Bir erkek ne kadar feminist olabilir?

Gonca Vuslateri ile Fırat Tanış’ın oynadığı “Erkek Arkadaşım Bir Feminist”, kötü erkekleri seven Kate ile feminist bir annenin büyüttüğü Steve’in ilişkisini anlatan bir komedi

Erkek Arkadaşım Bir Feminist / Don Kişot Tiyatro

Yazan: Samantha Ellis l Çeviren: Mesut Özkeçeci
Yöneten: Ali Gökmen Altuğ l Dekor - kostüm tasarımı: Başak Özdoğan l Işık tasarımı: Kemal Yiğitcan
Hareket düzeni: Senem Oluz
Oynayanlar: Gonca Vuslateri, Fırat Tanış

Bir erkek ne kadar feminist olabilir


Bilmiyorum kendinize sorduğunuz bir soru mu, bu sorunun aklınıza gelmesi için öncelikle çevrenizde olması lazım; “Bir erkek gerçekten feminist olabilir mi?” Ne kadar medeni olduğunu ispat etmek, takdir görmek, göze girmek gibi sebeplerle “Ben feministim” açıklamasında bulunmaktan söz etmiyorum, gerçekten, “kalpten”, Kate’in ifadesiyle.

Buna bir cevap bulmuş değilim, sanırım Kate de bulmadı, muhtemelen onu yaratan İngiliz yazar Samantha Ellis de. Ama ne yapmış, oturup “Olsaydı nasıl olurdu peki?” diye düşünüp bir oyun yazmış. “How to Date a Feminist”, Don Kişot Tiyatro’da sahnelenen adıyla “Erkek Arkadaşım Bir Feminist”.
Oyunda feminizmin sözcülüğünü üstlenen Steve, aktivist bir annenin barış kamplarında büyütülmüş oğlu. Muhtemelen çocuk kitapları yerine feminist literatürün seçkin eserleriyle haşır neşir olduğundan değme kadından daha feminist. Hatta onu canlandıran Fırat Tanış’ın röportajımızda söylediği gibi “Sana ne kardeşim?” dedirtecek kadar feminist.

Kader ağlarını örüyor

İsmini annesinin hayran olduğu “Wonder Woman”ın erkek arkadaşından alan Steve, tam da üzerinde bir ayrılığın travmasını taşımaktayken gittiği bir kostümlü partide Kate ile tanışıyor. Kate de onun gibi aşk acısı çekmekte ve üzerinde Wonder Woman kostümü var. Yani kader ağlarını örüyor.
Bir sorun var, Kate o zamana kadar erkeğin kötüsünü, kabasını makbul sayagelmiş, Steve ise izin almadan öpmeyi ayıp sayan bir tür. Kendi aralarında bir denge tuttursalar Yahudi olmayan damadı damattan saymayan kayınpeder, onların geleneklerini hor gören kayınvalide var. Acaba aşk birbirini tutmayan kırk türlü âdete, ritüele göğüs germeyi başaracak mı?

Ali Gökmen Altuğ’un sahneye koyduğu “Erkek Arkadaşım Bir Feminist”, bu ve benzeri sularda gezinen tatlı bir romantik komedi. Zaman zaman aşırı İngiliz, bizim hiç aşina olmadığımız esprileri de var. Biraz da bu yüzden ilk on beş yirmi dakikasına adapte olmak çok zor. Ama kaptırdığınız yerden de doludizgin akıp gidiyor, bir yerden sonra ciddi kahkaha bombardımanına dönüşüyor.

Altı karakter iki oyuncu

Bunun da tabii bir numaralı nedeni Ali Gökmen Altuğ’un çılgın bir tempoya sahip rejisi kadar, Kate ile Steve’de müthiş komedi damarı olan iki yetenekli oyuncuyu; Gonca Vuslateri ile Fırat Tanış’ı izliyor olmamız. Sadece Kate ile Steve değil, Kate’in babası, Steve’in annesi ve her ikisinin eski sevgilileri olarak da. Düşünün ki yazarın “Gerekirse altı oyuncu da oynayabilir” diye not düştüğü oyunu iki kişi oynuyor ve altı karakteri birlikte sahnede gördüğümüz an var. Gerçekten “görüyoruz”, şaka değil. Başak Özdoğan şahane dekor-kostüm çözümleri yaratmış, bir gözlük, bir şapka her şeyi değiştiriyor ama zaten oyunculardaki değişimden karşınızda kim olduğu konusunda bir an tereddüt etmiyorsunuz.

Tekrar başa dönersek, hayır, oyun bittiğinde de soruya cevap bulmuş olmuyorsunuz, hatta “Pek sıkıcıymış, feminist olmasa mıydı acaba?” bile dedirtiyor Steve’in ‘Doğru Ahmet’ halleri ama uzun zamandır bu kadar güldüğüm bir oyun izlememiştim. Not: Gonca Vuslateri’nin partiye giydiği kostüm 1976 tarihli dizide Debra Winger’ın giydiği ‘Wonder Girl’ kostümünün aynısı ve Winger da bu hoşluğa instagram’dan karşılık vermiş durumda. Bu da böyle küçük tatlı bir bilgi.

“Erkek Arkadaşım Bir Feminist” 15 Ocak’ta KKM Gazanfer Özcan Sahnesi’nde, 16 ve 20 Ocak’ta Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde.

Altın çağı derken…

Birkaç yıldır, özellikle dizilerden tanıdığımız isimler daha önce çıkmadıkları tiyatro sahnelerini tercih etmeye başladıkça, yıldız isimlerle büyük prodüksiyonlar hayata geçirilip Zorlu gibi, Uniq gibi salonlar da doldukça, “tiyatronun altın çağını yaşamakta olduğu” iyimser düşüncesi dilden dile dolaşır oldu.

Halbuki ortada iyimser olunacak kimi gelişmeler olsa da -ki bence en önemlisi yerli oyun yazarlarının artmasıdır çünkü uzun vadede kalıcı olan bu olacaktır- tiyatronun da hali ülke genelinden farklı değil. Bilet fiyatları seyirciye yüksek, tiyatro yapana düşük kalıyor. En düşüğü 60-70 liradan başlayan bilet geliriyle, sponsor desteği olmadan salon kirasını, prodüksiyon masraflarını, personel maaşlarını karşılamak ve bir düzen oturtup bunu sürdürebilmek neredeyse imkânsız.

Bunun sonuçlarından biri de maalesef 2020’nin ilk ve çok iç burkucu tiyatro haberlerinden biri olarak çıktı karşımıza: DOT 15. senesinde sahnesini kapatıyor. 2005 yılında Mısır Apartmanı’nda başlayan, Maçka G-Mall’da devam eden, gözlerimizin önünde büyüyen serüven 1 Şubat’ta Kanyon’da sona eriyor.
Murat ve Özlem Daltaban’ın Süha Bilal ile omuz omuza sürdürdükleri üretim süreci bitmez elbette. Felsefelerine uygun mekânlarda ve yurt dışında devam edeceklerini bildirmişler zaten. Ama DOT gibi bir ‘okul’un eksikliği çok duyulacak tiyatromuzda. Koşulların iyileşip DOT’un yeni mekânını müjdelemesini dört gözle bekliyor olacağız.