ARJANTİN ETKİSİ SINIRLI KALDI!

19 Ağustos 2019

Uzun bayram tatili sırasında dünya dönmeye devam etti. Trump, Çin’e uygulayacağı vergileri erteleme kararı verirken, Arjantin seçimleri gelişen ülke piyasalarında “dipten gelen dalga” etkisi yarattı.

Bizim de dahil olduğumuz gelişen ülke piyasalarını en fazla etkileyen “olay” Arjantin oldu. Kullandıkları yöntem biraz farklı: “36 milyon nüfuslu Arjantin’de PASO ön seçimleri sonrası kendi grubunda en çok oyu alan liderler genel seçimlere katılmaya hak kazanacak. Genel seçimde yer almak isteyen siyasi gruplar, ön seçimlerde kullanılan geçerli oyların en az yüzde 1.5’ini almak zorunda. Başkanlık seçimleri 27 Ekim’de... Genel seçimlerde oyların en az yüzde 45’ini alan aday devlet başkanı olacak. Oyların en az yüzde 40’ını alan adaysa, ikinci turda rakibine yüzde 10 fark atarsa yine devlet başkanı seçilecek” deniyor.

Dayak yiyen foncular

Yapılan “ön seçimlerin” galibi Alberto Fernandez’in liderliğini yaptığı ve oyların yüzde 47.3’ünü alan “Herkesin Önünde” koalisyonu oldu. Halihazırda ülkeyi yöneten ABD destekli Mauricio Macri ise yüzde 32.2 oy alabildi. 2007-2015 arasında Arjantin’i yöneten Cristina Fernandez de Kirchner’in siyasi tecrübesi; kendisini başkan yardımcısı seçen Fernandez’e önemli bir avantaj sağlamışa benziyor.

Sol koalisyonun Ekim seçimlerine büyük farkla önde girecek olması piyasaları karıştırdı. Arjantin pezosu/dolar 45.2 ile girdiği seçimlerden 60.2’lere kadar yükselerek çıktı, haftayı 54.35 seviyesinden kapattı. Arjantin borsa endeksi Merval de 44.355 ile başladığı seçimlerden sonra 27.530’a kadar düştükten sonra haftayı 30.406 seviyesinden kapattı. Haftalık kapanışlar bazında bakıldığında dolar bazında yüzde 42.99’luk bir kayıp söz konusu.

Hal böyle olunca; Arjantin’de adeta dayak yiyen fon yöneticileri diğer tüm gelişen ülke piyasalarındaki likit/kârlı pozisyonlarını (Ağırlıkla bu zararlarını kapatmak için) kapatma yoluna gidince gelişen ülke paraları ve borsaları değer kaybetti. Bu dip dalgadan neredeyse en az etkilenen para birimlerinden birisi Türk Lirası oldu. Arjantin’den sonra en yüksek CDS primlerinden birine sahip olmamıza rağmen TL’nin dirençli durmasında uzun bayram tatilinin de payı vardı. (Tatil boyunca TL’nin nasıl olup da böyle dirençli durabildiğine dair pek çok soru geldi, bu konuyu bu hafta içinde bir başka yazıda ele alacağım) Borsa İstanbul tarafı açık olduğu iki iş gününde ne yazık ki TL’nin direncini gösteremedi.

BIST kritik eşiği aşağı kırdı

Bu hafta veri trafiği görece sakin olacak. ABD’de Jackson Hole toplantıları, Fed ve ECB toplantılarının notları açıklanacak. İçerideki veri trafiğinin de görece sakin olduğu haftaya borsa ve kur cephesinde önemli eşiklerde olduğumuz görülüyor. BIST 100 endeksi 95.734 seviyesindeki kapanışı ile hem 97.421’deki 50 günlük Basit Hareketli Ortalaması’nın (BHO) hem de 96.001’deki 200 günlük BHO’nın altında günlük/haftalık kapanış yaptı. Bu seviyelerin aşağı yönde kırılmış olması yeni düşüşlerin görülmesinin ihtimalini artırıyor. Haftanın son iki günündeki hareket BIST 100 vadelilerinde 28 Haziran-1 Temmuz tarihleri arasında geride bıraktığımız 120.975 ile 125.625 arasında kalan “boşluğun tamamen kapanmasını” beraberinde getirdi. Bir “boşluk” daha kapanırken, bu sefer de 9-15 Ağustos tarihlerinde 125.125 ile 124.925 (aslına bakarsanız “boşluk” olarak bakıldığında 125.125-123.650 daha doğru olacaktır) geride yeni bir boşluk oluştu. Bu da “bir ara” kapanacaktır. Yakın zamanda olup olmayacağı hafta başındaki borsa hareketlerine ve haftanın ikinci yarısında Jackson Hole’dan gelecek haberlere bağlı olacaktır.

