Akıl ve öfke

Akıl ve öfke


Mekan da güzeldi, zaman da... Beşiktaş düne kadar hep sıkıntılar, gerginlikler ve hayal kırıklıkları yaşadığı UEFA Kupası’nda İnönü’de yeter sayıda taraftarın sevgisiyle buluştu. Dinamo Kiev gibi Şampiyonlar Ligi’nin ikinci tur eşiğinden dönen gerçek bir dev karşısında yenik duruma düşmesine rağmen şaşırmadı, dağılmadı, paniğe kapılmadı. Evet, hiç hak etmedikleri biçimde Diogor’nun vuruşuyla yenik düştüler. Ama futbolumuzda ender görülen bir şeyi gerçekleştirerek akılla öfkeyi birleştirdiler. Takımca sahip oldukları kaliteyi daha artırarak, dayanışmayla, özveriyle, bireysel yaratıcılıklarla bize nefis bir futbol şöleni sundular. Öfke, akılla birleşince, akıl takım içinde herkesin katıldığı ve paylaştığı bir sosyal bilince dönüşünce, hemen bir dakika sonra golü buldular. Pancu’nun vuruşu gerçekten akıl ve ustalık doluydu. Devre 1 - 1 biterken kimse kaygılı değildi, tedirginlik yoktu... Çünkü, sahada dev gibi bir takım vardı.
Lucescu’yu da kutlayalım. Fiziği yetersiz, ancak konsantrasyonunu da tamamlayamamış Tümer’e dayandı, futbolcusuna destek verdi. Öfkeye kapılmadı. Aklını kullanıp, Yasin’i çıkartarak İbrahim’i sol kanada aldı, kanattaki Ahmet’i orta alana taşıdı. Bu tablo Beşiktaş’a etkinlik ve verimlilik kazandırdı. Geride Tolga, Ronaldo ve Zago kusursuzdular. Özellikle Ronaldo ve sahanın en iyisi Zago’nun kazandıkları toplarla oyunu ileri taşıyan akılcı hamleleri ayakta alkışlanacak kadar güzeldi. Zaten kim oturuyordu ki, tribünde ! Beşiktaş’ı herkes ayaklanmış bir heyecanla izliyor, alkışlıyor, sahadaki şerbet gibi futbolu içiyordu. Tüm kapasitesini zorlayan ve pozitiflerini artırarak hücumda etkinlik yaratan Beşitaş’ta Nouma bir başka kahramanlık portresiydi. Ronaldo’nun golüne asist yaptı, sonra da skoru belirleyen golü ustaca attı. Dinamo’nun mekanik atletlerini ve disiplinli futbol örneklerini kendi örnekliğiyle ezdi geçti Beşiktaş... Sahada herkes görevini kusursuz gerçekleştirdi. Hatta kapasitesinin üstüne tırmanıp bireysel zirvelerini yakalayan oyunculardan kurulmuştu bu takım... Lucescu’nun sakin ve akıllı kenar yönetimiyle, akıl dolu saha içi enerjiler birleşince ortaya muhteşem bir maç çıktı. Şimdi hakça konuşalım; Dinamo Kiev de bu güzel futbola aynı şekilde karşılık verme çabasındaydı. Ama dedik ya; Kartal, dün gece sıfır hataydı.
Sarı karttan dolayı Pancu rövanşta yok. Elbet yine zor olacak. Ama bu Beşiktaş her türlü zorlukla baş edecek güce ve akla sahip. Şimdi gayret doktorlara düşüyor. Şu sakatları azaltıp, özellikle Sergen’i yetiştirsinler rövanşa... Son sözüm de İlhan’a... Be kardeşim seninki akılsız öfke... Dün geceden pay alamamayı, takımla birlikte yaşamamayı nasıl becerdin o eşşiz ve kontrolsüz öfkenle... Oysa ceza almayıp oynasaydın, herhalde keyif alacaktın sen de!