Müziğin değiştirebilecekleri

Enteresan bir şey oldu gerçekten, üç kişi ortak bir cümle kurmak, bir şeylere karşı çıkmak, içine dert olan meselelere dikkat çekmek için yan yana gelmekte zorlanırken, birlikten kuvvet doğuran bir rap fırtınası esiverdi memlekette.

Takvimler 6 Eylül’ü, saatler tam 00.00’ı gösteriyordu, Şanışer’in çağrısıyla bir araya gelen on sekiz rap müzisyeninin bir ucundan tutup havalandırdığı bir klip düştü YouTube’a. Adı “Susamam” idi şarkının ve söyleyecek sözleri olan bu on sekiz genç müzisyen, susmak istemedikleri konularda içlerini söze, müziğe dökmüşlerdi. 

“Black Mirror” gezegeninden gelir gibi duyulan bir kadın sesiyle başlıyordu şarkı. “Gülmek, eğlenmek istiyorsun. Hayat zaten çok zor. O yüzden müzik seni eğlendirsin, gerçeklerden uzaklaştırsın istiyorsun.  Ama biz müziğin bir şeyler değiştirebileceğine inanıyoruz. Bizimle gel. Başlayalım mı?” diyen bir kadın sesi.

Ardından 14 dakika 55 saniye boyunca süren bir kolektif manifesto. Şanışer’in yanı sıra Fuat, Ados, Hayki, Server Uraz, Beta, Tahribad-ı İsyan, Sokrat St, Ozbi, Deniz Tekin, Sehabe, Yeis Sensura, Aspova, Defkhan, Aga B, Miraç, Mert Şenel ve Kamufle’nin çevre, doğa, kadın hakları, hayvan hakları, adalet, eğitim, hukuk, trafik, faşizm gibi toplumsal meseleler üzerine kurdukları cümleler kulaktan kulağa yayıldı ve on iki saatin sonunda Susamam etiketi dünya genelinde en çok konuşulan konular arasında bir numaraya yükselmişti. Klip 2 milyondan fazla izlenmişti ki şu anda bu rakam 13 milyonu bulmuş durumda. Onu Ezhel’in aynı saatlerde paylaştığı “Olay” şarkısı ve Sayedar & Önder Şahin ile Ceza imzalı “Komedi v Dram” izledi. Sonuç: Herkes üç gündür sokağın sesinin müziğe aktarılmasının etkisini konuşuyor. Sade suya tirit şarkı sözlerinin devrinin geçtiğini. Ayrıca hepsi kendi adına şarkılarını yazan genç müzisyenlerin böyle bir projede birleşmesinin önemini.   

Tabii her ses getiren şey gibi bu da aynı hızla kendi düşmanlarını yarattı ve tez zamanda “Aferin çocuklar” sırt sıvazlamalarının “Sözler de pek basit”, “pek didaktik”, “pek yavan, pek şu, pek bu”ya dönüşmesini izlemeye başladık.

Hâlbuki amaçlarının aferin almak ya da bir müzikal başyapıt ortaya koymak olmadığı açık, kaldı ki gayet eli yüzü düzgün bir işle ve son derece etkileyici bir kliple karşı karşıyayız. Oturduğun yerden atıp tutmak kadar kolay değil, o ayrı.

Belki tek itirazım, kadın hakları konusunda “Ben bilmem / Hiç kendimi korumak zorunda kalmadım / Hiç evlendirilmedim / Evde dayak görmedim / Kendi evimde kendi odama zorla hapsedilmedim / Sözlerinizi kusmadım / Yurdumdan edilmedim / Nefretinizle yanmadım / Yakılarak can vermedim / Hiç abimden korkmadım / Okuldan alınmadım / Ben hiç öldürülmedim” diye usul usul şarkının en çarpıcı cümlelerine imza atan Deniz Tekin’den başka kadın olmamasına olabilir.

Onun için de geç değil, neden kadın rap’çiler - hatta kadın rock’çılar ile birlikte - “susamadıklarını” haykıran bir klip yapmasınlar?

Okura not: Seyahat nedeniyle bir hafta yazmaya ara veriyorum. Bir hafta sonra buluşmak üzere.