Ne memleket, ne de dünya politika sahnelerinden şöyle iç ferahlatan, nefes aldıran haberler almadığımızda hemfikiriz diye düşünüyorum. Yoktur herhalde aramızda “Oh, şöyle bir haberleri izledim de içim umutla doldu” diyen. Ruh sağlığını korumak isteyen, kendine sosyal medyasız günler seçiyor ki haberi olmasın dünyada olup bitenden.  

Bir yılı daha yolcu etmeye hazırlanırken, nereyi tutsak elimizde kalıyor. Bir uçtan şavaşlar tutuyor, terör tutuyor, diğer uçtan göçler, yoksulluk, sefalet, birileri açlık sınırına dayanırken diğer yanda bir çırpıda sıfırları yan yana koyup da söyleyemediğimiz rakamlar havada uçuşuyor; insanlık bir bilinmeze doğru doludizgin gidiyor. 

Ve baktığınız bütün karelerde öfkeli erkekler topluluğuyla karşılaşıyorsunuz. Uzaylılar gelip hiç bilmedikleri bu gezegende bir haber bülteni izlese, herhalde dünyada 50 yaş üstü ve tek cinsiyette insanların yaşadığını düşünürdü. 

Ama bu hafta, bütün o öfkeli suretlerin arasında gülümseyen genç ve aydınlık bir yüz çıktı karşımıza: İzlanda’da erken seçimleri kazanarak başbakan olan Katrin Jacobsdottir. Kendisi 41 yaşında, eski bir gazeteci, polisiye edebiyat uzmanı, anti militarist ve Yeşil-Sol hareketin lideri. 

Dokuz aydır görevde olan merkez sağ hükümet, Parlak Gelecek Partisi’nin koalisyondan çekilmesiyle düşmüş, erken seçim kararı alınmıştı. Partinin koalisyondan çekilme nedenine de bir bakalım; başbakan Bjarni Benediktsson’un babası Benedikt Sveinsson’un, pedofiliden hüküm giyen birinin aklanması için girişimde bulunduğuna yönelik iddialar bu karara neden olmuş. Ve şimdi, kamuoyunun en güvenilir politikacı olarak benimsediği  Katrin Jacobsdottir görevde. 

Bütün gazeteler “Sıradışı başbakan” başlıklarıyla verdi haberi. Üniversite öğrencisine benzeyen başbakanın fotoğraflarını çarşaf çarşaf basıp “Gerçekten İzlanda’nın yeni başbakanı bu olabilir mi?” diye yazanlar bile var. Çünkü ‘sıradan’ olan; öncelikle zaten sağ hükümetlerin düşüp yerine çevreci  sol hareketlerin gelmemesi, sonralıkla da ülkelerin yaşı tercihen 60 civarında, savaşçı erkekler tarafından yönetilmesi. Erkek değilse bile erkekleri aratmalı, bastığı yerden ses getirmeli. Karşısında yedi düvel titremeyecekse ne anladık biz öyle başbakandan? Pasifist, çevreci, kadın, genç, hatta edebiyat uzmanı; bütün bu sözcükler ile ‘iktidar’ bir cümlede nasıl geçer, hayretler içindeyiz. Hani geçer de, karşı saflarda durur genelde.  

Ama oluyor mu, hem de pek güzel oluyor. Katrin Jacobsdottir bütün o ‘adetten’ olana, ‘alışıldık’ olana meydan okuyan gamzeli gülümsemesiyle dünyanın bu ucunda bizim bile içimize su serpiyor. “Sıradan” olan düzenin dünyayı getirdiği yer ortada. Artık biraz sıradışına çıkmanın, başka seslere kulak vermenin zamanı değil mi?  

Yazarın Diğer Yazıları