Halk için “adam gibi adam”

Ali İhsan Varol, Gezi olayları dönemindeki cesaretini ve gündeme dair söz söyleme huyunu sürdürünce, geçtiğimiz hafta yeni kanalı Show TV’deki “Kelime Oyunu” isimli programı yayından kaldırıldı. Programda “yiyici” kelimesini soran Varol yine halk kahramanı...

Bu yılın haziran ayı... Gezi olayları dorukta... Millet sosyal medyaya kilittlenmiş, televizyon kanallarında penguen belgeselleri zamanı... O da ne? Bloomberg TV’nin sunucusunun tanımıyla “kendi halinde program” “Kelime Oyunu”nda bir şeyler oluyor... Önce “gezi” kelimesini soruyor Ali İhsan Varol yarışmacısına, ardından geliyor “park”, “sivil”, “eylem”, “birlik”, “uyanma”... Allah Allah, tesadüf mü derken tek ve hür yaşayan “ağaç”lar, Beşiktaş’ın şövalye ruhlu semt çocukları diye sorulan “Çarşı”lar, “TOMA”lar, “biber gaz”ları, “çapulcu”lar uçuşuyor programın içinde. Soruların çoğu da “zıpır”: “Sağduyusunu kaybetmiş güç kullanımı” diyor, “orantısız” çıkıyor cevap... “Tazyikli su”yu “TOMA ifrazatı”, “gaz maskesi”ni “Demokrasi solungacı” diye soruyor Ali İhsan Varol... Medyaya da yöneltiyor eleştirilerini, “Atatürk’ün gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır dediği kişi”ye “gazeteci”, ana akım tarafından terk edilip sosyal medyaya mahkum kalan vatandaşın tutunduğu dala “sanal âlem” diyor örneğin. Sorular karşısında afallayıp düşündüğü cevabı söyleyemeyen yarışmacısını da yüreklendiriyor:
“Ne demiştim? Önce biraz cesaret.” Halk için “adam gibi adam”

Kariyer planı yok ama toprakla uğraşacağı bir gelecek hayali var

Nitekim, hepimize bir intihar eylemi gibi görünen bu hareket de bundan ibaret aslında: Önce biraz cesaret. Belli ki gidişat içine sinmiyordu, bir şeyler diyesi vardı ve bunun için en etkili ve iyi bildiği yolu seçti: Soru hazırladı. Tabii ki koltuğuna yapışık yaşayanlara, oradan ayrılırsa hayatının kayacağını düşünenlere göre bir hareket değildi ama o, “kahramanlık” payesini bile kabul etmemişti o zaman. “Siyahlı kadın, ‘Kırmızılı kadın’, ‘Kitap okuyan adam’, ‘Talcid man’ ve ‘Davulcu Vedat’ gibiler halk kahramanıdır” demişti, Milliyet’ten Melis Güvenç’e verdiği röportajda:
“O simgelerin arasında sunucu olarak tanımlayıp beni koymuş olmaları büyük bir gurur. Ama kendimi aynı derecede göremiyorum. Evet bazı şeyleri riske atarak yaptığım bir şeydi. Fakat onların yaptıkları çok büyüktü. Onlar gerçek halk kahramanı. Ben sadece bahsi geçen kelimeleri kullandım. (...) Durum bıçaksırtı bir hal olduğu için benim işimi yapıyor olmam böyle bir kahramanlık olarak görüldü. Herkes işini yapsaydı dikkati çeken bir durum olmazdı.”
Evet, “işini yaparak” bir risk almıştı ama hayır, işini kaybetmekten korkmuyordu. Çünkü hayatta ne sunucu olmak için yanıp tutuşmuş ne kariyer planları yapmıştı. Bir şekilde hayatını sürdürürdü nasıl olsa... Hep yaptığı gibi...
Kayserili bir Çerkes ailesinin 28 Haziran 1976 İstanbul doğumlu oğlu Ali İhsan Varol. Üç erkek kardeşten biri. Çocukluğu, Sarıyer’de bahçeli bir evde geçmiş, sürekli elinde çapa... Bugün de Bahçeköy’deki evlerinde kendisi gibi televizyoncu eşi Ayşe Hanım, iki kedileri ve iki köpekleriyle, bahçeyle haşır neşir yaşıyor. Kariyer planı yok ama toprakla uğraşacağı bir gelecek hayali var...
Ekranlardan tam bir iyi eğitimli aile çocuğu, ideal eş ve de damat görünümüyle üç kuşağın kalbini fethetse de, o kadar dört dörtlük bir eğitim hayatı yok. Biraz puanını tutturduğu yere girdiği sınav sisteminden, biraz koşullardan, kaydolduğu hiçbir bölümü bitirememiş. Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünün kantinini iyi tanıyor. Altı aylık okul macerasını 1.5 yıllık bir şoförlük, garsonluk, barmenlik, işletmecilik dönemi izledi başkentte. Sonra Bodrum’a taşındı. Araba kiralama şirketinde çalışıp herkes tatildeyken koşturduğu bir dönem...
Bu arada İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’ne girmiş ama Ankara’dayken tanıştığı oyuncu arkadaşları vasıtasıyla gelen iş fırsatı, bir kez daha eğitim hayatını sekteye uğratmıştı. Bir yapım şirketine prodüksiyon asistanı aranıyordu; otomobil kullanabilen, İstanbul’u bilen, sağa sola gidebilecek biri... “Yaparım” dedi ve böylece girmiş oldu televizyon piyasasına.
2.5 sene sonra, 1994’te “Çarli” dizisinde prodüksiyon asistanı olarak çalışırken 5 Nisan kararları çıktı ve kriz diziyi vurdu. Maymun Çarli’nin Amerikalı eğitimcisi memleketine dönerken, yapım şirketinin satın aldığı işsiz Çarli de Ali İhsan Varol’a kaldı. Önce bakıcılığını teklif ettiler, yemeğiydi, temizliğiydi... Derken Çarli tiyatro oyununda oynamaya başladı, getir götür işleri de Varol’a kaldı. Yeni numaralar öğrenmesi gerekince eğitimini de üstlendi ve yaklaşık iki sene birlikte yaşayıp çalıştılar Çarli’yle.

