Fed’den tornistan!..

Eklenme Tarihi04.02.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi04.02.2019 - 8:15

Geçtiğimiz yılın son ayında 2019 yılı için faiz artış ihtimalini 3’ten ikiye indiren Fed’in politika yapıcı “Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC)”  üyeleri yeni yılın hemen başında yapılan son toplantıda “tornistan” yaptılar! Gemicilikte ‘Geri vitese’ takmak anlamındaki ‘tornistan’ günlük anlamıyla 180 derece dönüş demektir. İleri giderken, geri gitmeye başlamak anlamında...

2019 için ‘kademeli faiz artışından’ söz eden Fed; verilere bağlı olmak kaydıyla “sabırlı” davranacağını açıklayarak; “planlı” faiz artışlarında vazgeçti! Bilanço daraltmaya devam edecek eden Fed, bilanço daraltmayı dahi ‘düşünebilecek’ seviyeye gelmiş durumda! ‘Trump etkisi’ mi dersiniz, ‘piyasaların şantajı’ mı dersiniz bilemiyorum ancak Fed, politikalarında önemli bir değişikliğe gitti! Faiz artışlarının olabileceği; ki Cuma günü açıklanan Tarım Dışı İstihdam (TDİ) verisi bu ihtimali destekliyor; bir yıla başladığımızı düşünürken, faiz artışlarının ertelenebileceği hatta bilanço küçültmenin “dondurulabileceği” bir yıla girmişiz de yeni haberimiz oldu!

Munisliğin bedeli

Geçtiğimiz Cuma günü 185 bin kişilik artış beklenen TDİ 304 bin kişilik bir artış olarak açıklandı! Hem de Federal hükümetin “kapalı” olduğu bir dönemde. Reel sektörde istihdam artıyor demektir! ABD ekonomisinin resesyona gireceği “endişesi” ile Fed’i baskı altında tutan piyasalar için çok da iyi bir haber değil! Veri bağımlı politika oluşturacağını açıklayan Fed’in de son açıklamasında oranla elini rahatlatan bir veri olmadı bu! Her ne kadar ortalama haftalık kazançlardaki artış yüzde 0.3’ten 0.1’e gerilemiş olsa da iş bulanlardaki sürpriz artış, piyasa karşısında Fed’in elini güçlendirir nitelikte!

Diğer yandan ABD ekonomisinin Çin ve AB’ye oranla daha iyi bir performans gösteriyor olması, Fed’in ABD’ye yönelik politikalarında sıkı para politikası izliyor olmasını destekler nitelikte. Ancak geçtiğimiz hafta Powell’ın FOMC toplantısı sonrasında yapmış olduğu basın toplantısında AB ve Çin’in büyümesindeki sorunlara yer vermesi; Fed’in kararlarını verirken sadece ABD değil, dünyanın geri kalanını da kale aldığını göstermesi açısından ilginç ve önemliydi!

Fed’in politikada “tornistan” yapmasını ilk aşamada “Trump etkisi” olarak değerlendirmek çok da hatalı olmayacaktır! Devamında piyasanın “şantajı” Fed’i ‘munis’ davranmaya itmiş ise bu munisliğin bedeli ileride mutlaka ödenecektir. Neden derseniz...

Güçlü bir mesaj

ABD hisse senedi piyasalarındaki gerilemenin nedeni neydi? ABD’nin resesyona girecek olmasıydı. Buna nereye bakarak karar vermişlerdi; ABD 2 yıllık tahvil getirilerinin, 5 yıllık (ve hatta 10 yıllık tahvil getirilerinin) üzerine çıkmış olmasını esas alıyorlardı. ‘Orta uzun vadeli tahvil getirileri; kısa vadeli tahvil getirilerinin üzerine çıkıyorsa, ABD resesyona girecek’ önermesiyle başlayan bu hareketin Fed’i de etkiliyor olması kayda değer bir hareket!

Eğer ortada bir resesyon ihtimali varsa; ki son TDİ’a bakıldığında şimdilik bu ihtimal düşük görünüyor; Fed’in faiz indirebilmek için dahi olsa faiz artırması gerekecektir! Yüzde 2.25-2.50 bandındaki son seviyeyi en azında yüzde 2.75-3.00 seviyesine artırması gerekir ki; bir sonraki “indirim”, piyasalara güçlü bir mesaj versin!

Türkiye’den Powell ve ekibine bir mesaj ulaştırmak hayli zor olabilir, ancak ulaştırabilmiş olsaydım, faiz artışlarına devam etmesinin; görev süreci içinde kendisine, dünyaya ve ABD’ye daha fazla fayda sağlayacağını hatırlatmak isterdim!

