Tasarım haftasından geriye kalanlar

Fuar alanını arşınlayıp sergilerden partilere koşarak geçti bir hafta. Özellikle Wallpaper dergisinin düzenlediği sergi açılışı ve parti büyük ilgi gördü. İşte Milano Tasarım Haftası 2016’da öne çıkanlar...

Milano Tasarım Haftası’nda en çok görmek ve görünmek istenilen sergi açılışı ve parti, Wallpaper dergisine ait. Tasarım Haftası’nın 55. yılında da bu gerçek değişmiyor. Tam üç yıl önce Wallpaper’ın “Handmade” sergisinde, Gaye Çevikel’in Decorum’u kapattıktan sonra kurduğu ve çok iyi tasarımcılarla çalıştığı markası Gaia & Gino’yu gördüğümde şaşırmıştım. Hatta sergiyi gezenlerin ilgisini en çok Gaia & Gino’nun modernize edilmiş nargileleri çekmişti. Şimdi ise Gaye Çevikel’in kreatif direktörlüğünde Wallpaper’ın otele dönüştürdüğü pasajdaki The Wallpaper Arcade’de “Simple is Beautiful” sergisini görünce şaşırmıyorum. Tasarım haftasından geriye kalanlar
Dixon ve Chambers’ın şovu
Şişecam’ın dünya çapındaki markası Nude için Ali Bakova, Erdem Akan, Tamer Nakışçı gibi Türk tasarımcıların yanı sıra Ron Arad, Nigel Coates, Philippe Malouin gibi isimlerle de çalışılmış. Sergideki Nude koleksiyonunun Corso Matteotti’de yer alan Paşabahçe mağazasında satılması da önemli bir gelişme.
Çevikel’den öğreniyorum, markası Gaia & Gino, Casa International ile işbirliği yapmış. Ayrıca Çevikel, Avusturya merkezli kristal markası Swarovski’nin tasarım haftasındaki sergisinin kreatif direktörlüğünü de üstlenmiş.
Wallpaper sergisi kadar çok konuşulan diğer bir sergi de Tom Dixon’ın Ceaserstone ile birlikte yaptığı “The Restaurant”. Tom Dixon, Rotonda della Besana’da kendi tasarladığı ürünleri kullanarak dört ayrı restoran konsepti yaratmış. Çalışanların kıyafetleri ise Dior modaevinden ayrılan Raf Simons imzalı. Tom Dixon ve Wallpaper dergisinin genel yayın yönetmeni Tony Chambers birlikte verdikleri partide sahneye de çıktılar, gitar çalarak müzisyen kimliklerini de konuşturdular. Dixon endüstriyel tasarımcı, Philippe Starck kadar medyatik de değil ama Milano’da tanınmış tasarımcılar popstar gibi karşılanıyor.
Çok konuşulan sergilerden biri de Pirelli Hangar Bicoccac’da Carsten Höller’in sergisi. Hangarda her şeyin devasalığı karşısında kendinizi küçücük hissediyorsunuz, sergi iki paralel yola ayrılıyor. Ziyaretçiler kendi yolunu seçiyor.
Tasarım haftasından geriye kalanlarWes Anderson imzası
Tasarım haftası için Milano’ya gelenlerin uğramadan dönmedikleri bir yer de Rem Koolhaas’ın mimarlık firması OMA’nın eski bir içki fabrikasını dönüştürerek tasarladığı Fondazione Prada. Fondazione Prada, çağdaş sanat sergilerinin yanı sıra mimari, sinema ve felsefe projelerinin de paylaşıldığı bir platform. Venedik’te ve Milano’da merkezleri var. Milano’daki merkezin girişinde Amerikalı yönetmen Wes Anderson’ın tasarladığı bir kafe-bar bulunuyor: Bar Luce. Anderson niyetinin film seti değil, gerçek hayat için bir mekan tasarlamak olduğunu söylese de Bar Luce daha çok bir film setini andırıyor.
Nilufar Gallery de bu yılın en çok konuşulan sergi mekanlarından. 1940-1970 yıllarının Brezilya tasarımları burada sergileniyor. Ayrıca halı atölyesi de dikkat çekiyor.
Tasarım haftasının favori mekanlarından biri de Rosanna Orlandi’nin eski bir fabrikaya kurulmuş olan galerisi. Bahçe de, içerisi de cıvıl cıvıl. Orlandi, İtalya’nın en stil sahibi kadınlarından biri. Dünyanın dört bir yanındaki genç sanatçıları keşfetmesiyle tanınıyor. Galerinin üst katında bir de butik var. Hemen yanındaki Paneacqua ise öğle yemeği için iyi bir seçenek.Tasarım haftasından geriye kalanlar
Hem sergi gezmek hem de bir kafede oturmak isteyenler ise konsept mağaza Corso Como 10’u tercih ediyor. Milano’nun en havalı kız kardeşleriyle burada karşılaşmak mümkün. Biri İtalyan Vogue’un genel yayın yönetmeni Franca Sozzani, diğeri Corso Como 10’un ve üst katındaki sanat galerisinin sahibi Carla Sozzani. Tarzlarıyla ve dalgalı uzun sarı saçlarıyla dikkat çekiyorlar.

Sergi mekanı villa

MIlano turunda görülmesi gereken bir başka sergi mekanı Villa Necchi Campiglio. Mimar Piero Portaluppi’nin 1930’larda yaptığı, Tilda Swinton’ın başrolünde olduğu “I am Love” filminin çekildiği müthiş ev. Tilda Swinton çekim için neden bu evi seçtiklerini anlatırken “Biraz saray, biraz müze, biraz hapishane” olmasından etkilendiklerini söylemiş. Evet, evde saray ve müze havası var ama hapishane olamayacak kadar huzur verici. Sahiplerinin çocuğu olmadığı için ev devlete kalıyor, müzeye dönüştürülüyor ve olduğu gibi korunuyor.

Tasarım haftasından geriye kalanlar

Meşhur mobilya fuarı Salone del Mobile ile bitiriyoruz. Fuarın tamamını gezmek mümkün değil. Gördüklerim arasında en çok minimalizme ve çok işlevselliğe dönüş dikkat çekiyor. Standlar “dar alanda kısa paslaşmalar” temalı. Küçük alanları en iyi şekilde değerlendirme hedeflenmiş. Bir de tasarımlar kadar tasarımcıları da yıldızlaştırmış.