Dile katkılarından dolayı Türk Dil Kurumu’ndan ödül bile aldı
Bir dolu program var CV’sinde... “Passaparola”, “Hugo”, “İkinci Bahar”, “Pazar Sürprizi” bazıları... Hatırı sayılır da bir işsizlik dönemi... Tam bir magazin programında metin yazarlığına başlamışken -ki bu çocukluğundan beri yazarak para kazanmayı hayal eden biri için doğru yolun başlangıcı sayılabilirken- “Kelime Oyunu”ndan teklif geldi: Soru hazırlama işi... Deneme çekiminde soruları hazırlayan o olduğuna göre soranın da o olmasına karar verildi. Ve bu, hayatının yönünü değiştiren karar oldu. Çünkü kanal yöneticileri, iki işi
bir kişiye yaptırıp tasarruf etmenin cazibesine kapılıp ama belli ki ondaki şeytan tüyünü de fark ederek Ali İhsan Varol’un sunucu olmasını istediler.
Böylece memleket TRT ciddiyetini laubaliliğe kaçmayan bir samimiyet ve zevzekleşmeyen bir mizah duygusuyla birleştiren, enteresan bir sunucuya kavuşmuş oldu. Kanal 1’de başlayıp Bloomberg HT’de devam eden “Kelime Oyunu” da tamamen sunucusu sayesinde bir fenomene dönüştü.
Para ödülü olmayan, insanların sunucuya yalvarıp yakarmadığı, kimsenin göbek atmadığı bir yarışma programının bu kadar sevilmesi ender rastlanır bir şeydi. Ali İhsan Varol nezaketi diye bir şey vardı ki bu, onun stüdyoya gelen yarışmacılara evine gelmiş misafirler gibi davranmasından kaynaklanıyordu. Kendisinden çok küçük lise öğrencilerine “siz” diye hitap ediyor, insanları germek yerine rahatlatmaya, yüreklendirmeye çalışıyor, arada da sahiden çok parlak espriler patlatıyordu.
Üstelik kendi sorularını kendi hazırlıyordu. Günde 70 sorudan 4.5 senenin sonunda 70 bin kelime hazırlayıp sormuş bir adamdan söz ediyoruz. Türk Dil Kurumu’ndan (TDK) ödül bile aldı dile katkılarından dolayı...

