Zebercet’in dile geldiği oyun

Eklenme Tarihi05.12.2018 - 8:15-Güncellenme Tarihi05.12.2018 - 8:15

Yusuf Atılgan’ın kült romanı ‘Anayurt Oteli’nin ‘Zebercet’i, Kerem Ayan’ın yönettiği tek kişilik oyunda kendi hikâyesini kendi anlatıyor.

Edebiyatımızın en tedirgin edici karakterlerinden biridir Zebercet, bunda okuyan herkes hemfikir olsa gerek. Yusuf Atılgan’ın 1973 yılında yayımlanan romanı ‘Anayurt Oteli’nin yalnız, sessiz, hayatının çoğu fantezilerle geçen, giderek gerçekle hayali birbirinden ayıramaz hale gelen kâtibi. Böyle anlatınca masum bir hayalperestten söz ediyormuşuz gibi oldu ama esasen türlü psikolojik rahatsızlıkları olan ve cinsel fantezilerini yönelttiği kişi ve ‘nesnelere’ en sonunda da kendine zarar veren birinden söz ediyoruz. Eşi, dostu, akrabası, arkadaşı yok. Bazen günler boyu çıkmadığı babadan kalma otelde kendisini kral hissediyor ve günün birinde o ‘krallığa’ gelen esrarengiz bir kadına duyduğu tutkuyla kalan son denge kırıntısını da yitiriyor. Saplantılı bir şekilde o kadının geri geleceği günü beklerken işler sarpa sarıyor. Zebercet için de, yakınında nefes alan tek tük birkaç canlı için de. 

Hepimiz Zebercet miyiz?

Zebercet, 1987 yılında Ömer Kavur tarafından çekilen filminin en az romanı kadar tedirgin edici atmosferiyle belleklere kazındı. Tabii Zebercet’i kusursuz şekilde ete kemiğe büründüren Macit Koper’in suretiyle de. Macit Koper 2017 yılında, tanışıklılarının otuzuncu yılında k24’e yazdığı yazıda “Zebercet’e şizoid demek, ondan kurtulmanın, iyice tanıdığımız halde yakamızdan düşürmeye çalışmanın bir yoludur” diyor ve devam ediyor; “Kimsenin bilmediği, kimseye söylemeye cesaret edemediğimiz kimi özelliklerimiz, bazı gizli isteklerimiz, zaman zaman elimizde olmadan yapıp işlediklerimiz, hadi itiraf edelim işte bütün bunlar hepimizi biraz biraz şizoid sınıfına sokar aslında. Hepimiz Zebercet’iz. Hele bu son zamanda, suskunluğumuz arttıkça, ilgilerimiz azaltıldıkça, korku ve tedirginlik hücrelerimize iletişimsizlik biçiminde sızdıkça, evet, hepimiz, henüz olmadıksa bile, Zebercet olma yolculuğundayız.”

Işıklı bir oyuncu

Son derece ürkütücü ve çok haklı olmadığını umduğum bir iddia. Peki, biz bugün neden tekrar Zebercet’e kafa yoruyoruz? Çünkü kendisi şimdi de tiyatro sahnesinde boy göstermekte. Romandan tek kişilik sahne uyarlamasını Firuze Engin yapmış, yönetmenliği aynı zamanda İstanbul Film Festivali Direktörü olan Kerem Ayan üstleniyor. Zebercet’i ise Halil Babür canlandırıyor.

Talimhane Tiyatrosu’nun İstanbul Tiyatro Festivali’nde perde açan yeni oyununu, belki de planlanmış bir tesadüf sonucu Zebercet’in doğum günü olan 28 Kasım’da izledim. Her detayıyla romanın ve filmin sinir bozucu atmosferini yeniden kuran bir otel odasında, bu kez yıllar yılı yazarı tarafından anlatılmış hikâyesini kendi anlatıyor Zebercet. Aslında filminden çok da uzak olmayan bir uyarlama. Beklenen esrarengiz kadını, gelen giden otel müşterilerini, aynı çatı altında yaşadığı, canı isteyince gece koynuna girdiği ortalıkçı kadın Zeynep’i, sinemada bacağını dayadığı on yedi yaşındaki delikanlıyı hep Zebercet’in ağzından tanıyoruz. Ve Halil Babür o derece yetenekli bir oyuncu ki, hepsi, hatta Zebercet tarafından canına kastedilen kedi bile sahnede sesiyle, beden diliyle var oluyor.

‘Zebercet’ tek perde ve 100 dakikadan fazla sürüyor. Buna rağmen başarılı bir kurgu, iyi bir sahneleme ve şahane oyunculukla hikâyesini merakla izlettiriyor seyirciye. Dediğim gibi, Halil Babür genç kuşağın en ışıklı oyuncularından biri ve çok da iyi bir oyun yazarı, yeri gelmişken Altıdan Sonra Tiyatro’daki “He-Go” oyunun da mutlaka görmenizi öneririm.

Son olarak bir itiraz

Neticede her yönüyle iyi bir oyun ‘Zebercet’. Ama benim bir çekincem, hatta itirazım var, o da o karakterin karşıma geçip bana kendisini anlatmasının verdiği rahatsızlık. Yo, izlerken rahatsız olmuyoruz, sorun o. Neredeyse empati kurup hoş göreceğiz, öyle bir göz gözelik, öyle bir dert dinleme hali. Oyunun tanıtım metninde “Varlığını kendisinin bile sorguladığı ama bir o kadar da yaşam dolu bir taşra adamı Zebercet” diye yazıyor, “Onu, yaratıcısı Yusuf Atılgan’ın sesinden tanımıştık; şimdiyse Zebercet iç ve dış dünyasını kendi ağzından anlatıyor”.

Güzel ama özellikle şu dönemde bu beni düşündürüyor. Mesela hikâyenin asıl kurbanı Zeynep’in zaten ağzı var dili yok, oyunda iyice karikatürize edilmiş, en fazla filmde onu oynayan Serra Yılmaz’ı hatırlatan bir tonlamayla “Tamam Ağa” diyor ve canından oluyor. Acaba sesini duyurması için kapı açmak, “Buyur şimdi de senin sıran” demek istediğimiz kişi gerçekten Zebercet mi? Bu da böyle bir soru olsun benden. 

‘ZEBERCET’ /  TALİMHANE TİYATROSU

Yusuf Atılgan’ın ‘Anayurt Oteli’nden Uyarlayan: Firuze Engin 

Yöneten: Kerem Ayan Dramaturji: Mehmet Ergen

Dekor Tasarımı: Meltem Çakmak Kostüm Tasarımı: Gül Sağer

Işık Tasarımı: Önder Ay  Müzik: Süleyman Erol

Oynayan: Halil Babür