Bu müze Dolapdere’yi değiştirecek

Dolapdere’deki değişim Dirimart’ın açılmasıyla başladı, sonra Pilevneli Gallery’nin semte gelmesiyle Dolapdere’ye daha sık gider olduk, daha sonra Evliyagil Dolapdere açıldı. Malum, İstanbul’da sanat galerileri sürekli taşınıyor, Nişantaşı’ndan Karaköy’e, Tophane’ye derken toplu halde hareket ediyorlar ama zor şartlarda bir türlü bulundukları semtte kalamıyorlar.

Kabul etmek lazım, galerileri Dolapdere’ye getiren, oyunu değiştiren aslında bu yıl 50. yılını kutlayan Vehbi Koç Vakfı’na bağlı Arter’di. Daha önce 9 yıl boyunca İstiklal Caddesi’ndeki yerinde ziyaret ettiğimiz Arter, Dolapdere gibi bir semti değiştirebilecek güce ve etkiye sahip tek müze. İşte o yüzden değerini daha da çok bilmeliyiz.

Bu müze Dolapdere’yi değiştirecek

Arter’i bu hafta basın gününde geziyorum, Grimshaw Architects imzalı bina bana Los Angeles’daki Diller Scofidio + Renfro ve Gensler imzalı Broad Museum’u hatırlatıyor. Hayır, mimarisiyle değil, Los Angeles şehir merkezinde ilk açıldığında şehri ne kadar etkilediğini ve hatta Los Angeles’ın çağdaş sanat alanındaki yükselişini borçlu olduğu önemli öncülerden olduğu için. Tabii Dolapdere’de böyle bir mimari eser görmek de çok etkileyici. Önce en üst kata, rengarenk yorganların arasından terasa çıkıyorum ve işte Grimshaw’un mimari dokunuşlarının arasından Dolapdere’deki çirkin yapılaşma ve sokakta asılı çamaşırların arasında tarihi bir kilise ve biraz ileride bir camii var.

Bu müze Dolapdere’yi değiştirecek


İşte asıl çağdaş sanat bu, 10 yıl sonra Dolapdere bambaşka bir yer haline geldiğinde bu görüntüyü belki de hatırlamayacağız bile.
Arter’in kuruluşundan beri başında olan Melih Fereli, “Arter’i Dolapdere’de dışarı taşımaya çalışmayacağız, tam tersine dışarıyı içeriye taşımak istiyoruz, kapımız herkese açık” diyor.

Her izleyicide etkisi farklı

Ömer Koç ise, “Ne mutlu ki, çağdaş müzecilik anlayışıyla inşa edilen ve sergilerin yanı sıra konserler, canlı performanslar, tiyatro, dans, film gösterimleri gibi sanatın pek çok disiplinini de içererek ziyaretçilerine bir müzeden çok daha fazlasını sunan bu yapıyı hayata geçirebildik. Çocuklarımızı yaratıcı düşüncenin, sorgulama becerisinin benzersiz dinamikleriyle donatmalı, yetişkinlerin de sanata erişim ve katılım hakkını yaygınlaştırmalıyız” diyor.

İşte bu amaçla 2 Ocak 2020’ye kadar Arter sergilerine giriş herkes için ücretsiz. Ayrıca Tüpraş sponsorluğunda 24 yaş ve altındaki gençler Arter’i her zaman ücretsiz ziyaret edebilecek. Sergiler hakkında acımasız eleştiriler var, çağdaş sanat konusunda hiçbir bilgi ve birikimi olmayanlardan. Bu kadar emeğe bu kadar acımasız olmayı kesinlikle anlamak mümkün değil.

Bu müze Dolapdere’yi değiştirecek


Arter koleksiyonunda Sigmar Polke, Mona Hatoum ve Theaster Gates gibi yabancı sanatçıların yanı sıra Türkiye’den Sarkis ve Ayşe Erkmen gibi değerli sanatçıların eserleri yer alıyor.

Bu müze Dolapdere’yi değiştirecek


Açılış programında tam 7 sergi var. Emre Baykal ve Eda Berkmen küratörlüğünde Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan “Saat Kaç?” başlıklı sergi, küratörlüğünü Selen Ansen’in yaptığı “Kelimeler Pek Gereksiz” sergisi, Altan Gürman retrospektif sergisi, Ayşe Erkmen’in “Beyazımtırak” sergisi, Rosa Barba’nın “Gizli Konferans” başlıklı yerleştirmesi, İnci Furni’nin “Bir An İçin Durdu” başlıklı kişisel sergisi ve Celeste Boursier-Mougenot’un offroad, v2 başlıklı yerleştirmesi. Sergilerle ilgili yorum yapmaya gerek yok, kendiniz görmelisiniz, her eserin her izleyicide etkisi farklı. Arter’in kitaplarıyla dikkat çeken mağazası ve tabii herkese açık kütüphanesinden bahsetmeden de geçmek olmaz. Gelecek programda 2021’de İKSV ile birlikte sahnelenmesi düşünülen bir opera ve 2022’de Ömer Koç koleksiyonu sergisi var.

Arter, 13 Eylül’de İstanbul Bienali’yle eş zamanlı açılacak. Bir an önce görmekte fayda var!