DOĞAYA SAHİP ÇIKIYORUZ

DOĞAYA SAHİP ÇIKIYORUZ

İstanbul’da aniden bastıran yağmur Kapalıçarşı’da bile sele neden olabiliyor.

Nişan-taşı’nın göbeğinde yollar çökebiliyor ama neyse ki bir günde çöken yol onarılıyor.

Ne de olsa yenilenmeye çok açığız, çok alışığız.

Günü kurtarmak konusunda üstümüze yok ama sağlam altyapı kurmak konusunda eksiğimiz çok.

Tabii bu arada da çevreye verdiğimiz zararlardan farkında olmadan da olsa günlük hayatta da etkilenecek duruma geldik. 

İklim değişikliğinin günümüzde geldiği nokta bu ama hâlâ çevreye yeterince önem vermiyoruz, hâlâ elimizdekilerin değerini bilmiyoruz, kaybedene kadar da bilecek gibi görünmüyoruz.

Bodrum’da güzel bir koyun ne hale getirildiğini gördük ama bu hale gelene kadar kimsenin sesi çıkmamış olması inanılır gibi değil.

Bu hale geldikten sonra yapılan yıkım, çevreye verilen zararı, yok edilen ormanları, kesilen ağaçları geri getirmiyor ne yazık ki.

Fazıl Say etkisi

Neyse ki hâlâ umut verenler var aramızda.

Bkz. Fazıl Say’ın Kaz Dağları’nda gerçekleştirdiği konser.

Ne kadar anlamlı bir protesto, ne kadar güzel bir kalabalık.

Kaz Dağları’nın Kanadalı bir firma tarafından altın aramak üzere yok edilmesine karşı Fazıl Say tek başına sadece piyanosuyla, müziğiyle mücadele veriyor, yüzlerce insan tatilini yarım bırakıp Kaz Dağları’na gidiyor onu izlemeye.

Ve bu şahane manzara yabancı basında geniş yer alıyor.

Hem Fazıl Say’ı hem de Kaz Dağları’na giden tüm izleyicileri kutlamak gerekiyor, bu kadar sakin ve zarif bir protesto gerçekleştirdikleri için ve tabii Kaz Dağları’nı korumak için ellerinden geleni yaptıkları için.

Fazıl Say konseriyle aynı gün Boğaziçi Caz Korosu da Tarkan’ın ‘Uyan’ şarkısını Kaz Dağları için seslendirip paylaştı, Tarkan da “Bir olur geliriz üstesinden. Her şey mümkün eğer inanırsan...” notuyla bu videoyu paylaştı.

Sosyal medyada da sık sık paylaşılan bu şarkı da anlamlıydı tabii ama keşke çevreci kimliğini takdir ettiğimiz Tarkan da Fazıl Say kadar cesur olup Kaz Dağları’nda bir mini konser gerçekleştirseydi ya da Fazıl Say’a eşlik etseydi...

DOĞAYA SAHİP ÇIKIYORUZ

Tarantino’nun yıldızıyla ne konuşmuştuk?

Tam 7 yıl önceydi, Christina Ricci ile röportaj yapmak için Brooklyn’de ‘Pan Am’ dizisinin setindeydim.

Çekimler uzun sürmüş, oyuncular ve ekip tekrarlardan yorulmuş kısa bir mola veriyordu.

Yanıma sarışın güzel bir kız gelmişti ve Avustralya’dan yeni geldiğini ABD’de şansını denediğini, bu diziye seçildiği için ne kadar mutlu olduğunu bir çırpıda anlatmıştı.

“Umarım bir gün benimle röportaj yapmaya da gelirsin, umarım bir gün benimle röportaj yapmak için de Türkiye’den gelen bir gazeteci olur” demişti bir çırpıda.

Şimdi tam 7 yıl sonra bana bunu söyleyen Margot Robbie, Quentin Tarantino’nun filmi ‘Bir Zamanlar Hollywood’da’nın kadın yıldızı.

Brad Pitt, Leonardo di Caprio ve Al Pacino ile aynı dev kadroda.

Roman Polanski’nin 8 aylık hamileyken Charles Manson cinayetlerine kurban giden eşi Sharon Tate rolünde.

Ve aslında bu rolü alması da tamamen yine hislerini bu kadar açık ve samimi ifade etmesinde.

Margot Robbie, Quentin Tarantino’ya bir mektup yazıyor ve hayalinin bir Tarantino filminde oynamak olduğunu anlatıyor.

O mektubun efsane yönetmenin eline geçip geçmediğinden bile haberdar değilken kendisinden bir telefon alıyor ve “Yeni filmimde seninle çalışmak istiyorum” diyor Tarantino.

İşte hayat bazen bu kadar da basit, evrene mesaj yolla gerçekleşsin!