İzleyicinin ekranda bu kadar sevdiği bir sunucu uzun zamandır olmamıştı
Ama o, kendi yağıyla kavurduğu programını “kendi halinde” sürdürüp gitmek yerine yeri gelince gündeme göndermeler yapmaktan da geri durmadı. Risk almaktı bu, evet. Yine Melis Güvenç’e ekranda olmanın onun için vazgeçilmez olmadığını anlatmıştı: “Tanımadığım insanlardan ‘Sizi ve programınızı çok seviyoruz’ kelimelerini duymak bir armağan. Ancak ben bundan çok kolay vazgeçerim. Bu işte kimleri gördüm, ellerin üzerinde taşınan ve
bir anda esamisi okunmayan. Benim mesleğim metin yazarlığı ve televizyonculuk. Onu da yapmazsam mutlaka bir iş bulurum kendime. ‘Kelime Oyunu’yla başlamadım hayatıma, onunla da bitirebileceğimi zannetmiyorum. Şimdi kazandığımdan daha az para kazanırım, çok sorun değil. Çok az paralarla yaşadığım zamanlar da oldu.”
Nitekim, “Kelime Oyunu”yla 2009’un ocak ayında başlayan maceramız “şimdilik” sona erdi. Varol’un gözükara Gezi “eylemi”nden sonra ağustosta Show TV’ye transfer olan program, Türkiye’yi sarsan yolsuzluk operasyonunun ardından sorduğu “Halk ağzında rüşvet alan kişi: Yiyici” sorusuyla bağlantılı olduğunu düşündürecek bir zamanlamayla kaldırıldı. Ama buna zorunlu bir “ara” gözüyle bakmak daha doğru. Çünkü, izleyicinin uzun zamandır bu kadar samimiyetle, istikrarla sevdiği bir sunucu olmamıştı. Sosyal medya Ali İhsan Varol güzellemeleriyle yıkılıyor. Yarışmacısına söylediği sözde saklı işin sırrı: “Önce biraz cesaret.”

Halk için “adam gibi adam”

Cem Yılmaz protesto etti

Ali İhsan Varol’un programı yayından kaldırılınca, “Kelime Oyunu”nun yılbaşı günü yayınlanacak çekimine katılan Cem Yılmaz da Twitter’dan tepkisini duyurdu. Yılmaz, “TV’deki en temiz, düzgün program Kelime Oyunu yayından kaldırılmış... Ayıp... Gönüllü konuk olmuştum... En sevdiğimiz programdı. Yakıştıramadım” yazdı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun arayıp üzüntülerini bildirdiği Varol’la ilgili Şahan Gökbakar da Twitter’dan “Ali İhsan Varol ile Recep İvedik 4’te yaptığımız çekimden kısa bir bölüm paylaşacağım. Programın yayından kalkmasına tepkim ve yeni yıl hediyesi olsun” dedi.

Halk için “adam gibi adam”

Seyircinin telefonu

Varol “Kelime Oyunu”na ara verip “Doğru mu Yanlış mı?” diye bir yarışma hazırlayıp sunmuş ancak kısa sürede yine onu sevdiren formata dönmüştü. Bu kararı almasında etkili olan seyirci telefonunu ise şöyle anlatıyordu Habertürk’ten Pınar Erbaş’a: “İzmir’den bir hanımefendi aradı, ‘Eşim iki sene önce alzheimer oldu. Bazen kelimelerin anlamlarını karıştırıyor. ‘Kelime Oyunu’ ona çok iyi geliyordu. Rahatlamıştık. Eğer bir daha yayınlamayacaksanız bana birkaç DVD’sini gönderebilir misiniz?’ dedi. Artık o saatten sonra başlamamak ayıp ve günah olmaz mıydı sence?”

Halk için “adam gibi adam”

Para ödülü olmayan, insanların sunucuya yalvarıp yakarmadığı bir yarışma programının bu kadar sevilmesi televizyon tarihimizde pek rastlanmayan bir şeydi.

Butonunun adı Benjamin
“Kelime Oyunu”nda süreyi durdurup cevabı vermek için basılan butonun bir adı var: Benjamin. Buna bir isim verme fikri, butonun bozulduğu bir canlı yayında, tamir edilmesini beklerken Varol’un aklına gelmiş. Birkaç dakika laf kalabalığı yaptıktan sonra “Buton bozuldu” demiş, “Sürekli bozuluyor, ayrı bir karakter oldu artık. Onu bir isim arıyoruz, önerilerinizi yollayın.” Birçok öneri gelmiş. İçlerinden bir “Vurdumduymaz”ı beğenmişler, bir de 14 yaşındaki bir izleyiciden gelen Benjamin Button ilhamlı “Benjamin” adını.. Önce “Vurdumduymaz Benjamin” olmuş düğmenin adı, sonra da “Benjamin” olarak kalmış.

DİĞER YENİ YAZILAR