İdam neyin çaresi?

Evet, dehşet verici bir şey, korkunç bir şey, kan dondurucu bir şey İstanbul’un en güzide semtlerinden birinde; Bağdat Caddesi’nin göbeğinde bir kadının tecavüze uğraması. En az bir kenar mahallede, Anadolu’nun ücra bir köyünde olduğu kadar dehşet verici. Aslında ne bir fazlası var, ne bir eksiği. Tecavüze uygun yerler, saatler, durumlar, kılıklar, hal ve gidişler yok çünkü. Öyle bakmaya başladığında, “Yalnız saat de 3’müş” giriyor devreye işte.

Bu bilgi bir parça su serpiyorsa yüreğinize, bir ‘aile kadını’ olarak o saatlerde zaten evinizde olacağınızı düşünüp kızınızı da gece sokağa salmadınız mı paçayı kurtaracağınızı sanıyorsanız, işte orada başlıyor sorun.

Çareyi idamda bulmakla da devam ediyor. Dün baktın, twitter hakimleri çoktan kırmışlar kalemlerini. Millet idam cezasının acilen geri dönmesini istiyor. Başka türlü ‘çözülmezmiş’ tecavüz konusu. Bu arada canını sıkan diğer konuları da hemen idam kapsamına almak isteyenler çoğunlukta. “Tecavüze ve vatana ihanete idam cezası verilmeli, net!” Bu kadar eminler.

Sadece bu tek başına gösteriyor zaten idam cezasının neden asla geri dönmemesi gerektiğini. Ondan sonra gelsin hakim kanaatleri, adil olmayan yargılanmalar; geri dönüşsüz yanlış kararlar.

Ama tabii bu durum yargıya, adalete karşı ne kadar güvensiz olduğumuzu da gösteriyor. O tecavüzcü acilen idam edilsin istiyoruz çünkü biliyoruz ki yarın öbür gün muhtelif ceza indirimleri ya da aflar sayesinde elini kolunu sallayarak karışabilir aramıza. Cezasını çekeceğine inancımız yok.

Fakat ‘tek çare idam’ darken neyin çaresinden söz ediyoruz? O insandan intikam almaktansa, evet, bu bir çare. Ama yeryüzünde tecavüz diye bir şey kalmasın ise derdimiz, onun çareleri başka.

O, kadınla erkeği daha küçük yaştan eşit hak ve özgürlüklerle, yan yana büyütmekle olacak, olacaksa.

“Kızını dövmeyen dizini dövmediği” zaman, “Karı gibi ağlamak da gülmek de” ayıp sayılmadığında, “Dişi köpeklerin her hareketi kuyruk sallamak zannedilmediğinde”, “Sen kızsın, yapamazsın”lar tarihe karıştığında olacak.

Kızlarla erkekleri aynı sıralarda oturtup aynı servislere bindirip aynı yurtlarda kalmalarını, arkadaş olmalarını, birbirlerini karşı cins değil insan olarak görmelerini sağlamakla olacak.

Kadını evlere kapanmaya değil, tam tersi özgürce sokaklara, iş hayatına, sosyal hayata karışmaya cesretlendirmekle olacak.

Görmüyor musunuz, öbür türlü kadın gördü mü alışık olmadığı uzaylı bir yaratık görmüş gibi ne yapacağını şaşıran, ‘şeytana uyan’ adamlar yetişiyor. Yapmamız gereken o ‘şeytanı’ susturmak önce.

Sokakları kadınlar için güvenli kılmanın yolu, onları görünce aklı başından gitmeyen erkekler yetiştirmekten geçiyor, idamdan değil.

Ailenin tutumu örnek olmalı

Hep söylenir durur, “Tacize, tecavüze uğradığınızda susmayın, korkmayın, utanmayın. Sizin bir suçunuz yok” diye ama zordur başa geldiğinde bunu uygulamak. Nedeni malumdur, kendi kusurun varmış gibi utanmayı öğretmişlerdir sana. Sen de çıkmasaydın, gezmeseydin, onu giymeseydin, öyle bakmasaydın bu başına gelmeyecekti zannetmeyi.

Olmadı ailen kızar, polis suçlar, komşular ayıplar diye susarsın. Kırk tane soru sorulacaktır, halin yoktur, susarsın. Bir şekilde susmak daha kolay gelir kendini ortaya atmaktan.

Ama işte bu olaydaki ailenin tutumu örnek olmalı. Genç kızın hemen gidip durumu onlara söyleyecek kadar anne babasına güvenmesi, ailenin sanki kızlarının bir ayıbı varmış gibi olayı örtbas etmek yerine hemen polise gitmesi sayesinde şu an bu tecavüzcü yakalanmış durumda.