Özel hayat ve casus program

Eklenme Tarihi05.03.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi05.03.2018 - 0:01
Ara sıra posta kutuma reklamlar gelirdi de bunu neden, nasıl kullanacağız, şaka herhalde deyip silerdim. Efendim “casus kalem”, yok “mikro kamera”, tanıtım metinleri “Eşiniz sizi aldatıyor mu? Artık öğrenmek çok kolay” şeklinde başlayan bir takım takip mekanizmaları. Bütün olay hayatınızı paylaştığınız insanın aslında bir sahtekar olma ihtimali üzerine kurulu ve siz bu ‘güven ortamı’ içinde her an arkanızdan vurulacakmış gibi yaşıyorsunuz, buna da ‘aile yuvası’ diyorsunuz.

Ayrıca tutun ki yakaladınız, ne yapacaksınız? Bu kadar güvenmediğiniz biriyle beraberseniz zaten ayrılın. Yok, boşanma davası için kanıt peşindeyseniz, yasadışı yollarla elde edilen kayıtlar, belgeler mahkemede delil olarak kullanılamıyor. Yani en azından biz böyle biliyorduk. 

Fakat Habertürk’ten Fevzi Çakır’ın haberine göre, Söke’de aldatıldığından şüphelenen öğretmen koca karısının cep telefonuna casus program yüklüyor ve şüphesini doğrulayacak ses kayıtlarına ulaşarak dava açıyor. Aynı anda kadın da kocasının kendisine şiddet uyguladığını, evden kovduğunu ve evlilik yükümlülüklerini yerine getirmediğini söyleyerek karşı dava açıyor. Ve Mahkeme ‘zina’ eyleminin kocanın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek kadını 20 bin TL tazminat ödemeye mahkum ediyor. Üstüne ilkokul çağındaki çocuğun velayetini hemşire olan annenin gece vardiyasına kaldığını ileri sürerek babaya veriyor.

E peki hani hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller kullanılamıyordu? Yerel mahkemenin daha sonra Yargıtay tarafından da onaylanan kararının gerekçesi şöyle: “Evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler eşlerin özel yaşam alanı olmayıp aile yaşamı alanıdır. Sadakatten kuşkulanan kocanın eşinin telefonuna program yerleştirerek aleni olmayan konuşmaları kaydetmesinde özel hayatın gizliliğinin ihlalinden söz edilemez”. Yani konu evlilik birliğiyse cep telefonun bile senin özel alanın değil.

İki yıl önce, aynı yolla delil elde eden bir kadının tazminat almak şöyle dursun, hakkında hapis cezası talebiyle dava açıldığını gördük halbuki. İstanbul’da 19 yıllık kocasının kendisini aldattığını casus programla kanıtlayan kadın, boşanma ve tazminat talebiyle dava açarken kocası da ona “haberleşmenin gizliliğini ihlal” davası açmıştı. Altı yıl hapisle yargılanan kadın sonunda beraat etmişti ama ortada dava açılacak kadar aleni bir hukuksuzluk olduğu da kabul edilmişti.     

Gene aynı tarihlerde Ankara’da karısının cep telefonuna yazılım yükleyen bir adam, “Karım beni dört erkekle aldattı, işte kanıtı” diye mahkemeye başvurup kendisini bir anda sanık sandalyesinde bulmuştu. Nasıl? Savcılık “Eş de olsa özel hayat gizlidir” diyerek adama 4 yıla kadar hapis istemiyle dava açmıştı.

Demek 2016’da evli insanlar da birey sayılıyormuş, onların da özel alanları varmış. İki yılda mı değişti bu?

Hayır, burada   aldatmanın şahane bir şey olduğunu savunmuyoruz elbette. Ama bir şey yasa dışıysa yasa dışıdır. Özel hayat özelse özeldir. Ne sonuç elde ettiğin bunu değiştirmez, “Hatice’ye değil neticeye bakan” mahkeme olur mu?