Yazının devamı...

Enflasyon yeni faiz indirimi getirir mi?

5 Ağustos 2019

Bugün temmuz ayı enflasyon verisi açıklanacak. Beklentiler TÜFE’de yüzde 1.5 - 1.7’lik artış yönünde. Geçtiğimiz yıl ağustosta yaşanan kur şoku öncesi son sakin ayda TÜFE yüzde 0.15 artmış, kurdaki zıplamanın arkasından şok fiyat artışları yaşanmıştı.

Geçtiğimiz ay benim ıspanak - ceviz endeksimin veri toplamasında sorunlar yaşandı (pazara gidemedim!). Ancak sınırlı veri ile yüzde 1’in üzerinde aylık bir artış gelme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Yüzde 1.27’nin üzerinde gelebilecek bir rakam, yıllık tüketici enflasyonun yeniden yüzde 17’ye çıkmasına neden olacaktır. Piyasa beklentisinin ortasına denk gelen yüzde 1.6’lık bir artış, yıllık TÜFE’nin yüzde 17.39’a tırmanmasına neden olacaktır.

Asıl ağustostan sonraki 3 aya ait veriler önemli olacak. Zira geçtiğimiz yılın aynı dönemindeki artışlar oldukça yüksekti. Bunların veri setinden çıkıp, yenilerinin gelmesi ile birlikte enflasyon rakamlarında önemli düşüşler olması bekleniyor. Nitekim geçtiğimiz hafta basının karşısına ilk kez çıkan yeni Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal da faiz indiriminin temelini bu beklentiye dayandırıyor.

Merkez Bankası tüketici enflasyonun 2019 yıl sonunda yüzde 13.9’a, 2020 yıl sonunda yüzde 8.2’ye, 2021 yıl sonunda ise yüzde 5.4’e gerileyeceğine dair tahminlerini revize ettikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını bekliyor.

Aktarılamayan artış

Rapor açıklanmasında ‘Enflasyonu düşürmeye odaklı, sıkı bir politika duruşu ve güçlendirilmiş politika koordinasyonu altında, enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınsayacağı öngörülmektedir’ denilmekte.

Başkanlarından bağımsız (Tüm para politikası sadece başkan tarafından değil, Para Politikası Kurulu tarafından kararlaştırılıyor, yürütülüyor) önceki performanslarının pek de başarılı olmadığı da göz önüne alındığında MB’nın hedeflerini tutturmak konusunda ne kadar başarılı olacağını bekleyip görmek gerekecek. Beklerken de şimdilik yeni başkan Uysal’a biraz kredi tanımakta bir sakınca yok.

Bundan sonraki 3 aydaki enflasyon verilerinde dikkatle izlenmesi gereken konu TÜFE ile ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) arasındaki farkın kapanıp, kapanmayacağı olacak.

Yazının devamı...

İçeride faiz indirimi geldi, sırada Fed var

29 Temmuz 2019

Geçtiğimiz hafta toplanan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) politika faizini 425 baz puan indirerek, yüzde 24’ten yüzde 19.75’e düşürdü.

Merkez Bankası başkanı Murat Çetinkaya’nın görevden alınması sonrasında göreve gelen Murat Uysal’ın ilk hamlesi radikal bir faiz indirimi oldu.

Çetinkaya da görevde kalsaydı 200 baz puanlık bir indirim zaten bekleniyordu. Uysal’ın göreve gelmesi ile birlikte daha radikal bir indirim beklentisi artmıştı.

Ilımlı toparlanma

Karar sonrasındaki uzun metinde PPK ekonomik faaliyetlerde ılımlı bir toparlanma görüldüğünü, mal ve hizmet ihracatındaki artış eğiliminin devam ettiğini ve turizmdeki güçlü seyrin iktisadi faaliyeti desteklediğini belirtmiş.

