Kadına yakışan meslek konusu

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi logolu bir sınav sorusu çıktı geçen hafta medyada. “Aşağıdakilerden hangisi, kadının evdeki sorumluluklarını aksatmayacak işler arasında yer almaz?” diye bir soru ve “hemşirelik, hastabakıcılık, ev temizliği, öğretmenlik” şıklarından sıyrılan doğru cevap “mühendislik”. Çünkü niye? “Kadın toplumda çoğunlukla ev ile ilişkilendirilir; ev işleri kadın tarafından üstlenilir. Mühendislik, kadının bu işlerinin aksatmasına yol açacak bir meslek dalıdır. Toplumda bakım ve çocuk yetiştirme gibi kadınlarla ilişkilendirilen yükümlülükleri özünde taşıyan diğer meslekler, kadına yakıştırılan basmakalıp meslekler arasında yer alır”.

Kadınlar tepki gösterdi ve şaşılacak şekilde bu ciddiye alınarak Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü’nden bir açıklama yapılmasını sağladı. Hem de son derece yapıcı bir açıklama.

Anlıyoruz ki “Etkili İletişim ve Toplumsal Cinsiyet” ünitesindeki “Her kültürde kadın ve erkek olmaya dair beklentiler”den söz eden metne dair bir soru bu ve o metinde “Ataerkil toplumlarda başat olan geleneksel ideolojinin cinsiyetçi iş bölümü, kadını ev işlerinden ve çocuk bakımından sorumlu tutar. Eve bağımlı hale getirilen kadın, toplumsal üretime katılmaktan uzaklaşır” gibi eleştirel ifadeler yer alıyor. Rektörlük de açıklamasında “Hedeflenen bu cinsiyetçi bakış açısının yanlışlığının sorgulanmasıdır” diyor.

Üstelik yine de yanlış anlamalara sebep vermemek için soruyu alıştırmalardan çıkardıkları belirtiliyor, “Kadın haklarına ve cinsiyet eşitsizliğine yönelik hassasiyetimizi bir kere daha vurguluyoruz.” diye de nokta koyuyor.

O kadar bezdik ki kadınlar olarak ha bire bize çerçeveler çizen açıklamalarla karşılaşmaktan, “Tabii kadının yeri evi, şüpheniz mi var?” deseler şaşırmayacaktık, eleştirileri dinleyen, anlayan ve gerekeni yapan bir merci, güzel bir sürpriz oldu.

“Mama yüreği unutmaz”

İnsanların aileleriyle geçirdiği güneşli bir pazar günü, bir mektup çıktı karşıma. Diğer anneler gibi oğluna sarılamayan, diyeceğini onun yüzüne diyemeyen bir anne yazmıştı. Adı Ani Balıkçı. 24 Nisan 2011’de Batman’da vatani görevini yaparken öldürülen, bilirkişinin elbisesinde 41 delik tespit ettiği, ölümü ‘kaza’ sayılan er Sevag Balıkçı’nın annesi.

Vartkes Hergel paylaşırken “Siz yaşam telaşında unuttunuz belki ama” demiş, “Mama yüreği unutmaz”.

İnsanın içine oturan bir mektup. Öfkesiz, nefretsiz, acı dolu.

Bir bölümünü paylaşmak istedim, ‘mama’ yüreği gibi biz de unutmayalım diye: “Seni bizden ayıran, hani abi dediğin arkadaşın mutlu mesut yaşamakta canımın içi! Yaşasın, hiç kimsenin yaşamasında gözümüz yok. Vicdanen rahatsa sorun da yok! Annemizi, babamızı seçme şansımız olmadığından, biz önce insan sonra Ermeniyiz. Karıncaya bereket der, canımızı yakan sivrisineğe ilaç sıkamayız, uzaklaştırma yöntemleri kullanırız.

Canımın parçası, hani o günleri görüp de bir şekilde hayatta kalabilen yayalarımızın, dedelerimizin “Gitsin o günler, bir daha gelmesin” dedikleri gün senle hortladığından 24 Nisan 2018 Salı, saat 15.00’de Şişli’de seni, seni unutmayan, sevenlerinle anacağız.”