Defalarca uyarmış!

Ekranı kaplayan yaralı bereli, şişmiş, morarmış bir kadın yüzü. Belli ki ciddi şekilde hırpalanmış, daha doğrusu adını koymaktan çekinmeyelim; dayak yemiş. Doktor raporu ortada, gözünü çevreleyen kemikte kırık var, öyle ciddi darbe almış.

Söz hakkı ise onu bu hale getiren kişide; ‘kocasında’. Kadına şiddetin bütün galaksiye hakim olduğunun canlı kanıtı olarak ‘uzaylı türkücü’ lakaplı sanatçımız Mustafa Topaloğlu konuşuyor. Kanal D Magazin’in her şeyi bilen ‘dış ses’inin kendinden emin ifadesiyle ‘Karısının kendisine yumruk attığını iddia ettiği o anı’ anlatıyor. Evet, kadın sadece ‘iddia ediyor’ doğru mu değil mi bilmiyoruz, ama adam, herhalde sözü daha güvenilir olduğundan, konuya ‘açıklık getiriyor’. Bir de alt yazı var: Mustafa Topaloğlu ilk kez konuştu: Eşine neden vurdu?”

Yani dikkatinizi çekiyorsa, “vurdu mu?” değil soru, burada şaibe yok, vurmuş vurmuş da, sorun bakalım neden vurmuş? Bunu araştırıyor program. Sanki şiddetin haklı bir gerekçesi olabilirmiş gibi.

Neden vurmuş, açıkçası ben anlayabilmiş değilim. Kaldı ki merak da etmiyorum, gördüğüm şu ki ortada suratı darmadağın olmuş bir kadın, “Şöyle elimin tersiyle, ‘n’apıyorsun sen?’ dedim, yoksa kadına yumruk falan Allah’ım düşündürmesin” diye tarif eden bir adam var. Hayır, Allah elinin tersiyle vurmayı niye düşündürsün? Tokadın, yumruğun ağırı, hafifi olur mu? Elinin tersi sayılmıyor, düzüyle vurursan mı o şiddet kapsamına giriyor? Ortada kırılmış bir kemik var, üstelik, bunu da inkâr etmiyor Topaloğlu. Üzülmüş çok, bir kazadır oluvermiş işte.

O sırada yine o dış ses, “Mustafa Topaloğlu’nun eşini defalarca uyarmasına rağmen aynı davranışlarda bulunması bardağı taşıran son damla olmuş” diye haykırıyor.

Ama insaf. Bu ne demek; “Defalarca uyardığınız eşlerinizi dövebilirsiniz”. Ayrıca “Ey kadınlar, kocalarınızın uyarılarını dikkate alın, laflarını ikiletmeyin, kendinizi dövdürtmeyin” de diyor. Bunun ne kadar tehlikeli olduğunu görmüyor olabilir misiniz?

Kadın cinayetlerini önleme platformları olsun, kadına şiddetle mücadele eden sivil toplum kuruluşları olsun, bir mahkemelerin iyi hal indirimleriyle, bir de bu haberleri verirken medyada kullanılan dille mücadele ediyorlar yıllardır. Oradan enjekte oluyor çünkü halkın aklına mesajlar. Sen şiddete bahane bulan ifadeler kullandıkça, bir bakıyoruz tecavüzcüler katiller de aynı yere sığınıyor.

Daha bu hafta birine şahit olduk; Eskişehir’de 17 yaşındaki Kader Kaya’yı öldüren adam “Şort giymişti, erkekliğime laf etmişti” gibi sebeplerle ceza indirimini zorluyordu. Örneğini görmüş çünkü, belki işe yarar gene.

Burada, üstelik, araya kaynamış bir ifade falan değil, düpedüz “Bu damla bardağı taşırdı” diyerek dayak atanı değil, yiyeni suçlayan bir cümle var. Onu yazan, okuyan, çeken hiç mi düşünmüyor? Bir suça daha nasıl ortaklık edilir? Kadına şiddetle mücadele eden sivil toplum kuruluşları da sizi bu konuda ‘defalarca uyardı’, nasıl anlatsınlar dertlerini?