İş işten geçmeden, ölmesini beklemeden

Bir videosu olmadığı için sadece okuduğunuza inanmanız gereken bir olay anlatacağım şimdi. Öznur Sazlar, kocasından boşanmaya çalışan bir kadın. Bir küçük oğlu var ve aynı durumdaki pek çok kadın gibi, boşanma isteği hayati tehlikeyi de beraberinde getirmiş durumda. Kocası kadının canına kastetmekte. Ne yapmasını öneririz? Savcılıktan koruma kararı çıkarttırmasını değil mi?

O da öyle yapmış zaten. Ama kararın süresi dolunca yaptığı yenileme başvurusuna kısa sürede yanıt alamadığı için çocuğunu babasıyla görüştürmek zorunda kalmış. Bu mecburi görüş günü neredeyse Öznur Sazlar’ın canına mal oluyormuş. “Demek benimle inatlaşırsın” diyerek kadını tam on beş yerinden bıçaklamış H.S. diye anılan koca.

İlk bıçak darbesi doğrudan kalbini hedef aldığı, göğsüne, boğazına peş peşe darbeler isabet ettiği için, kadının kaçıp canını kurtarabilmiş olması gerçek bir mucize. Ama başarmış, çok şükür yaşıyor. Kanlar içinde sokağa fırlayıp sığındığı tantunici ona sahip çıkmış ve Öznur Sazlar boşanmak istediği için çocuğunun gözü önünde öldürülen kadınlar listesinde bir isim daha olmaktan kurtulmuş.

Peki, kocaya ne oldu dersiniz? “Cezasını buldu, hapiste ve uzun süre de oradan çıkacak gibi görünmüyor, Öznur Sazlar ve çocuğu artık güvende” diyebilmeyi çok isterdim. Ama öyle değil maalesef. 3 Eylül’de Eskişehir 7. Asliye Mahkemesi’nde görülen duruşmanın sonucunda, H.S.’nin “adli kontrol şartıyla” tahliyesine karar verildi. Serbest bırakıldı adam. Karısını öldürmekten başka bir amacı olmadığı açıkça görülen, tamamen kaza sonucu katil olmaktan kurtulan birini, hem de davayı takip eden CHP Eskişehir milletvekili Utku Çakırözer’in tweet’inden öğrendiğimize göre bir kadın hâkim, salıvermeyi uygun gördü. Şu anda kendisi elini kolunu sallayarak aramızda dolaşmakta. Öznur Sazlar’ın ise hayatı tehlikede ve haklı olarak isyan ediyor; “Bu adamın ağır cezada yargılanması için ölmem mi gerekiyor illa?” diye. “Kime güveneceğim ben?” diye soruyor, “Kim koruyacak beni?”

Bu sorunun cevabı nedir gerçekten? Şaka mı bu? Daha geçen hafta biz ülkece boşandığı kocası tarafından çocuğunun gözleri önünde katledilen Emine Bulut’a ağlamadık mı? Bütün sosyal medya Emine Bulut etiketleriyle dolmadı mı? Katilin en ağır cezaları alacağına, kadın cinayetlerinin durdurulması için gereken önlemlerin alınacağına dair sözler verilmedi mi? Öznur Sazlar’ın tek farkı hayatta olması ve kanlar içinde bir videosunun bulunmaması.

Ve aslında o sözleri ederkenki samimiyetimizi -varsa- kanıtlamanın tam zamanı. Asıl şimdi, hâlâ vakit varken, adalete güveni sarsılmış bir kadın hâlâ hayattayken ortalığın ayağa kalkması ve o sözü edilen “en ağır cezaların” verilmesi gerekiyor. Bir sefer de bir musibetten, bir felaketten ders çıkaralım ve iş işten geçmeden önlem alalım, çok mu zor? Gerçekten bu kadar kısa mı, kanlar içinde son nefesini verişini izlediğimiz bir kadının yarattığı etkinin hükmü?