TCMB küresel ekonomik aktivitede süregelen zayıflamanın ve küresel enflasyon dinamiklerinde aşağı yönlü risklerin altını çizerken bu durumun gelişmiş ülke merkez bankalarından genişleyici para politikası adımları gelme olasılığını artırdığını da ekleyerek bu hamlelerin gelişen ülkelere yönelik talebi ve risk iştahını destekleyeceğini de eklenmiş.

Merkez Bankası enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasında temkinli duruşun sürdürülmesi gerektiğini ifade etse de metinden önümüzdeki toplantı(lar)da yeni indirimlerin gelebileceği bir dili tercih etmiş görünüyor. Bu hafta içinde açıklanacak Enflasyon Raporu’nda bu konudaki görüşlerini biraz daha net olarak anlama fırsatımız olacak.

İndirim miktarı

Yazının devamı...

S400, G. Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve piyasalar

15 Temmuz 2019

Aylardır gündemi işgal eden S400’lerin teslimatı başladı. Türkiye son dakikada vaz geçer, geri adım atar diye düşünen ABD; eski Savunma Bakanı vekili Shanahan’ın mektubu ile 31 Temmuz’a kadar süre verildiğini bildirmişti. Rus savunma sisteminin kademeli teslimi başlamışken, ABD’nin de yaptırımlarının gündeme gelmesi ihtimali tanınan süreden dolayı artıyor.

G-20’de Trump’ın S400 - F35 krizinin Obama yönetiminin hatası olduğunu söylemesi yaptırımların “hafif” geçeceği algısını oluşturmuş, bizim piyasalarımızda da yaptırımların pek de fazla etkili olmayacağıyla fiyatlamalar iyimser yapılmıştı.

Etkisi olur mu?

Her halükârda bazı yaptırımlar gelecektir. Zira ABD’nin “yaptırım silahının zayıflamasına” izin verebileceğini düşünmüyorum. Ancak bunların ne denli bizim finansal sistemimizi etkileyecek, ne denli savunma sanayimizi etkileyecek ancak açıklamalardan sonra anlayabileceğiz.

Bir başka önemli gelişme de ABD’nin 32 yıldan beri Güney Kıbrıs’a uyguladığı silah ambargosunun kaldırılması için ilk adımı attı. S400’lerin teslimatına karşın gelen bu hamle ile ABD Temsilciler Meclisi, Güney Kıbrıs’a uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasını düzenleyen yasayı kabul etti. Doğu Akdeniz denkleminin gittikçe çetrefilli hal aldığı bu günlerde alınan bu kararın yine orta vadede dış politikamız üzerinde baskı yaratacağı aşikârdır.

TATİL SONRASI FİYATLAMA DAHA SAĞLIKLI OLACAKTIR

Bu gün bizim piyasalarımız tatil, ancak yurt dışı açık ve likiditenin az, yerli katılımcıların olmadığı bir piyasada oynaklık yükselebilir. Yarın yerli katılımcıların işbaşı yapması ile fiyatlamalar daha sağlıklı olacaktır.

Gelen haberlerin hemen hepsinin piyasaların duymak istediği “iyi hikayenin” bir parçası olmadığı kesin. Fed’in ve de TCMB’nin olası faiz indirimleri şimdilik bizim piyasalarımızın kopup gitmemesini destekleyen en temel unsur.

Yazının devamı...

Enflasyon verisi ve faiz kararı...

8 Temmuz 2019

2014 - 2015 yıllarında ‘yüksek enflasyonun sebebi yüksek faiz’ tezinin ısrarla savunulduğu dönemde “faizleri yüzde 3’e indirelim” önerisi getirmiştim.

Daha sonraları eski Merkez Bankası başkanlarından Durmuş Yılmaz “sıfıra” indirelim önerisi getirmişti... Hep birlikte görelim, düşük faiz ortamı yatırıma mı, yoksa tüketime mi gidiyor, döviz kurları ne oluyor deneyelim demiştim. Umarım yeni Merkez Bankası Başkanı ve ekibi bu önerileri yeniden hatırlamayacaklardır.

Piyasaların yeni başkandan merakla bekleyeceği bir konu da Merkez Bankası kaynaklarına başvurmanın en kestirme yol olduğunu düşüncesine karşı nasıl bir tutum içinde olacağı.

