Bu hafta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Nobel Edebiyat Ödülü’ alan Peter Handke ile ilgili, “Irkçılığından gurur duyan bir şahsın ödüllendirilmesini, biz kesinlikle iyi bir niyet olarak görmüyoruz. Nobel kesinlikle itibarını kaybetmiştir” şeklinde bir açıklamada bulundu. Bu sözlerin ardından, hemen hemen bütün siyasi parti temsilcilerinden de Cumhurbaşkanı’nın çıkışını destekleyen, “Ödüller kendini imha etti” ve “Nobel leke aldı” gibi açıklamalar çorap söküğü gibi geldi. Takıldığım nokta ise, tam iki ay önce ödül kazandığı açıklanan yazarla ilgili neden bugün itiraz sesleri yükseldi? Ödül takdim töreni yeni yapıldı diye mi bizim siyasi arena geç fark etti?

Peki ama gerek Cumhurbaşkanı’nın gerekse AK Parti, CHP, MHP ve İyi Parti’nin kültür-sanat politikalarını takip eden danışmanları yok mu? Eminim ki var, var olmasına da böyle bir haberi nasıl kaçırdılar? Çünkü, Nobel ödülleri açıklandığı an, zaten dünyada Handke’nin ırkçılığı ve Nobel’in itibarı çok konuşulmuş ve tartışılmıştı. Yazarın ödül almasına karşı protestolar yapılmıştı. Ülkemizde de konuyla ilgili pek çok haber yapıldı, ben de buradaki köşemde uzun uzun Handke’nin ırkçı söylemlerinden ötürü, Nobel’in zaten son yıllarda iyice zayıflayan itibarının çok yara aldığını yazdım. Tam da iki ay önce bunlar yaşanırken ve ödül açıklanmış ama henüz törenle takdim edilmemişken itirazları yapmak, bu politik baskıyı göstermek gerekliydi. Oysa, ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’... Kısaca son iki aylık durumu bir kere daha özetleyeyim de Nobel Ödülleri ve Handke konusunda akıllar karışık kalmasın, danışmanlar da daha fazla haber atlamasın!

NOBEL, HANDKE VE İKİ AY GEÇ GELEN İTİRAZ

Nobel Ödülleri, ‘Oscar’ gibi verilmez. Farklı alanlarda önceden ilan edilir ve yine her alan için farklı tarihlerde düzenlenen törenlerle ödüller sahiplerine teslim edilir.

Nobel Ödülleri, bizim siyasilerin geç gelen itirazlarındaki gibi itibarını bugün kaybetmedi. Zaten son yıllarda, çıkar çatışmalarından cinsel taciz söylentilerine kadar uzanan büyük skandallarla sarsıldı ‘Nobel’... Öyle ki geçtiğimiz sene Nobel Komitesi’ni oluşturan Akademi Üyeleri, ‘ödül verecek durumda olmadıklarını açıkladı’ ve 2018 yılında zaten Nobel Edebiyat Ödülü verilemedi. Hatta alternatif bir oluşumla Yeni Akademi adı altında ödüller verildi. İsveç Kralı Carl Gustav da ‘Nobel’in itibarını yeniden toplaması için kolları sıvadı.

Yukarıda anlattığım sebeplerle geçtiğimiz sene Nobel Edebiyat Ödülü verilemediği için, bu yıl iki yazara birden verildi. Biri, IRKÇILIK TARTIŞMALARIYLA GÜNDEME GELEN PETER HANDKE, DİĞERİ DE OLGA TOKARCZUK... Olga Tokarczuk da solcu ve ülkesi Polonya’nın yönetimine karşı ağır eleştirilerinden ötürü sağcılar tarafından hainlikle suçlanan bir yazardır. (Bunu da belirtelim de bizim siyasilerin olası bir itirazı varsa yine aylar sonra gecikmeli olarak gelmesin.)

Bizim siyasilerin iki ay gecikmeli olarak tepki verdiği Handke, Nobel Ödülü açıklandığı an neden tüm dünyadan tepki almıştı, kısaca hatırlayalım... Avusturyalı yazar, savaş suçundan yargılanan Sırp Lider Slobodan Milosoviç’in cenazesinde, övgü dolu ırkçı söylemlerinden ötürü, ‘Nobel’ ruhuna uygun bulunmamıştı. Bilim insanı Alfred Nobel, vasiyetinde, adına verilecek ödülün ‘insanlığa hizmet etmiş kişilere’ dağıtılmasını istemiş. Bu arada yine bizim siyasi danışmanların gözünden kaçmış olabilir diye küçük bir hatırlatma yapayım, Alfred Nobel için bu ödüller biraz da kendi vicdanını rahatlatmak, günah çıkartmak anlamına geliyordu herhalde... Kimyager olan Nobel, dinamiti bulmuş ve patlayıcı ticaretiyle savaş dönemi büyük bir servet sahibi olmuştu.

Özetle, siyasilerimiz çok gecikmiş bir itirazda bulunmakla kalmamış, bir de zaten yıllardır skandallarla sarsılmış Nobel için sanki kendi tespitleri olan yeni bir söylem gibi, çok geniş çevrelerin uzun süredir gelen sözlerini tekrar ederek, gündemi çok geriden takip etmiş oldular. Elbette şunca iş arasında siyasilerin çok önemli olsa da bazı haberleri kaçırmasını anlayabiliriz ama danışmanlar nasıl böyle büyük bir hata yaptılar, işte orası sahiden anlaşılır gibi değil. Bu gecikmeden ötürü şimdi bu açıklamalar havada asılı ve zamansız kaldı. Üstelik, dünyanın gözünde, “Neden bugün?” ve “Daha yeni mi fark ettiniz?” gibi soruları da beraberinde getirdi.