SIRA GELDİ FED’E...

Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu (PPK) politika faizlerinde 325 baz puanlık indirime gitti.

Geçen hafta “Yüzde 19.75 olan politika faizine “75 baz puanlı” bir indirim gelmesi ihtimali yüksek. 175 mi olur, 275 mi yoksa 375 mi olur şimdilik kestirmek zor. Yabancı bankalardan 175 diyenler var, ben geçtiğimiz hafta başındaki tahminimi 200 baz puandan 275 baz puana yükseltiyorum. Neden “75 baz puanlı indirim” derseniz... Bir yandan rakamı “düze getirmek”, diğer yandan da pazarlama misali küsuratları düzeltmiş olacaklar diye düşünüyorum” diye yazmıştım, tutturamadım.

Politika faizi 16.50’ye indi, “buçuklu” oldu! “Hangi indirimde kur ne olur sorusunda” da tahminlerim geride kaldı!

Kurdaki gerileme

Diğer bantları geçip, indirimin denk geldiği aralık için “200-350 baz puan arasında 5.9250 seviyesine kadar dalgalanacak ancak sert yukarı olmayacak bir bant hareketinin içine girebiliriz. Üstelik bu bandın ekim ayının ortasına kadar devam etmesi ihtimali çok da az değil!” diye yazmıştım.

Evet, çok da yukarı yönlü bir hareket beklemiyordum ama aşağı/yatay yönlü de bir hareket beklemiyordum.

Piyasa katılımcıları bu denli yüksek indirim beklemediklerini anketlerde açıklamalarına rağmen; ‘indirim çok da yüksek olmadı’ diye dolar alımından çok satımını tercih ettiler, dolar/TL kuru faiz kararı sonrasında 5.6511’e kadar geriledi.

5.6591’lik günlük kapanış, 5.6741’deki 50 günlük Basit Hareketli Ortalamanın bile altında bir kapanıştı. Geçtiğimiz cuma günü de bu seviyenin altında bir kapanış olsaydı, bu hafta içinde daha aşağı seviyelerin test edilmesi olasılığı daha da artacaktı!

Her ne kadar haftayı 5.6860 seviyelerinden kapatmış olsak da bu hafta içinde 5.6100-5.6235 bandının test edilmesi ihtimali halen daha var!

Kurdaki bu gerilemenin ardındaki sebep olarak PPK açıklamasındaki “Kurul, enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları dikkate alarak, politika faizinin 325 baz puan indirilmesine karar vermiştir. Gelinen noktada, mevcut para politikası duruşunun hedeflenen dezenflasyon patikasıyla büyük ölçüde uyumlu olduğu değerlendirilmektedir” cümlesi ile indirimlerin sonuna gelinmemiş olsa da yavaşlayabileceği “algısının” payı olduğu konuşuldu piyasalarda...

Geçen hafta ECB’den gelen “eksi 10 baz puanlık” ek faiz indirimi ve ucu açık 20 milyar aylık varlık alımı kararı da benzer bir etki yaratmadı değil!

Negatif faiz...

ECB politika faizini “eksi yüzde 0.40’dan, eksi 0.50’ye” indirdi. Piyasaya vereceği aylık 20 milyar euro ile de para arzını artıracağı bir durumda karar öncesi 1.0927’ye kadar gerileyen euro/dolar paritesi karar sonrası 1.1087’ye, geçtiğimiz cuma günü de 1.1111’e kadar yükseldi! Daha da negatif faiz veren euro değer kazanıyor.

Son dönemlerde eski ekolün anlamayacağı hareketler oluyor. Kısa vadede piyasaların pozisyonları; veya bunlara karşın alınan yeni pozisyonlar; oynaklığı kısa vadede artırsa ve piyasaları anlamayı/yorumlamayı zorlaştırsa da orta-uzun vadede temel dinamiklerin eninde sonunda eğrisi doğrusuna gelecektir.

FED’DEN DE İNDİRİM GELİR Mİ?

18 Eylül’de Fed politika faiz kararını açıklayacak. Piyasada 25 baz puanlık bir indirim bekleniyor.

ABD’de istihdam zayıflama emareleri gösterse de henüz Fed’in kısa zaman sonra 25 baz puanlık bir “döngü içinde ikinci bir düzeltme” yapmasını gerektirecek kadar önemli bir durgunluk söz konusu değil.

Yine de bir yandan piyasa baskısı/beklentisi, diğer yandan Trump’ın “Fed, faizleri sıfıra indirmeli” yönlü tweet/baskıları Powell’ı bir faiz indirimine daha yaklaştırabilir.

Bu durumda politika faizi 10 baz puan daha eksiye giden euro daha da değer mi kazanacak? Sanmam! (“I. Macron Boşluğu” adını verdiğim 1.0727 ile 1.0821 arası “boşluğun” 3 vakte kadar kapanmasını bekliyorum!)

Son zamanlarda sıkça tekrar etmeye başladım... 17 trilyon dolar eksi getirili bonoyu elinde bulunduran fon yöneticileri neyi yanlış yapıyor?

Ya da şöyle sorayım: Bu kişiler yeni parasal genişleme ile bunları tutmaktan vazgeçip, reel ekonomiye mi yatıracak? Hiç sanmam.

Bu büyüklükte eksi getirili bono taşıyanların hepsi aptal ya da beceriksiz olamazlar!

Olsa olsa daha fazla eksi getiriye razı olanlara satmak için almış olabilirler... Hazır Merkez Bankaları da onların dümen suyuna girmişken... Ancak bir süre sonra kısa vadecilerin piyasa oyunundan sıkılan eski ekol “Ben bu oyunu oynamaktan vazgeçtim. Verin benim paramı, yastık altına koyacağım veya bahçedeki küplere koyacağım” derse ne olacak?

Uzun bir tartışmanın başlangıcı olarak bir kenarda dursun bu düşünceler...!

Petrolde sert hareket olur mu?

Cumartesi Suudi Arabistan’a yapılan drone saldırısı sonrası 5.7 milyon varillik üretimin aksamasıyla (günlük dünya petrol üretiminin %5’i) hafta başı petrol fiyatında sert yükselişler görülebilir. ABD’nin saldırının ardında İran’ın olduğu yönündeki yorumu, Trump’ın savunma için Suudi Arabistan’a destek verebilecekleri açıklaması gerginliğin birkaç gün daha sürebileceği izlenimi uyandırıyor.

Ancak günlük petrol üretiminin geleneksel olarak 1-1.5 milyon varil ihtiyaçtan fazla olması, OPEC’in arz fazlasını engellemek için yeni arz kısıntısına gitmesi ama hepsinden de önemlisi Saudi Aramco’nun halka arzına artık aylar kala bu saldırıların yaratacağı gerginliğin biraz da “manipüle” edileceğini akılda bulundurmakta fayda var!

Teknik olarak Brent petrolü için 61.60 varil/dolar (50 günlük BHO), 64.20 (200 günlük BHO) ilk önemli dirençler olacaktır. Bu seviyelerden ikincisi geçilirse 65.65 (hatırlaması kolay!) ilk önemli direnç olacaktır.

Boşluklu bir şekildeki açılış ile sert yükseliş olursa bunun satış fırsatı olarak değerlendirilmesi dahi düşünülebilir. Zira temel dinamikler (savaş/çatışma hali hariç!) petrolün yükseldiği yerlerde uzun süre kalmakta zorlanabileceğini söylüyor!