Çetinkaya döneminde 2018 yılı kârının Hazine’ye aktarılması iki - üç öne çekilmiş, yakın zamanda da Merkez Bankası’nın bilançoda yer alan yedek akçelerinin de Hazine’ye aktarılması için kanun teklifi gündeme gelmişti. Bunların üzerine Hazine’nin doğrudan Merkez Bankası kaynaklarından fonlanması veya geçtiğimiz yıl tartışılan ve piyasaların hiç de sıcak bakmadığı kamu bankalarının ihraç ettikleri menkul kıymetlerin Merkez Bankası’nda repo işlemlerine konu edilerek bu bankalara likidite sağlanıp sağlanmayacağı dikkatle izlenecek.

Beklenti ne yönde?

Geçtiğimiz hafta açıklanan ve beklentilerden daha iyi gelen ve yüzde 0.03 artan haziran ayı tüketici fiyat endeksi (TÜFE) rakamı sonrasında yıllık TÜFE artışı yüzde 18.71’den yüzde 15.72’ye geriledi.

Benzer şekilde aylık üretici fiyat endeksi (ÜFE) de yüzde 0.09 yükselirken yıllık ÜFE yüzde 28.71’den yüzde 25.04’e gerilemiş. Bu enflasyon verisi sonrasında Merkez Bankası’nın 25 Temmuz’da yapacağı PPK toplantısından bir faiz indirimi beklentisi artmıştı. (Yeni başkan ile bu indirimin daha yüksek olması beklenecektir!)

Faiz indiriminin (ve de düşen kurların) banka bilançolarına olumlu yansıyacak olması Borsa İstanbul (BİST) tarafında bankacılık sektörüne alım getirdi. Son birkaç haftadır BIST’in yükselişindeki önde giden sektör bankacılık idi.

Yazının devamı...

G-20 rahatlama getirecek

1 Temmuz 2019

Geçtiğimiz hafta Japonya’nın Osaka kentinde yapılan G-20 liderler zirvesinden hem küresel piyasaları, hem de bizim piyasalarımızı rahatlatacağı “düşünülen” haberler geldi. Düşünülen diyorum, zira bu haberlerin ete - kemiğe bürünmesini görmek gerekiyor.

Küresel anlamda ABD ile Çin arasında iki ay kadar önce duran “ticaret savaşı görüşmelerine” yeniden başlanması konusunda mutabakata varıldığı açıklandı.

Her ne kadar bir anlaşma olana kadar köprülerin altından çok su akacak olsa da en azından tarafların masaya geri dönmeleri piyasaları bir nebze de olsa rahatlatacaktır.

Erdoğan - Trump zirvesi sonrasında Trump’ın yaptığı basın toplantısında Obama döneminde Türkiye’nin, ABD’den Patriot füze savunma sistemini defalarca almak istediğini ancak Obama yönetiminin bir NATO müttefikine bunu satmadığını, Türkiye’nin de güvenliği için S-400 sistemini Rusya’dan almak zorunda kaldığını açıkladı.

Konu henüz daha çözüme kavuşmamış olmakla birlikte bu konuda da görüşmelerin sürdüğünü açıklaması bizim piyasalarımız açısından da olumlu olarak algılanacaktır. Ancak bu olumlu havayı bir ralliye dönüştürecek bir durum olmadığını da belirtmekte fayda var. Zira Trump tek başına ABD’nin dış politikası konusunda karar verici değil. Bir yandan Trump’ın olumlu söylemleri piyasa tarafından satın alınırken, başta Pentagon olmak üzere “diğer Amerika’nın” da ne diyeceği önemli olacak.

İran’la yeni sayfa

Hafta sonunun önemli gelişmelerinden bir diğeri de Almanya, Fransa ve İngiltere’nin (Avusturya, Belçika, Finlandiya, Hollanda, Slovenya, İspanya ve İsveç’in de desteklediği); İran ile yapılan nükleer anlaşmanın devamı adına; ABD yaptırımlarından kaçınmak amacıyla kurdukları INSTEX’i (Instrument in Support of Trade Exchanges) hayata geçirdiklerini ve ilk işlemlerin yapılmaya başlandığını duyurmaları oldu.

Yazının devamı...

Bayram havası devam eder mi?

10 Haziran 2019

Bayram tatilinde bizim piyasalarımız için Ramazan bayramının yanı sıra bir başka bayram daha yaşandı. Dolar/TL kuru 5 Haziran Çarşamba günü 5.6623’e kadar geriledi. 5.6440’dan geçen 200 günlük Basit Hareketli Ortalamaya (BHO) oldukça yakın seviyeden yeniden yükselen dolar/TL kuru geçtiğimiz Cuma günü bizim piyasalarımız açıldıktan sonra, haftayı 5.8270 seviyesinden kapattı.

