Doğrusunu geç gördük

Bugün bir genç gelse de benden öğüt istese, gözümü kırpmadan:
- Yalnız kendi çıkarını düşün, punduna getir çal, atabildiğin kadar kazık at, kitaba mitaba, onun bunun ukalalığına kulak asma, temiz giyin, rahat yaşa, arada sırada bir “namus” sözü et, dışarıda para biriktir, zengin çevreler ve günün adamlarıyla ahbaplık kur, hatta akraba olmaya çalış ve sıkışık bir anda dışarıya kaçmak için cebinde daima bir pasaport bulundur, derim.
*
Bir genç öğretmen gelse de akıl sorsa:
- Sınıfta sakın fiziğe, felsefeye girme. Her türlü ilim bizim kutsal kitabımızda yazılıdır, de. Dünyadaki hayatın önemsiz bir köprü olduğunu, gerçek hayatın öteki dünyada başlayacağını anlat. Kodamanların çocuklarına bol numara ver, nüfuzlularla iyi geçin, kabilse topça bir sakal bırak. Her yeniliği ahrette cennete gitme şansını azaltan bir gavurluk olarak itham et; Avrupalı kiliseye gitmiyor mu diye sık sık sor ve “Biz Batı’nın kötü taraflarını aldık” diye ahkâm kes, derim.
*
Gazeteciliğe hevesli biri gelse de en sağlam başarı yolunu öğrenmek istese:
- Cıvık cıvık bayağılık kokan mersiyeler yaz. Her satırın arasına vatan millet kelimelerini yerleştir. “Bu milletin imanıyla oynanmaz” diye manşetler çek, sana faydası dokunacak kişilerin resmini bas, kızdıklarını özel hayatlarını yazmak şantajıyla korkut; partilerden, firmalardan, gizli ödeneklerden para al; sana cephe almaya kalkacak birkaç enayi çıkarsa, vatan haini olduklarını söyle; herkesi hırsızlığa teşvik et ve ortaklıklara gir, derim.
*
Teknik adam olmak isteyenlerin ilk yapacağı şey, para karşılığı sahte rapor yazmak, taahhüt işlerindeki uygunsuzlukları örtbas etmek, devletin muayyen bürolarıyla bu bürolarla iş yapmaya kalkanları çete halinde birleştirmek ve başına geçmektir.
*
Bakkal, çakkal, işçi, usta ve esnafın kafasında tek sabit fikir bulunmalıdır:
Kabil olduğu kadar daha kötüsünü, daha pahalıya sokmak.
*
Siyasiler için her söz serbesttir. Orman kesmek isteyenlere kestirmelidirler ormanları. Okula çocuklarını göndermek istemeyenler göndermemelidirler. Bu dünyanın boş, fakat gerçek dünyanın ahrette başlayacağını onlar da hatırdan çıkarmamalı ve bir-iki Arapça uydurmasıyla bunu kürsülerden bağırmalıdırlar.
*
Şimdiye kadar bunların hep tersini söyledim ve tersini yapmaya çalıştım.
Beş on budalayla birlikte özgürlük, akıl, bilim, memleket gerçekleri diye suda havan dövüp durduk. Ne kadar hata ettiğimizi anlamaya başlıyorum.
Birkaç cafcaflı tefsir ve “Dinimiz neden elden gitti?” sorusuna ilericileri batıran polemiklerle cevap vermek, elimizi öpmek için koşanların kuyruğunu caddelere taşıracaktı.
*
Bizden sonrakiler bu hataya düşmemelidirler.
Vurgunun, yalanın ve pek rahatça paşa paşa yaşamanın bu kadar kolay olduğu bir diyara insan bir daha doğamaz.
Burnumuza uzanan yağlı kuyruğu değil de vaktiyle bize öğretilmiş olanlara yönelmenin gafleti...
Sebep olan kitaplar ve sebep olan namuslu hocalar sebepsiz kalsınlar...