Euro aradan sıyrılabilecek mi?

Brexit’in İngiltere’de yeni görüşmelere imkân tanıyacak şekilde yeniden oylanması Theresa May’in yeniden Brüksel yollarına düşmesine neden olacak. İki hafta sürecek “seyahat” sonrasında bir resmin ortaya çıkması ihtimali önceki haftalara oranla çok da yüksek diye düşünüyorum. Geçtiğimiz haftaki oylamalardan kısa bir süre öncesine kadar 1.3217’lere yükselen pound/dolar paritesi geçtiğimiz haftayı 1.3040’daki iki yüz günlük BHO’ya değdikten sonra 1.3080 seviyesinden kapatmış durumda! Bu hafta için Pound’da 1.3040 seviyesi önemli olacak! Altındaki günlük kapanışlar, yeniden 1.2795’deki 50 günlük BHO’nın önünü açacaktır.

Asıl mesele geçtiğimiz yılın son çeyreğinde AB’den gelen olumsuzluklara ve son açıklanan İtalya büyüme verilerine rağmen euro/dolar paritesinin ne yöne hareket edeceği. Özellikle Türkiye’nin ihracatının yarısına yakınına yakınının yapıldığı AB bölgesinin para birimindeki gelişmeler bizler için önemli! Geçtiğimiz hafta içinde 1.1515 seviyesi test edildi.

“Çoklu maliyetler” bazında bakıldığında 1.1520-25 seviyesi önemli bir direnç. Bu seviyenin üzerine çıkılması durumunda ilk aşamada 1.1560 (200 günlük BHO) ve ardında da 1.1730 seviyesinin resmin içine girme ihtimali artacaktır. Ancak bu ihtimalin, ilk aşamada 1.1360-90 bandının test edilmesi olasılığına göre daha düşün olduğunu düşünüyorum! Yılın ilk yarısında düşük euro
tahminimi (1.10’lu seviyelerin test edilmesi) koruyorum.

Fed’de pişer bize de düşer!

Geçtiğimiz haftanın başında BIST tarafında 103 binli seviyelerden bir düzeltme gelebileceğine değinmiştim. “Fed etkisi” ile BIST100 endeksi geçtiğimiz Perşembe günü 105,930’a kadar yükseldi! Fed’in piyasalara yaydığı; büyük ölçüde beklenmedik; iyimser hava bizim piyasalarımızdan bağımsız olarak tüm gelişen piyasaların ralli yaşamasına önemli bir destek verdi. Ancak haftanın son gününde çok da önemli olmasa da bir kâr realizasyonu gündeme geldi!

Fed’in faiz artışlarına “mola” verecek olması bizim de dahil olduğumuz “Gelişen ülke” piyasalarına adeta doping etkisi yaptı! Bu etki ‘aksi ortaya konulmadıkça’ kısa süreli düzeltmeler sonrasında bir süre daha devam edeceğe benziyor! Ancak gelişen ülke para birimleri ve piyasaları (Hisse & Tahvil) için kalıcı bir iyileşme için henüz erken. Ülkeler bazında farklılıklar görülse de Türkiye için en azından yerel seçimler sonrası beklenecektir diye düşünüyorum. Fed’in “Güvercin” tavra bürünmesi Türkiye üzerindeki olumsuzlukların azalmasına bir nebze olsa da katkı sağlayacaktır!

Enflasyonda beklentiler iyimser mi?

Bugün Ocak ayı enflasyon verisi açıklanacak. Reuters anketine göre Ocak ayı TÜFE beklentisi yüzde 1.02 ve yıllık bazda TÜFE’nin geçtiğimiz yılın kapanışı olan yüzde 20.30 seviyesinin korunması yönünde. Beklentim yüzde 1.25 ve üzerinde gelecek TÜFE Ocak ayı enflasyonu ile birlikte yıllık bazdaki TÜFE’nin yüzde 20.57’lik bir seviyesini koruması yönünde. Bunun da beraberinde getireceği, TCMB’nin politika faizini Mart ayına kadar düşüremeyeceği beklentisinin güçlenmesi olacaktır!  

Bunun beraberinde de TL’nin faiz avantajının en azından iki ay daha süreceği düşüncesiyle dolar/TL kurundaki gerileyen/yatay seyrin en azından yerel seçimlere kadar “dengeli” gideceği beklentisi güçlenecektir!