Bayram tatili sırasında derinliğin az, likiditenin sığ olduğu, yerel katılımcıların neredeyse hiç olmadığı bir ortamda yaşanan bu düşüş, piyasaların normal akışına dönmesi ile birlikte 31 Mayıs kapanışına geri dönerek “boşluğunu kapattı”!

Düşüşte ne etkili oldu derseniz, artık Fed’in bu yıl içinde bir faiz artışını geçip, bir faiz indirişine gideceği beklentisinin ağırlık kazanması en önemli faktör gibi görünüyor.

Fed’in yanı sıra geçtiğimiz hafta Draghi’nin de faizleri 2020 yılının ilk yarısına kadar düşük tutabilecekleri (Her ne kadar o tarihte yeni bir ECB Başkanı olacaksa da!) söylemi piyasaların yeniden “bedava para dönemine” dönülüyor hülyalarına kapılmalarına neden oldu.

Cuma günü ABD’de açıklanan Tarım Dışı İstihdam verisi de bu hayalleri güçlendirdi. 175 bin kişilik artış beklenen TDİ verisi 75 bin kişilik artış olarak açıklanırken; yüzde 3.6 olarak korunan işsizlik oranına karşın, yüzde 0.3 artması beklenen ortalama saatlik ücretlerdeki artışın yüzde 0.2’de kalması faiz indirimi beklentisini kuvvetlendirdi.

Beklentilerin etkisi

Düşecek dolar faizi beklentisi; doğal olarak doların değerini düşürürken, altın başta olmak üzere (altına ayrıca aşağıda değineceğim!) dolar karşısındaki emtia ve para birimlerinin değer kazanmasına neden oldu.

Gelişmiş ülkelerdeki düşen faiz oranları yeni bir parasal genişleme anlamına geliyor. Böylesi bir parasal genişlemenin gelişen ülkelere de yeniden “nur yağmasına” sebep olacağı beklentisi Türk lirasını da değerlendirirken, geçtiğimiz Cuma günü Borsa İstanbul BIST 100 endeksi günü yüzde 3.83’lük yükselişle 98.809 puandan kapanmasına neden oldu.

Yazının devamı...

DÜNYA PİYASALARI HAREKETLİ

27 Mayıs 2019

Küresel ekonomide hareketlilik devam ediyor.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) martta dünya ticaretinin yüzde 0.5 arttığını söylese de Çin ve Avrupa tarafından gelen haberler, özellikle de G. Kore’den teknoloji ihracatındaki düşüşler nedeniyle Kore won’unun değer kaybı, Huawei haberleri iyimser haberleri gölgeliyor.

Trump’ın 200 milyar dolarlık Çin’den yapılan ithalata vergiyi yüzde 10’dan yüzde 25’e yükseltmesi, Çin-ABD ticaret savaşlarının değişik mevzilerde sürüyor olması bir yandan ABD borsalarını düşürürken, diğer yandan küresel büyümedeki endişeler başta petrol ve bakır olmak üzere temel emtia fiyatlarını da geriletiyor. (Mısır ekim ve iklim koşullarından dolayı yükselerek, diğerlerinden ayrıştı!)

Brexit...

Theresa May’in 7 Haziran’dan geçerli olarak istifa etmesi ile birlikte Muhafazakâr Parti’deki halefinin kim olacağı, yerine gelecek kişinin May’in başaramadığı neyi başaracağı tartışmalarını başlattı.

Boris Johnson’un önde giden adaylardan biri olduğu ki Brexit için mücadelesi ile hatırlanıyor; liderlik yarışından “anlaşmasız ayrılık” taraftarı bir adayın ipi göğüsleyebileceği ihtimali İngiliz pound’unu vurdu.

Geçtiğimiz hafta içinde dolar karşısında 1.2605’e kadar gerileyen pound/dolar paritesi haftayı 1.2710 seviyesinden kapatmayı başardı. Teknik olarak aşırı satım bölgesinde olan bu paritenin adayların belirmeye başlaması ile kısa süreli olarak toparlaması, May’in halefinin ve izleyeceği politikaların netleşmesinin zaman aldığı durumda ise ocak başında test edilen 1.2440 seviyelerinin yeniden test edilmesi ihtimalinin arttığını görebiliriz.

Yeni kararlar nasıl etkiler?

Yazının devamı...