kaç gün okula gidebilirim onun hesabını yapıyorum. Suya bile para vermemek için evden doldurup götürüyorum.

Okul açıldığından beri anneanne ve babaannemin verdiği harçlıklarla idare ediyorum. Yakında yol param kalmayacak ve okula nasıl gideceğim bilmiyorum.
Okulu bırakmak istemiyorum ancak nasıl devam edeceğim bilmiyorum. Günde 10 TL yola veriyorum. Öğrenci için çok yüksek bir tutar. Geçtiğimiz yıllarda ilçeden kampüse ücretsiz servis vardı. Ancak belediye bu sene kaldırdı.

Bu yüzden bu yıl iş ve burs bulamayınca maddi sıkıntılar çoğalmaya başladı. Önceliğim okul ve inşallah bir yardım eden olur da bitirebilirim. Siz aracı olabilirseniz belki birileri yardımcı olur.

Babam emekli, annem temizlik görevlisi. 3 kardeşiz. Tek ben okuyorum ancak ailem destek olmuyor. İşe girip çalışmamı istiyorlar. Annem okulu bırakmam için sürekli baskı yapıyor.

Gazetecilik bölümünü çok istediğim bir bölümdü. Gündemi takip etmeyi seviyorum. Olan biteni merak ediyorum. Duyduğum haberleri insanlara anlatmayı seviyorum. Gazetecilik mesleğinin, insanların sesini duyurmasında, sorunlarını çözmesinde önemli katkıları olduğunu düşünüyorum. İyi bir gazeteci olmak için elimden geleni yapıyorum. Tek önceliğim bir an önce mezun olabilmek ve diplomamı alabilmek. Verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim...”
Keşke, hiçbir öğrencimiz bu noktaya gelmese!..

Özeller arttı

Öğrencilerin karınlarını doyurmak ve okula gitmek için harçlıklarının tükendiği işte böylesi bir ortamda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, MEB bütçesi TBMM’de görüşülürken özel okul sayısını artırmakla övünmüş! “Son yıllarda özel okullara verilen teşvikler ve dönüşüm programı sayesinde özel okul sayılarında önemli bir artış kaydedilmiştir. Örneğin, 2014-2015 eğitim ve öğretim yılında bin 603 özel ortaöğretim okulu bulunmaktayken, 2018-2019 eğitim öğretim yılında bu rakam 3 bin 589’a ulaştı” demiş.

Devletin sırtındaki yükü hafifletecek kurumların artması fena mı? Elbette değil ama pek çoğunun ticarethaneye dönüştüğünü bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı!..

Eğitim için her türlü desteğe evet ama önce, cebinde yemek parası, okula gidecek harçlığı olmayan öğrenciler düşünülmelidir.

Özetin özeti: Onların başarısı ülkemizin refahı, onların mutluluğu hepimizin gururudur. Ne olur, gençlerimize sahip çıkalım!..