Göz

Kimisi siyah, kimisi kahverengi, kimisi yeşil, kimisi ela, kimisi mavi, kimisi lacivert, kimisi kestane, kimisi bal rengi olur.
Bazıları hareli, bazıları baktığı renge göre değişken, bazıları ferli, bazıları fersizdir. Cıvıl cıvıl olanlar, donuk olanlar vardır.
*
İnsan sarrafı geçinenler:
- Ben adamı gözünden tanırım, derler.
Birinin de çıkıp, kendilerini aynı usulle tanıyabileceği geçmez o sırada akıllarından.
*
Kül yutmama iddiasında olanlar, övünürken yahut çetrefilli bir mesele karşısında kazık yeme ihtimali belirdiği zaman, kendilerini yüreklendirmek için sık sık tekrarlarlar:
- Bende o göz var mı yahu, ben de o göz var mı?
Ama eloğlu gözünün yaşına bakmaz, punduna getirdi mi yine de atar kazığı. Kazığın acısını hafifletmek ve silme salak duru-muna düşmekten kurtulmak için:
- Zaten, denir, daha başında tutmamıştı gözüm onu.
Ve arkasından bedduaya geçilir:
- Gözü kör olur inşallah.
*
Kadın da, erkek de birbirlerinin gözlerinden düşebilirler. O zaman aşk kristali minareden düşmüş gibi paramparça olur ve gönüllerde sadece zaman zaman acıtan kırıntılar kalır.
*
Fakat gözden düşmenin en netamelisi siyaset alanındadır. Bir yuvarlama başlar ki sonu nereye varır belli olmaz. Bir hayli parladıktan sonra böyle bir kazaya uğrayanlara yaşlı kadın akrabaları:
- Göze geldi, derler.
*
Düşmanları ise bunu, gözünü hırs bürümüş olmasına bağlarlar.
Oysa gözden düşmenin asıl nedeni, göze girdikten sonra göze batmaya başlamaktır.
*
Bazen de insanın gözü kimseyi gör-mez, ya çok kızgınken, ya çok üzüntülüyken, ya çok âşıkken. Böyle zamanlarda gözü iyice kara-ranlar belaya sokarlar başlarını.
*
İnsanlar birbirlerinin gözünü korkutmaya meraklıdırlar. Cart curtla karşılarındakini kıstırırlarsa bir de keyifle babalanırlar:
- Benden gözü yıldı, diye.
*
Buna “gözdağı vermek” de denir. İnsanların selamdan bile daha kolay verdikleri bir şeydir bu.
Özellikle siyasette gözün gözü görmemesi her gözün önünde bir başkasının verdiği bir gözdağının bulunmasındandır.
Gözünü budaktan sakınma-yanlar aldırmazlar bu laflara.
*
Göz süzmek, gözle yemek, göz etmek, göz ucuyla bakmak, yine hep gözün marifetlerindendir.
En güçlü teminat da, yine göz üstüne edilen yeminlere verilir:
- İki gözüm önüme aksın ki, denir.
*
Uysallık:
- Gözün üstünde kaşın var, dememekle mümkündür.
Kabadayılık:
- Şimdi gözünü patlatırım, demekle...
*
Hayat, göz göze gelmek ve göz göze gelmemek salıncaklanması arasında geçer.